Siyasi Proje Ve Dayatma Niteliğindeki Yargı Reformuna Karşıyız
Marmara ve Ege Bölgesi Genişletilmiş 3. Baro Başkanları Toplantısı 26–28 Şubat 2010’da Bursa Uludağ’da yapıldı. Toplantıda ağırlıklı olarak yargı bağımsızlığı ve yargı reformu ve bu çerçevede Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner olayına ilişkin son gelişmeler değerlendirildi.

Marmara ve Ege Bölgesi Genişletilmiş 3. Baro Başkanları Toplantısı 26–28 Şubat 2010’da Bursa Uludağ’da yapıldı. Toplantıda ağırlıklı olarak yargı bağımsızlığı ve yargı reformu ve bu çerçevede Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner olayına ilişkin son gelişmeler değerlendirildi.
Toplantıda ayrıca, TBB Adli Yardım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin iptali istemiyle Adalet Bakanlığı tarafından açılan davaya ilişkini Danıştay kararı ve Barolar arası uygulama birliğinin sağlanması ve CMK Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmesi ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin bazı maddelerinde yapılması düşünülen değişiklikler konusu ele alındı.
Toplantıda Avukatlık Sınavı ve mesleki güncel sorunlar da görüşüldü.
Marmara ve Ege Bölgesi Genişletilmiş 3. Baro Başkanları Toplantısının sonunda bir sonuç bildirisi yayınlandı. Bildiri şöyle:
Bizler aşağıda imzaları bulunan Baro Başkanları, Barolarımızı temsilen, Cumhuriyeti, Cumhuriyet değerlerini ve hukukunu koruyup, kollamakla görevli olarak, ülkemizin içinden geçmekte olduğu süreçte, ülkede yaşananlarla ilgili görüşlerimizi kamuoyu ile paylaşmayı gerekli görmekteyiz.
Tüm kamuoyunca bilinmelidir ki, Türkiye bir hukuk devletidir ve bunun sağlanabilmesi için ortak akılla yapılacak yargı reformu şarttır.
Bu doğrultuda, hukuk devletinin inşası ve işlerliğinin sağlanması bakımından, bugün yargı reformunun gerçekleştirilmesine ve yargı bağımsızlığının güçlendirilmesine, tarafsızlığının sağlanmasına her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğu bir gerçektir. Ancak siyasi iktidarın, yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını sağlayamayacağı ve hukuk devletini tesis için ortak akla dayalı bir yargı reformunu gerçekleştiremeyeceği yaşanan olaylarla ortaya çıkmıştır.
Ülkemizde son günlerde yaşananlar, siyasi iktidarın yasama ve yürütme ile birlikte yargıyı da elinde tutmaya çalıştığını açıkça göstermektedir. Avrupa Birliği'nin Türkiye ile ilgili raporlarında açıkça belirttiği gibi, iktidarın yargıyı da ele geçirerek, Anayasa'daki kuvvetler ayrılığı ilkesine uymayan bir anlayışla yargı reformunu gerçekleştirmek istediği ve son gelişmelerden kalkınarak referandum süresinin kısaltılması, Anayasa değişikliklerine gidilmesi ve kendi istediği taraflı yargıyı yaratacak Anayasa Mahkemesi, HSYK, Yargıtay ve Danıştay oluşturma girişimleri ve zorlamaları da kabul edilemez.
Nitekim Erzincan Başsavcısı ilhan Cihaner'le ilgili soruşturmalar ve Erzurum Özel Yetkili Savcılığınca gerçekleştirilen işlemler, ne hukukla ne de meslek etiği ile bağdaşmaktadır. Bu olanlardan sonra Adalet Bakanınca ve siyasi iktidar temsilcilerince HSYK, Yargıtay ve Danıştay hedef alınarak yapılan açıklamalar hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmaz ve kabul edilemez.
Özel yetkili mahkemeler ve savcılıklar yaratılarak eski DGM'lerin yeniden hortlatılması ve bu kurumların siyaset tarafından kendi anlayışına uygun olarak kullanılması da hukuka uygun değildir. Bu nedenle de özel yetkili savcılıkların ve mahkemelerin derhal kaldırılması, hukuk devleti ilkelerinin hayata geçirilmesi, özgürlüklerin korunup kollanması bakımından zorunludur.
Hiç kimsenin suç işleme özgürlüğü bulunmamakla birlikte, kişilerin anayasa, yasalar ve ulusal sözleşmelerle korunan haklarına saygı gösterilmelidir. Son zamanlarda Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilgili yapılmak istenenler de bu güzide kurumun etkisizleştirilmeye ve halkın nazarında güvenilirliğinin sarsılmasına yönelik olduğu da dikkatlerden kaçmamaktadır. Böylece siyasi iktidarın kendi siyasi projelerini gerçekleştirmek amacıyla, önünde engel olarak gördüğü Cumhuriyetin önemli kurumlarından olan yargı ve Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı yürüttüğü kampanyayı şiddetle reddediyor ve kınıyoruz.
Sivil dikta kaygılarının en yüksek düzeylere çıktığı bir zamanda, Sayın Başbakanın 26.02.2010 günü basın ve köşe yazarları hakkında yaptığı konuşma son derece vahim bir olay, özgürlüklere müdahale ve otoriter rejim anlayışının ifadesi olan bir itiraftır. Basın özgürlüğü bütün özgürlüklerin kalbidir. Basın özgürlüğü demokrasinin bekçisidir. Bu konuşma özgürlüklerin kalbine saplanmış bir hançerdir.
Bu doğrultuda yukarıdaki açıklamalarımızın doğal sonucu olarak, tüm bunları sağlamaya yönelik yargı reformu adı altında sunulan, ancak siyasi proje ve dayatma niteliğindeki Atatürk Devrimleri ve Cumhuriyet karşıtı girişimlere kesinlikle karşı olduğumuzu bir kez daha ifade ediyor, düşüncelerimizi kamuoyuna saygıyla sunuyoruz.
BARO BAŞKANLARI
Av. Adil Demir Denizli Barosu Başkanı,
Av. Ahmet Müsellem Görgün, Tekirdağ Barosu Başkanı,
Av. Cemal inci Yalova Barosu Başkanı,
Av. Ertuğrul Şahinkaya Çanakkale Barosu Yön. Kur. Üyesi,
Av. Fadıl Ünal Manisa Barosu Başkanı,
Av. Faruk Sezer Edirne Barosu Başkanı,
Av. Halime Aynur Bilecik Barosu Başkanı,
Av. Mehmet Cumhur Arıkan, Kocaeli Barosu Başkanı,
Av. Muammer Aydın İstanbul Barosu Başkanı,
Av. Mustafa İlker Gürkan Muğla Barosu Başkanı,
Av. Muzaffer Mavuk Balıkesir Barosu Başkanı,
Av. Özdemir Sökmen İzmir Barosu Başkanı,
Av. Rıza Albay Uşak Barosu Başkanı,
Av. Sümer Germen Aydın Barosu Başkanı,
Av. Vacit Öktem Sakarya Barosu Başkanı,
Av. Zeki Kahraman Bursa Barosu Başkanı


