Sarf Kararı İle Ödemeye Yönelik Yeni Düzenleme Avukatın Bağımsızlığı İlkesine Aykırıdır
İstanbul Barosu Başkanlığı, Adalet Bakanlığı Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan "Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince müdafi ve vekillerin görevlendirmeleri ile ilgili yapılacak ödemelerin usul ve esaslarına ilişkin yönetmeliğin değiştirilmesine dair yönetmelik taslağı" hakkındaki görüşünü TBB Başkanlığına bildirdi.

İstanbul Barosu Başkanlığı, Adalet Bakanlığı Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan "Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince müdafi ve vekillerin görevlendirmeleri ile ilgili yapılacak ödemelerin usul ve esaslarına ilişkin yönetmeliğin değiştirilmesine dair yönetmelik taslağı" hakkındaki görüşünü TBB Başkanlığına bildirdi.
Başkanlığın, TBB Başkanlığına gönderilen 25 Ekim 2010 tarih ve 6145 sayılı yazısı şöyle:
Türkiye Barolar Birliği Başkanlığına
Ankara
İlgi: 11.10.2010 tarih ve 2010/62 sayılı duyurunuz.
Adalet Bakanlığı Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan "Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince müdafi ve vekillerin görevlendirmeleri ile ilgili yapılacak ödemelerin usul ve esaslarına ilişkin yönetmeliğin değiştirilmesine dair yönetmelik taslağı" hakkında 11.10 2010 tarihli yazınızla Baromuzun görüşü sorulmaktadır.
Malumunuz olduğu üzere 21.05.2007 tarih ve 26528 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul Ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 11. Maddesi 21.05.2007 tarihli değişiklikten önce; "Müdafi veya vekil soruşturma evresinde ifade alma ve sorguya, kovuşturma evresinde ise bir oturuma katılmakla Tarifede belirlenen ücreti almaya hak kazanır. Bu ücret, soruşturma yürüten Cumhuriyet Savcısı veya Kovuşturmayı yapan mahkeme hâkimi tarafından düzenlenecek sarf kararı ve serbest meslek makbuzuna istinaden ödeme emriyle ödenir hükmünü içermekteydi. İstanbul Barosu, sistemin işlerliğini etkin bir biçimde sağlayacak değişiklikler için çaba göstermiş ve 21 Mayıs 2007 tarihli değişiklikle yönetmelikteki sarf kararı uygulamasını değiştirmiştir. Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince müdafi ve vekillerin görevlendirmeleri ile ilgili yapılacak ödemelerin usul ve esaslarına ilişkin yönetmeliğin değiştirilmesine dair yönetmelik taslağı ile gündeme getirilen sarf kararı ile ilgili ödeme şekli Yönetmeliğin değiştirilen 11. Maddesidir. Sarf kararı ile ödemeye yönelik bir düzenleme en başta avukatın bağımsızlığı yönündeki kazanımlarımızdan vazgeçilmesi anlamına gelecektir.
Önerilen söz konusu düzenleme yapılmış olsa, yargılamanın kurucu unsuru olan eşit yetkilere sahip olması gereken üç unsurdan biri olan savcılık ve mahkemeler avukata doğrudan ödeme yapan makamlar haline gelecektir. Bağımsız olması gereken avukata, kendisi karşısında görev ifa ettiği savcılık veya mahkeme ekonomik amir yapılmış olacaktır. Oysaki avukatlar, savunma görevlerini bu makamlara karşı ifa etmektedirler. Zira avukatın tek yükümlülüğü şüpheli veya sanığın hukuki savunmasını üstlenmek olup avukat diğer unsurlar karşısında tam bağımsızdır. Söz konusu düzenleme avukatın savcı ve hâkim karşısındaki hukuki durumunu açık ve ağır şekilde zaafa uğratacaktır.
Mevcut uygulamayla yargının kurucu unsurlarından ikisi, yine bu unsurlardan birsinin ücretini takdir eder hale gelmiş ve doğrudan savunma üzerinde ekonomik belirleyici konumuna geçmiştir. Oysa avukatın görevlendirilmesi hukuk devleti ilkesi kapsamındaki adil yargılanma hakkının bir gereğidir ve bir gerekliliktir. Avukat bu görevi ifa etmektedir. Söz konusu düzenleme avukata "ücretini ben ödüyorum” olgusunu sürekli anımsatacaktır. Düzenleme bir anlamda CMK avukatları İçin haksız bir eleştiri konusu yapılan ‘devlet avukatlığı’nın tesisi olma tehlikesini gündeme getirecektir. Diğer taraftan baroların avukatın üzerindeki güvence ve denetimi de kaldırılmış olacaktır. Ayrıca baroların, kendi görevlendirdiği avukatın görevini ne şekilde yerine getirdiğinden bilgi sahibi olmasını sağlayan hiçbir mekanizma kalmayacaktır. Bu doğrultuda görevlendirilen işlemlere ait evrakların bir örneğinin de baroya teslimi artık gerekmeyecektir. Yapılan görevlendirmenin hukuka uygun gerçekleşip gerçekleşmediği ancak soruşturmanın bir tarafı olan savcılık veya mahkemelerce baroya bildirildiğinde haberdar olunabilecektir. Örneğin; "neden suç duyurusunda bulunmadın?" sorusunu soran bir baroya karşı zaman zaman "neden suç duyurusu?' sorusu sokabilecektir. Ama en önemlisi mesleki bağımsızlığın da varlık sebebi olan insan hakları mücadelesinin bu düzenlemeyle akıl almaz bir gerileme sürecine girebilecek olmasıdır.
Söz konusu yapılması düşünülen düzenleme ile İnsan haklarını koruma, avukatın bağımsızlığı ile yargılamanın kurucu unsurları arasındaki eşitlik ilkelerine tecavüz edilmiş olacak, avukatlar üzerideki baro güvencesi de kaldırılmış olacaktır. Ayrıca, hukuki yardımın temelinde tek belirleyici ekonomik sebepler göz önüne alınarak insan haklarına ve hukuki yardımın eksiksiz ifasına ilişkin tüm hassasiyetler ekonomik sebeplere feda edilmiş olacaktır.
Yukarıda izah etmeye çalıştığımız gerekçelerle değerlendirmeye alınan söz konusu düzenlemelerin yapılması Baromuzca uygun görülmemekte, ödemelerin 2007 değişikliklerinden önce yapılmış olduğu gibi barolar eliyle yapıldığı bir sistemin hayata geçirilmesi için bir çalışma yapılmalıdır
Bilgilerinize sunarım.
Saygılarımla.
Av. Muammer AYDIN
İstanbul Bardosu Başkanı


