İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Staj Eğitiminde Yeni Bir Dönem Başladı

İstanbul Barosu Staj Eğitim Merkezi yeni eğitim dönemi

Staj Eğitiminde Yeni Bir Dönem Başladı

İstanbul Barosu Staj Eğitim Merkezi yeni eğitim dönemi 2 Kasım 2016 Çarşamba günü saat 13.00’da Baronun Bakırköy Hizmet Birimi Av. Dr. Mehmet Şükrü Alpaslan Konferans Salonunda başladı.

Açılışta konuşan İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muazzez Yılmaz, stajı bir angarya olarak görmemek gerektiğini ve Staj Eğitim Merkezinde bunun içini doldurmaya çalıştıklarını, Avukatlık Kanununun ilgili maddelerine göre avukatlığa hazırlık eğitimi vermeye çalıştıklarını söyledi.

Avukatlık Staj Yönetmeliği hakkında bilgi veren Yılmaz, stajın tüm koşullarının yönetmelikte düzenlendiğini, stajı bitirme belgesinin verilebilmesi için stajyerin tüm eğitim programlarına katılmış olması gerektiğini bildirdi. Yılmaz,  ayrıca stajyerin, katıldığı zorunlu eğitim çalışmalarından yazılı-sözlü anlatım, hukuksal niteleme, meslek ilke ve kurallarına uygunluk yönünden başarılı bulunmuş, bireysel eğitim çalışmasının kabul edilmiş olması, avukatlık mesleğini, mesleğin saygınlığına uygun olarak yapacaklarına yönelik kanaat oluşturması gerektiğini anlattı.

Bir staj döneminde 120 saatlik eğitim almak zorunluluğu bulunduğunu hatırlatan Muazzez Yılmaz, eğitim programının bu çerçevede hazırlandığını,  eğitime devam konusu özellik arz etiğini ve derslerin aksatılmaması gerektiğini vurguladı. Yılmaz, diğer ülkelerin uyguladıkları staj eğitimleri hakkında bilgi verdi.  

Eğitim döneminin ilk dersini Bakırköy Cumhuriyet Başsavcısı Selami Hatipoğlu verdi. İlk derste yaşadığı ilginç olaylar ve bazı usuller hakkında bilgi vermek istediğini belirten Hatipoğlu, soruşturma usullerinin ve verimliliğinin artırılması konusundaki çalışmanın 25 yıldır sonuçlandırılamadığını, 25 yıldır tartışılan istinafa ise bu yıl başlanabildiğini söyledi.

Konuşmasında Franz Kafka’nın ‘Dava’ adlı kitabından söz eden Hatipoğlu, kitaptaki anlatılan olayla bugün yaşananlar arasında kurulan bağı şöyle anlattı: “’Dava’ adlı kitabın başlangıcında banka memuru Josef bir sabah uyandığında polisle karşılaştığını ve tutuklandığını öğrenir. Orada hikâye başka türlü gelişir ama bugünkü olaylarda bu gibi durumlarla çok karşılaşırsınız. Hangi devir gelirse gelsin, 12 Eylül’de yaşadık, başka devirler de de yaşadık, şimdi de yaşıyoruz,  bir sabah kalkıyorsunuz, karşınızda polisi görüyorsunuz ve gözaltına alındığınızı öğreniyorsunuz ve avukata ulaşamıyorsunuz, hatta neyle suçlandığınızı da anlayamıyorsunuz. 1925 yılında yazılmış bir kitapta durum böyleyken, günümüzde de bu tür olayların yaşanmasında bir terslik yok mu?”

Hatipoğlu, benzer hikâyelerin Gogol’ün ‘Palto’, Uzun Hikâye ve Necip Fazıl’ın yazdığı ‘Reis Bey’ adlı romanda da bulunduğunu belirtti.

 Geleneksel yargılama sistemimizdeki kürsü konumuna da değinen Hatipoğlu, bu konuda şöyle konuştu: “Ben gerçek muhakeme için savcıların kürsüde bulunmaması gerektiğini, yargılama heyetinin sadece hâkimlerden oluşması gerektiğini savunurum. Mahkeme heyeti yalnız olmalıdır, savcı da iddiasını avukat eşitliği derecesinde yapabilmelidir”.

Başsavcı Selami Hatipoğlu, stajyerlere de hitap ederek, onlara çeşitli öğütlerde bulundu.

Galeri

Kategori:Haberler