Pvsk Uygulamaları Tartışıldı
İstanbul Barosu ve Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesince Uygulamalı Ceza Hukuku Toplantıları’nın ikincisinde "Avukatın Durdurulması, Avukata Kimlik Sorulması, Önleme ve Adli Amaçlı Olarak Aranması" konusu ele alındı.

İstanbul Barosu ve Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesince Uygulamalı Ceza Hukuku Toplantıları’nın ikincisinde "Avukatın Durdurulması, Avukata Kimlik Sorulması, Önleme ve Adli Amaçlı Olarak Aranması" konusu ele alındı.
Panel, 27 Şubat 2009 Cuma günü saat 17.00 – 20.00 arasında Kadir Has Üniversitesi Cibali Yerleşkesinde yapıldı.
Panelin açılışında konuşan İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Turgay Demirci, 5271 sayılı yasada yapılan değişiklikle arama hukukunun oldukça tartışılır hale geldiğini, üst ve önlem aramasının nasıl yapıldığının bilindiğini, ancak bilgisayar ve disket aramalarının ne şekilde yapılacağının ve yapılanların hukuka uygun olup olmadığının bilinmediğini söyledi.
Hukuk devletinde hukuka uygun uygulamalar yapmaya çalışırken ister istemez bir takım hukuka aykırılıklarla da karşılaşıldığına değinen Demirci, hukuk devletinde kolluğun hukuka uygun kullanımının şart olduğunu, bunu sağlamak amacıyla 5271 sayılı kanunun içine konulan adli kolluk konusunun nedense gerçekleştirilemediğini bildirdi.
Gerçek bir hukuk devletine kavuşmak için yapılan yanlışlıkları eleştirdiklerini, bu eleştirilerin bazı makamları rahatsız ettiğini kaydeden Demirci, bu rahatsızlığın hükümetle devletin farklı olduğunu kavrayamayanların edindikleri bir kültürden kaynaklandığını belirtti.
Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Güzel de, panelde avukatların uygulamada önemli sorunlarla karşılaştıkları durdurma, kimlik sorma, önleme ve adli arama konularının tartışılacağını bildirdi.
Arama konusunun bugün ülkemizde insan haklarının en fazla ihlal edildiği alanların başında yer aldığını belirten Güzel, “Çünkü arama konusu, tüm uluslararası insan hakları belgelerinde ve ulusal anayasalardaki düzenlemelerde yer alan insan onuru ve özgürlüğüyle yakından ilgilidir. Arama konusundaki en ufak bir aykırılık, o kişinin yurttaş olarak sahip olduğu en doğal hak ve özgürlüklerinin sınırlandırılması anlamını taşır. Arama uygulamaları, bir ülkedeki hukuk devletinin, hak ve özgürlüklerin ve gelişmişlik düzeyinin ölçütü olmaktadır” dedi.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Sözüer’in yönettiği panelde ilk sözü alan Eyüp Cumhuriyet Başsavcısı Vuslat Dirim “Durdurma, Kimlik Sorma” konusunu anlattı. Dirim, Ankara’da Anafartalar Çarşısı saldırısından sonra apar topar çıkarılan yasanın TCK’nın tamamlayıcısı olduğunu, AB standartlarında bir yasa olmasına rağmen bilgi eksikliği yüzünden uygulamada bazı sıkıntıların yaşandığını bildirdi.
Polisin “makul bir sebep” bildirerek herkesi durdurabileceğini, polisin neden durdurduğunu anlatması gerektiğini belirten Dirim, durdurma ve kimlik sormada kimsenin ayrıcalığı bulunmadığını, ancak uygulamada bazı ayrıcalıkların olabileceğini, bunların da yönetmelikle belirlendiğini savundu.
Konuşmasında “Önleme Araması” konusun ele alan Av. Aynur Tuncel Yazgan, kolluğun yaşam hakkını ve kamu düzenini korumak ve yakın tehlikeyi önlemek amacıyla önleme araması yapabileceğini, bunun yasal dayanaklarının tartışılabileceğini söyledi.
Avukatlara bazı yasalarda “yargıç statüsü” verildiğini ancak uygulamada buna uyulmadığını belirten Yazgan, “Bütün sorunlar uygulamadan kaynaklanıyor. En çok elle aramada sorun yaşanıyor. Kimse elle aranmaya zorlanmamalı. Sıkıntı, genel güvenlikten çok özel güvenlikle yaşanıyor” dedi.
Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mahmut Koca da “Adli Arama” konusunu ele aldı. Adli aramanın bir suç işlendikten sonra suçu işleyeni yakalamak ve suça ilişkin bilgi ve belgeleri toplamak amacıyla yapıldığını belirten Koca, avukatlar hakkında “görevinden doğan” ya da “görevi dışında” kalan suçlardan arama yapılabileceğini, bunun için Adalet Bakanlığının izninin gerektiğini bildirdi.
Avukat aramalarının savcı denetiminde ve Baro temsilcisinin huzurunda yapılabileceğini anlatan Koca, bu tür aramaların yapılabilmesi için ortada ağır cezalık bir suçun bulunması ya da “suçüstü” yapılması gerektiğini hatırlattı.
Panelistler daha sonra kendilerine yöneltilen soruları yanıtladılar.


