İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Suça Sürüklenen Çocuklar - I

Suça Sürüklenen Çocuklar - I

İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezince düzenlenen ‘Suça Sürüklenen Çocuklar’ konulu panel dizisinin ilki, 22 Nisan 2019 Pazartesi günü saat 14.00’da Baromuz Merkez Bina Konferans Salonunda yapıldı.

Açılışta konuşan İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Nazan Moroğlu, hak temelli sorunlara karşı sadece belli bir kurumun tek başına yapabileceklerinin yeterli olmadığını, tüm kurum ve kuruluşlar birlikte çalışabilirlerse ancak bir çözüme ulaşılabileceğini söyledi.

Sorunların çözümü için mutlaka devlet desteğinin olmasına ihtiyaç bulunduğunu belirten Moroğlu, belli konularda özellikle çocuk ve kadın hakları ile ilgili, insan haklarıyla ilgili sorunların çözümünde, canla başla bazı kurumların çalışmasına rağmen, kararlı bir devlet politikasının olmaması yüzünden çözümün gerçekleşmediğini bildirdi.

Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Av. Aşkın Topuzoğlu, Mustafa Kemal Atatürk’ün 23 Nisan’ı Çocuk bayramı ilan ederken, onların bayram havasında yaşayabilmeleri için yetişkinlere de çeşitli görevler yüklediğini söyledi.

Aslında 23 Nisan’ın sadece bir bayramı olmadığını belirten Topuzoğlu,  hem ulusal, hem uluslararası çalışmalarda çocuk haklarının korunmasına eş zamanlı başlandığını, örneğin Eylül 1924’de Milletler Cemiyeti Genel Kurulunun hazırladığı Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesinin altında Atatürk’ün de imzasının bulunduğunu bildirdi.

Topuzoğlu, Türkiye’nin, Birinci ve ikinci Balkan Kongrelerine 1934 ve 38 yıllarında katıldığını, bu kongrelerde çocukların korunması ve çalışmasına ilişkin sorunların çözümünün ele alındığını, bu dokümanların daha sonra kabul edilen evrensel çocuk haklarının temelini oluşturduğunu, o nedenle çocuk haklarına ilişkin yolculuğumuzun uzun yıllar öncesine dayandığını anlattı.

Paneli, Çocuk Hakları Merkezi Başkan Yardımcısı Av. Ayşenur Demirkale yönetti. 

Çocuk Hakları Merkezi Kurucularından Av. Seyhan Akşen Paksoy, suça sürüklenen çocukların nasıl suça itildiklerini, tanık olduğu ve üstlendiği davaları örnek göstererek anlattı.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Armağan Köseoğlu, sunumunda Çocuk Suçluluğuna İlişkin Psiko-Sosyal Risk Faktörleri üzerinde durdu.

Suçlu bireylerin arasında ergenlerin de bulunduğunu, ergenlerin suç işlemeye meyilli olduklarını belirten Köseoğlu, şöyle dedi: “Ergenin suç işlemesi gelinen son noktadır. Suça sürüklenen çocuklarda başlıca etken bozuk aile yapısı ve okul koşullarıdır”.

Çeşitli kurum ve kuruluşların, sivil toplum örgütlerinin çalışmalarına da değinene Köseoğlu, “Gönüllükle süreklilik farklı şeylerdir. Bununla birlikte çok yönlü, çok boyutlu, çok katılımlı olmazsa kısa vadede bu çözümler fazla yanıt vermez, geri dönüşü olmaz. Dolayısıyla tüm birimlerin yani Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının bir arada, uzun dönemde ve çok yönlü katılımıyla girişimlerde bulunulursa sonuç alınabileceğini ümit ediyorum” dedi.

Altınbaş Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hasan Sınar, suça sürüklenen çocuklar konusunu TCK, CMK ve ÇKK açısından değerlendirdi. Suça sürüklenen çocukların ulusal ve uluslararası hukukla koruma altına alınması, çocukların eğitimle iyileştirilmesi ve suçlu olarak kabul edilmemesi gerektiğini belirten Sınar, özetle şöyle konuştu:

Çocukların yakalanıp gözaltına alınması konusuna gelince, Ceza Muhakemesi Yasasının 90 ve 91. Maddelerini incelediğimizde enteresan bir biçimde bu tedbirlerin çocuklar hakkında uygulanmasına ilişkin olarak kanunda hiçbir düzenleme olmadığını görüyorsunuz.  Çocuk Koruma Kanununa baktığınızda da 19. Madde de çocuklara zincir ya da kelepçe takılamayacağına ilişkin düzenleme dışında yakalama ve gözaltına almaya ilişkin olarak somut bir düzenleme bulunmuyor. Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğine dayanıyor. Kişi özgürlüğüne ilişkin bir koruma tedbirinin ne şekilde uygulanacağı hususu yönetmelikle düzenlenemez. Bu Çocuk Hakları Kanununa da açıkçı aykırılık oluşturuyor. Yakalama ve gözaltına almada adli kontrol tedbirlerine başvurmak yerinde olacaktır”.

Cumhuriyet Savcısı Orhan Güldiker, suça sürüklenen çocuk konusunun 0-12, 12-15, 15-18 yaş aralığında ele alınarak incelenmesi gerektiğini bildirdi. Güldiker, 0-12 yaş arasındaki çocuğun cezai ehliyetinin bulunmadığını, savcılığa getirilen çocuk için ‘Kovuşturma aşamasında ceza verilmesine yer olmadığı’ kararının verilmesi gerektiğini belirtti.

12-15 yaş arasındaki çocuğun cezai ehliyetinin araştırılması gerektiğinin altını çizen Güldiker, fiilin hukuki anlamı ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin araştırılması gerektiğini vurguladı.  Güldiker 15-18 yaş arasında suç işleyen çocuğun ise cezai ehliyetinin bulunduğunun kabul edileceğini belirtti.

Çocuk Hakları Merkezi Sekreteri Av. Fırat Çelik de suça sürüklenen çocuklarda soruşturma ve kovuşturma aşamasında karşılaştıkları sorunları ve avukatın bu aşamalardaki katkısı üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Soru/cevap bölümünden sonra konuşmacılara birer Teşekkür Belgesi, katımcılara da Katılım Belgesi verildi.

Galeri

Kategori:Haberler