Şapka Devriminin 100. Yılı

25 Kasım 1925 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisası Hakkında Kanun, Anayasanın 174. maddesinde belirtildiği üzere “Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin laiklik niteliğini koruma amacını güden inkılâp kanunları” arasındadır ve Anayasal koruma altındadır.
Bu devrim kanunu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ile devlet, il özel idaresi, mahalli idareler ve tüm kurumlardaki memurlara “Türk milletinin giymiş olduğu şapkayı giyme mecburiyeti” getirilmiştir.
Kanunda, halkın genel başlığının şapka olduğu ve hükümetin buna aykırı bir alışkanlığın devam etmesine izin vermeyeceği de hüküm altına alınmıştır. Böylece Cumhuriyet karşıtlarının kullandıkları bir sembole dönüşen fesin kullanımına son verilmiş olmaktadır.
Şapka Kanununun kabul edildiği 1925 yılı, laik hukuk devrimlerini gerçekleştiren genç Cumhuriyete karşı gerici ayaklanmaların çıkarıldığı bir yıl olmuştur. Saltanatın kaldırılması, Cumhuriyetin ilanı, öğretim birliğinin sağlanması, halifeliğin kaldırılması, Şeriye ve Evkaf Bakanlığı’nın kaldırılması, şeriye mahkemelerinin kaldırılarak çağdaş mahkemeler teşkilatı kurulması, 1924 Anayasası’nın kabulü ve Lozan Barış Antlaşması’nın yürürlüğe girmesinin ardından laik Cumhuriyete karşı gerici isyanlar çıkarılmıştır.
Büyük önder Atatürk Nutuk’ta, olağanüstü şartlarda alınan yasal tedbirlerin hiçbir zaman kanunun üstüne çıkmak için kullanılmadığını; memlekette asayişin tesisi, devletin hayat ve bağımsızlığının temini ve milletin medeni gelişmesine yararlı olması için kullanıldığını ifade etmektedir.
Atatürk 1925 yılı ağustos ayında çıktığı Kastamonu gezisinde devrim sürecini halka anlatmış ve medeni gelişmenin önünde durulamayacağını vurgulamıştır: “Medeniyet öyle bir kuvvetli ateştir ki ona bigâne olanları yakar ve mahveder.” Atatürk, 30 Ağustos 1925 tarihli Kastamonu konuşmasında ise Diyanet İşleri Başkanlığı makamına bağlı müftü, imam gibi görevli memurların bulunduğunu, yetkisiz kişilerin görevli memurlarla aynı kıyafeti giymelerinin sakıncalı olduğunu anlatmıştır.
Atatürk’ün Kastamonu gezisi dönüşünde Şapka Kanunu öncülü olarak 2 Eylül 2025 tarihli ve 2413 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi çıkarılmıştır. (RG:5.9.1925-168) Devrim niteliğindeki bu Kararname, tekke ve zaviyelerin kapatılıp tarikatların yasaklanmasına, ilmiye sınıfı kıyafetine ve bütün devlet memurlarının kıyafetlerine ilişkin üç düzenlemeyi kapsamaktadır. Bu Kararnameyi 671 sayılı Şapka Kanunu ve 677 sayılı Tekke ve Zaviyeler Kanunu izlemiştir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, devrimlerin amacını şöyle açıklamaktadır: “Efendiler, yaptığımız ve yapmakta olduğumuz devrimlerin gayesi Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağdaş ve bütün mana ve şekilleriyle medeni bir toplum haline ulaştırmaktır. (..) Efendiler ve ey millet, biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz!” Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin laiklik niteliğini koruma amacını güden devrim kanunlarından Şapka Kanununun 100. yılını kutluyor, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve mücadele arkadaşlarını saygı ve minnetle anıyoruz.
İstanbul Barosu Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi


