Tazminat Hukukuna İlişkin Değerlendirmeler
İstanbul Barosu Staj Eğitim Merkezi tarafından düzenlenen tazminat hukukuna ilişkin seminer, 26 Haziran 2019 Çarşamba günü saat 17.30’da baromuz merkez bina konferans salonunda yapıldı.
Seminerin açılışında konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, Staj Eğitim Merkezinin, eğitimin yanı sıra bu tür seminerler ve söyleşiler düzenleyerek, bir taraftan hem staj yapan genç meslektaşlarımızı bilgilendirmek, hem de avukatlarımızın karşılaştığı sorunları güncellemek bakımından yararlı bulduğunu söyledi.
Toplantılara katılanlar açısından bakıldığında, bugün tazminat hukuku denilince bu alanda Yargıtay’da ilk akla gelen isimlerden birinin Çelik Ahmet Çelik olduğunu belirten Durakoğlu şöyle dedi: “Bu avukat olarak övünç duymamızın ötesinde, Yargıtay’da içtihat değiştirme ihtiyacı olduğunda mutlaka kendisine başvurulan kişi haline gelmesinden mutluluk duyuyoruz. Bugün böylesine önemli bir değeri konuk ediyoruz.”
Sigorta hukuku alanında da uzman bir hakemle birlikte olunduğunu belirten Durakoğlu, “Avukatlığı bir el verme sanatı olarak niteleyip, kendisi için biriktirdiği değerleri kıskançlıkla kendisine saklama yerine meslektaşlarına özenle anlatan İsmet Demirağ’la birlikteyiz. Bir başka değer, sayın yargıcımızı da burada ağırlamaktan son derece mutluyuz” dedi.
Staj Eğitim Merkezi Yürütme Kurulu Başkanı Av. Elif Görgülü de, bugün altıncısını düzenlenen eğitim seminerlerinin, genç meslektaşlarımızın çağdaş, tutarlı ve donanımlı birer hukukçu olarak yetişmelerini amaçladığını, değişen ve gelişen dünyamızda genç meslektaşlarımızı geleceğe hazırlayıp onların mesleki kariyer planlaması yapmalarına yardımcı olmayı ve nitelikli birer hukukçu olarak yetişmelerini hedeflediklerini bildirdi.
Açılış konuşmalarından sonra seminer oturumuna geçildi. Oturumu SEM Yürütme Kurulu Üyesi Av. Gülderen Zerrin Kavak Yıldırım yönetti.
İlk sözü tazminat hukuku uzmanı Çelik Ahmet Çelik aldı. “Öyle bir dönemden geçiyoruz ki hukuku ayağa kaldırmamız ve ülkemizin adalet sistemine sahip çıkmamız gerekiyor” sözleriyle konuşmasına başlayan Çelik, “Yargımız çok zor durumda. 4 bin 700 hâkim meslekten çıkarıldı. Herkesin inancına saygılıyım ama inancı hukukun kapısından içeri sokmayalım. Bakın ne hallere geldik. Hukuku işler hale getirmemiz lazım” dedi.
Çelik, kendisinin pozitif hukuktan yola çıkıp ‘olması gerekeni’ anlatmaya çalıştığını, bu mücadelenin içersinde de birçok görüşünün yargı çevrelerinde, akademik çevrelerde benimsenmiş olmasından dolayı kıvanç duyduğunu söyledi.
Tazminat hukukunda bir takım zorluklar bulunduğunu, bunların en başında belirsiz alacak davasının bir türlü kavranmamış olmasının sıkıntısını çektiğini belirten Çelik şöyle devam etti: “Bunun Türkiye’ye getirilmesinde benim katkım oldu. 2002’den beri belirsiz alacak davasını anlatmaya çalıştım. Usul hukukçularının direnişiyle karşılaştım. Sonunda dava 6100 sayılı yasaya konuldu. Belirsiz alacak davası özellikle haksız ölüm sonucu destekten yoksun kalan veya bedensel zarara uğrayan kişilerin açacakları davalarda büyük kolaylıklar sağlayacak” dedi.
Belirsiz alacak davasına ilişkin 107. Maddenin ikinci fıkrasına göre dava değerinin artırılabildiğinin altını çizen Çelik Ahmet Çelik, şunları söyledi: “Kanun, bir defa artırılabilir demiyor. O halde birkaç kez artırılmasında yasal bir engel yok. Usul hukukçuları hala dava değerinin artırılmasını ıslah olarak niteliyorlar. Dava değeri ıslah değildir, kanun yolları tükeninceye kadar defalarca artırılabilir. Çünkü belirsiz alacak davasının batıdaki anlamı ve önemi başlangıçta belli olmayan tazminat ve alacak miktarının yargılama sonrasında tamamıyla tespit olunup hüküm altına alınmasıdır”.
Çelik Ahmet Çelik, konuşmasının kalan bölümünde, belirsiz alacak davası açılmasının koşulları, alacağın miktarı ya da değerinin tespiti ve bu konuda açılan davalarla ilgili mahkeme kararları üzerinde durdu. Çelik ayrıca, manevi tazminat ve trafik yasasından kaynaklanan davalarla ilgili mahkeme kararlarını da kapsayan bilgiler verdi.
Çelik Ahmet Çelik’in kendisine yöneltilen soruları yanıtlaması ve sunumunun tamamlanmasından sonra İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, Çelik’e teşekkür ederek bir plaket sundu.
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi Hâkimi Umur Karakaya, trafik kazalarından doğan zararlar, bunların tazmini ve destekten yoksun kalma konuları üzerinde durdu.
Trafik kazalarında bedensel zararlar ve destekten yoksun kalma zararları bulunduğunu belirten ve bu zararlar çerçevesinde tedavi giderleri konusuna ağırlık veren Karakaya, tedavi giderlerinin iki kola ayrıldığını, birincisinin sağlık giderleri, ikincisinin ise iyileşme giderleri olduğunu bildirdi.
Sağlık giderlerini kazadan hemen sonra hastanede yapılan belgelendirilmiş muayene ve ilaç giderleri olarak niteleyen Karakaya, kişi sigortalı olsun olmasın bunlardan SGK’nın sorumlu olduğunu belirtti. İyileşme giderlerinin ise taburcu olduktan sonra iyileşmek için yapılan ilaç, bakım ve tedavi giderleri olduğunu kaydeden Umur Karakaya, bu harcamaların belgeye bağlanmasına ihtiyaç bulunmadığını, bu masrafların tespit edilememesi halinde hâkimin takdir hakkını kullanarak rakamın belirlendiğini söyledi.
Karakaya, konuşmasının son bölümünde, güç kaybı tazminatı, geçici ve sürekli iş görmezlik konuları üzerinde durdu.
Sigorta Tahkim Komisyonu Hakemi İsmet Demirağ, Sigorta Tahkim Komisyonunun, Ombudsmanlık kurumu örnek alınarak 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 30. Maddesine göre Başbakanlık Hazine Müsteşarlığına bağlı olarak kurulduğunu bildirdi.
Komisyonun sigorta çatısı altında düzenlenmesini tarafsızlık ve bağımsızlık açısından eleştirdiğini belirten Demirağ, yine komisyon içersinde verdiğimiz kararlar tartışılırken, ilam ve icraya konu olurken bu müessesenin içinde hukukçu olmayanların görev almasını da şiddetle eleştirenler arasında bulunduğunu söyledi.
Tahkimde dava açarken pek çok usul sorunuyla karşılaşıldığını, oysa internetten dava açmanın çok kolay olduğunu hatırlatan İsmet Demirağ, “Dava açıldıktan sonra dilekçe, hukukçu kökenli raportörler tarafından incelenip hakemlere geliyor ve karar süreci dört ayı geçmiyor. Oysa mahkemelerde bir yıl sonrasına gün verilebiliyor” dedi.
İyi bir sigorta hukukçusunun Türk Ticaret Kanunu, Sigortacılık Kanunu, Yargıtay 17. Dairenin kararlarını, Kara Yolları Trafik Kanununu, Türk Borçlar Kanununu iyi bilmek zorunda bulunduğunu vurgulayan Demirağ, dava dilekçelerinde yapılan usul hataları üzerinde durdu ve konuya ilişkin Yargıtay ve mahkeme kararlarından örnekler sundu.
Sunumlardan sonra soru/cevap bölümüne geçildi. Seminerin sonunda oturum yöneticisi ve konuşmacılara birer plaket sunuldu.


