Sosyal Güvenlik Reformu Sempozyumu Yapıldı
İstanbul Barosu Çalışma Hukuku Komisyonu ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Sosyal Güvenlik Araştırma Uygulama merkezince 26 Ocak

İstanbul Barosu Çalışma Hukuku Komisyonu ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Sosyal Güvenlik Araştırma Uygulama merkezince 26 Ocak Cuma günü İstanbul Üniversitesi Merkez Bina Doktora Salonunda düzenlenen sempozyumda Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunları tartışıldı.
İstanbul Barosu Çalışma Hukuku Komisyonu önceki Başkanı Av. İsmail Tepecik’in sunumunu yaptığı sempozyumu bir konuşmayla açan İHSGAUM Müdürü Prof. Dr. Berin Ergin, Parlamentoca kabul edilen 5510 sayılı Sosyal Güvenlik Yasasının beklendiği gibi Cumhurbaşkanınca bazı maddelerin iptal edildiğini, bunun üzerine hükümetçe de yasanın yürürlüğünün altı ay ileriye atıldığını söyledi.
Toplumumuzu çok yakından ilgilendiren bu yasanın iyice tartışıldıktan sonra yürürlüğe girmesini istediklerini belirten Prof. Dr. Ergin, yasa yürürlüğünün seçimden sonra ertelenmesi gibi bir beklentilerinin bulunduğunu bildirdi.
Sosyal Güvenlik Yasasını bu haliyle de reform yasası olarak kabul ettiklerini kaydeden Berin Ergin, bu aşamada hükümetin bireylere ve bürokratlara değil kurumlara davette bulunarak bir platform meydana getirilmesini ve Türk halkının giyebileceği düzgünlükte bir elbisenin dikilerek demokrasimizin istikrarına katkı sağlaması gerektiğini anlattı. Ergin, Merkezin, Sosyal Güvenlik Yasası konusunda titiz bir çalışma yapacağını ve çalışmadan yasamanın da yararlanacağını umduklarını bildirdi.
İstanbul Barosu Başkanı Av. Kazım Kolcuoğlu da açılışta yaptığı konuşmada, toplumumuzun tamamını ilgilendiren bir temel yasanın Anayasa Mahkemesince iptal edilen bölümleri üzerinde tartışarak eşitliği ve adaleti sağlayıcı öneriler üretileceğine inandığını bildirdi.
Böylesine önemli bir yasa hakkında fikri olan herkesimin görüşünün alınması gerektiğini vurgulayan Av. Kolcuoğlu, “Sosyal Güvenlik Yasası daha tasarı aşamasındayken İstanbul Barosu kendini görevli kabul ederek bilimsel bir toplantı düzenlemiş, bunu kitaplaştırarak yetkililere göndermiştir. Anlaşılıyor ki, ülkemizin geleceği, insanlarımızın sağlığı ve güvenliğini çok yakından ilgilendirmesine rağmen bazı ekonomik odakların yönlendirmesi, dış etkilerin dayatmasıyla yasaya ilişkin önerile rpek fazla dikkate alınmamıştır” dedi.
Önümüzdeki günlerde Türk Ticaret Yasası, Borçlar Yasası ve usul yasaları gibi çok önemli yasa tasarıların bulunduğunu hatırlatan Kazım Kolcuoğlu, bu tasarıların halkımızın güven duyacağı, adaleti sağlayacağına inandığı yasalar haline getirilmesi için toplumumuzun değişik kesimlerinin görüşlerine başvurulması gerektiğini bildirdi.
Sempozyumda konuşan Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu da, sosyal güvenliğin toplumumuzun bugün ve gelecekte de güncelliğini kaybetmeyecek bir konu olduğunu, konunun çok değişik ortamlarda, çok değişik kurumlarla görüşülmesinde mutlaka yarar bulunduğunu söyledi.
5510 sayılı yasanın olabildiğince geniş bir katılımla parlamentodan çıkarılmaya çalışıldığını, eksik bırakılan yanlar olabileceğini belirten Başesgioğlu, bunların zamanın ve diğer şartların yetersizliğinden kaynaklanmış olabileceğini, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra yeni bir olanak doğduğunu, baroların, üniversitelerin ve diğer kesimlerin görüşlerini alarak eksik kalan hususların tamamlanabileceğini anlattı.
5510 sayılı yasanın sadece emeklik yasası olmadığına işaret eden Sosyal Güvenlik Bakanı, reform yasasını, içinde emeklilik olan, genel sağlık sigortası olan, sosyal yardım ve hizmetleri içeren, ayrıca bütün bunların operasyonel hizmetini yapacak olan kurumsal yapıyı görmek gerektiğini ifade etti.
Bugünkü sistemin savunmanın mümkün olmadığını, bu sistemi sürdürmenin gelecek kuşaklara karşı büyük bir sorumsuzluk anlayışını sergilemek demek olduğunu kaydeden Murat Başesgioğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Sosyal yardım ve hizmetlerini ihtiyaç sahibi insanlar için hak gören, devlet açısından da yükümlülük gören bir anlayışı buraya monte etmek istiyoruz. Sosyal yardımın bir lütuf, bir atıfet, iktidar sahiplerinin, imkân sahiplerinin keyfine göre dağıtacakları bir imkân değil, her devletin vatandaşa yapmak zorunda olduğu bir yükümlülük olarak bir felsefe değişikliği yapıyoruz. Bu vatandaşlık bilincine de, özgür bireyin yaratılması konusunda da önemli bir husustur.”
Anayasa mahkemesinin kısmi iptal kararlarına bakıldığında yasama ile yargının görüşleri örtüşmediğine dikkat çeken Başesgioğlu, bu nedenle anayasa hukukçularının bu iptal kararını yorumlamasına ihtiyaç bulunduğunu, geri kalan eksikliklerin daha kolay tamamlanacağını sözlerine ekledi.
Açılış konuşmalarından sonra Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tankut Centel’in başkanlığını yaptığı sempozyumun ilk oturumuna geçildi.
Sempozyum iki gün sürecek. Sempozyumda yapılan konuşmalar daha sonra kitap haline getirilecek.


