Taşıma Ve Sigorta Hukuku Açısından Hava Taşıyıcısının Sorumluluğu
İstanbul Barosu Sigorta Hukuku Komisyonunca “Taşıma ve Sigorta Hukuku Açısından Hava Taşıyıcısının Sorumluluğu” konulu bir panel düzenlendi. Panel, 6 Haziran 2009 Cumartesi günü saat 11.00 – 16.00 arasında Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.

İstanbul Barosu Sigorta Hukuku Komisyonunca “Taşıma ve Sigorta Hukuku Açısından
Hava Taşıyıcısının Sorumluluğu” konulu bir panel düzenlendi. Panel, 6 Haziran 2009 Cumartesi günü saat 11.00 – 16.00 arasında Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.
Panelin açılış konuşmasını yapan İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın, ülkemizde hava taşımacılığında yabancı şirketlerin daha etkin olduğunun görüldüğünü söyledi.
Konuşmasında hava taşımacılığının tanımı, Hava Taşıma Sözleşmesinin özellikleri, bu sözleşmenin ayırıcı unsurları ve Türk Hukukundaki yeri konusunda bilgi veren Aydın, ulaştırma politikasına ilişkin gelişmeleri şöyle özetledi:
“Avrupa birliğine tam üye olabilmemiz için 03 Ekim 2005 tarihinde imzalanan çerçeve belgesinde var olan 35 müzakere başlığından birisinde AB Ulaştırma mevzuatı güvenli, etkin, çevresel açıdan sağlıklı ve kullanıcı dostu taşıma hizmetlerini destekleyerek iç pazarın işleyişini iyileştirmeyi amaçlamaktadır. Ulaştırmaya ilişkin müktesebat, karayolu, demiryolu, iç suyolları, kombine taşımacılık, hava ve deniz taşımacılığını kapsamaktadır.
Ayrıca ulaştırma, teknik ve güvenliğe ilişkin standartlar, sosyal standartlar, devlet yardımlarının denetimi ve iç ulaşım pazarı bağlamında piyasanın liberalleşmesiyle ilişkiyi de gözden kaçırmamak gerekir. Hava taşımacılığı müktesebatında sınırlı bir gelişme kaydedildiği söylenebilir; uçak ve helikopter pilotlarına lisans düzenlemesine ilişkin talimatların da Temmuz 2005’te yayınlandığı görülmektedir”.
Daha sonra panele geçildi. Sigorta Hukuk Komisyon Başkanı Av. İsmet Demirağ’ın yönettiği panelde ilk sözü Prof. Dr. Hüseyin Ülgen aldı. Yeni Türk Ticaret Yasası Tasarısında taşıma ile ilgili köklü değişiklikler yapıldığını ve taşımacılık konusunun Tasarıda 6 kitap halinde yer aldığını belirten Ülgen, Taşıma Sözleşmeleri konusunda ayrıntılı bilgi verdi.
Kara, deniz, demiryolu ve hava taşımacığında ortaya çıkabilecek sorunlarda kara taşımacılık hükümlerinin geçerli olduğunu, çünkü kara taşımacılığı hükümlerinin genel hükümler mahiyetinde bulunduğunu belirten Ülgen, yolcu taşıma sözleşmelerinin vekâlet sözleşmesi, yük ve eşya taşıma sözleşmelerinin ise istisna sözleşmesi kapsamında düşünüldüğünü bildirdi.
Hava Taşıma Sözleşmelerinin yapısı, sözleşme tipleri, geçerlilikleri hakkında ayrıntılı bilgi veren Prof. Dr. Hüseyin Ülgen, uluslararası bir yaptırımı olan hava taşımacılığına ilişkin mevzuatın birleştirilmesi ve bir yeknesaklık sağlanması için Montreal Konvansiyonuna yeni bir içerik kazandırıldığını anlattı.
Taşıma Senedi’nin kıymetli evrak niteliğinden çıkarılıp İspat Belgesi haline getirildiğini, taşıyıcının sorumluluğunun sınırlı bulunduğunu kaydeden Ülgen, “Sınırsız bir sorumlulukla hiç kimse taşıyıcılık yapamaz. İnsanların yaralanması, ölmesi, eşyanın tahrip olması, kaybolması ve gecikmeler hava taşımacılığında pek sık rastlanan olaylardır. Sınırlı sorumluluk bu nedenle getirilmiştir” dedi.
Kurtuluş Beyinesi getirilirse, müterafi kusur, belli sürelerde hasar ihbarında bulunulmaması ve belli süre içinde dava açılmamasının taşıyıcıyı sorumluluktan kurtarabileceğini hatırlatan Ülgen, taşımacılık konusunda düzenlenmiş tazminat ve sigorta konularında da açıklamalarda bulundu.
Hava taşımacılığı konusunda uygulamada yaşadıklarını ve bu alandaki deneyimlerini anlatan Av. Yaşar Öztürk de konuşmasında küreselleşme ve Montreal 1999 Konvansiyonu üzerinde durdu.
Hava taşımacılığı hukukunun uluslararası niteliğine vurgu yapan ve iç hukuku da derinden etkilediğini belirten Öztürk, hava taşımacılığı hukukun geçirdiği evreler üzerinde bilgi verdi.
Çağımızda havacılığın hızlı bir gelişme gösterdiğini, kuralların da hızla değiştiğini hatırlatan Av. Yaşar Öztürk, hava yolu İle Yapılan Uluslararası Taşımalar İçin Bazı Kuralların Birleştirilmesi Hakkında Sözleşme’nin 1999 yılında Montreal’de Türkiye’nin de dahil olduğu, pek çok ülke tarafından imzalanmış olduğunu, en az 30 devlet tarafından ulusal hukuklarına uygun olarak onaylandığına dair onay belgelerinin, tevdi makamı olan ICAO’ya tesliminden sonra Sözleşmenin 4 Kasım 2003’de yürürlüğe girdiğini, Türkiye’nin de TBMM’de 02 Nisan 2009’da bu Sözleşmeye Türkiye’nin de katılmasının uygun bulunduğunu ve bu Kanunun 14 Nisan 2009 Tarihli Resmi Gazete’de yayınlandığını, ancak onay belgesinin ICAO’ya tevdi edilmesinden itibaren 60 gün geçtikten sonra Türkiye için de yürürlüğe girebileceğini, henüz bu sürecin tamamlanmamış olması nedeniyle Türkiye için Montreal 1999 Konvansiyonunun henüz yürürlüğe girmediğini söyledi.
Montreal Sözleşmesini ulusal mevzuatına uygun olarak onaylayarak onay belgelerini ICAO’ya tevdi eden ve gerekli süreci tamamlayan devletlerin sınırlı sorumlulukları kaldırdıklarını, Montreal 1999 konvansiyonunda gecikmeden dolayı uğranılacak manevi zararın karşılanmasının mümkün görülmediğini anlatan Öztürk, taşımacılıkta ortaya çıkabilecek olumsuzluklardan kaynaklanan sorumluluk, uygulamada karşılaşılan yargı süreçleri ve yargı kararları hakkında örnekler verdi ve Montreal 1999 Konvansiyonu ile sadece yük ve eşya tahribatı ve kayıpları için uluslararası tahkime gidebilmenin bir yenilik olarak getirildiğini bildirdi.
ABD’de yaşanan11 Eylül olayından sonra sigorta şirketlerinin zor durumda kaldığını, devletlerin kendi hava yolu şirketlerine sahip çıktıklarını, kefil olduklarını, Türkiye’nin de bu yolu izlediğini kaydeden Öztürk, Avrupa Birliğinin ise bir tüzük yayınlayarak hava araçlarının sigorta limitlerinin yeniden belirlendiğini, uçuş güvenliği açısından AB standardına uymayan hava şirketlerinin kara listeye alındığını sözlerine ekledi.
Soru – cevap bölümünden sonra İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın, panelin konuşmacıları Prof. Dr. Hüseyin Ülgen ve Av. Yaşar Öztürk’le oturumu yöneten Sigorta Komisyonu Başkanı Av. İsmet Demirağ’a birer teşekkür belgesi verdi.


