Prof.Dr.Yıldızhan Yayla: “Planlamanın Amacı Geleceği Öngörme Olmalı”
İstanbul Barosu Staj Eğitim Merkezince düzenlenen Cumartesi Forumları’nın on üçüncüsü

İstanbul Barosu Staj Eğitim Merkezince düzenlenen Cumartesi Forumları’nın on üçüncüsü
15 Haziran 2008 Cumartesi günü saat 14.00’da Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.
Forumun sunuş konuşmasını yapan SEM Yürütme Kurulu Başkanı Av. Berra Besler, imar planlarından kaynaklanan ihtilaflar ile kentsel dönüşüm projesinin ele alınacağı bu forumda, konunun teori ve pratik açısından irdeleneceğini, Danıştay’ın güncel kararlarına gönderme yapılacağını belirtti ve konuşmacıları tanıtan bilgiler sundu.
On üçüncü forumun konuşmacıları idari yargının saygın bilim adamlarından biri olan Prof. Dr. Yıldızhan Yayla ve İstanbul 7. İdare Mahkemesi Başkanlığından emekli Av. Suzan Başver’di.
İlk sözü Prof. Dr. Yayla aldı. Hukuk öğretiminde Anayasa, milletlerarası hukuk kuralları, insan hakları sözleşmeleri, özgürlükler gibi çok önemli konuları anlattıklarını belirten Prof. Dr Yıldızhan Yayla, “Ancak İdare hukukunda ilerledikçe gördüm ki bütün o ilkeler, özgürlükler uygulamada bir noktada bitiyor” dedi.
İdarenin iç ve dış savunma, güvenlik, kamu düzenini koruma -bozulduğunda da iade-, kamu hizmetleri, adli hizmetler gibi görevlerinin bulunduğunu anlatan Yayla, bunlar arasında önemli bir görev olan geleceği öngörme, yani planlamanın ihmal edildiğini söyledi.
Prof. Dr. Yayla çeşitli örnekler vererek, anekdotlarla süsleyerek yaptığı konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Eğer geleceği öngöremezseniz işin içinden çıkamazsınız. İmar planları Nazım Plan olsun Uygulama Planı olsun idare hukukuna göre, düzenleyici, genel kural işlemlerdir. Yönetmelik gibi. Bazı yerlerde hatta yönetmelikten de güçlü olabilir. Çok zor hazırlanır, geç çıkar piyasaya, yürürlüğe girip de uygulanacağı zaman da atı alan Üsküdar’ı geçer. Siz planınızı İstanbul’un nüfusunu 7 -8 milyon öngörerek yaparsınız, oysaki nüfus plan bitmeden 12 milyona çıkmıştır.
İmar planlarının yapımı çok zordur. Çok ciddi veri toplanması gerekir. Çeşitli kurum ve kuruluşlardan görüş almak gerekir. Planlamayla sağlıksız çevre koşularının iyileştirilmesi, yaşanır hale getirilmesi, sosyal devlet, kamu yararı ve kamu düzeninin gözetilmesi, rant kavgasına fırsat verilmemesi gerekir”.
Av. Suzan Başver de konuşmasına başlarken imar planlarının yetkili idarece yapılması, plan hiyerarşisine uyulması, üst ölçekli plan olmadan alt ölçekli plan yapılmaması, örneğin bir yerin Nazım İmar Planı olmadan hiçbir zaman Uygulama Planının yapılmaması gerektiğini vurguladı.
Bu kurallara uyulmadan yapılan planlarda ihtilafların ortaya çıktığını belirten Başver, ihtilaflı bir konuda açılmış davada, davacının feragat edebileceğini ancak bunun her zaman mümkün olmadığını belirterek Danıştay 6. Dairesinin verdiği kararı örnek gösterdi.
6. Dairenin kararı şöyle:
“Davacıların kişisel çıkarlarını ihlal eden sübjektif nitelikteki işlemlerin iptali istemiyle açtıkları davalarda mahkemelerce hüküm verildikten sonra karar kesinleşmeden davanın her hangi bir aşamasında davacı davasından feragat edebilir. Zira bu tür davalarda kamu menfaati değil bireysel menfaat daha ağırlıktadır. Kendi hukuku üzerinde mutlak tasarruf yetkisine sahip olan bireyin davasından da feragatine her hangi bir kısıtlama getirilemez. Feragate konu uyuşmazlıklarda kamu yararı ve bireysel yarar ölçütünün belirlenmesinden sonra ancak feragat hakkında karar verilmesi gerekir.
Davacılar veya kurum ve kuruluşlar tarafından belde veya semt sakini veya belediye meclis üyesi sıfatı ile açılmış objektif nitelikte bir iptal davasında kamu yararı ölçütü mutlak olduğundan ve dava kamu yararını sağlamak için açılmış olduğundan idare mahkemesince verilen iptal kararından sonra davacının davasından feragat etmesi iptal davasının belirtilen niteliği ile bağdaşmaz”
Konuşmasında, açılan davalarda süre konusuna da değinen Av. Suzan Başver, “Danıştay 6. Dairesinin özellikle idare mahkemesi bulunan yerlerde Sulh Hukuk Mahkemesine dilekçe vererek açılacak davada dilekçenin İdare Mahkemesi kalemine geldiği tarihte sürenin başlayacağına dair kararı bulunmaktadır, ancak ben bu görüşe katılmıyorum. Davanın süreden kaybedilmesi çok acı şeydir” dedi.
Gecekondu sahiplerinin plan iptal davalarının başlangıçtan beri Danıştay tarafından kabul edilmediğini hatırlatan Başver, Danıştay’ın tapu tahsis belgesi sahibinin böyle bir davayı açma ehliyeti ve yetkisinin bulunmadığı, tapuya dönüşmediği sürece de o belgeyi geçici kullanım belgesi olarak değerlendirdiğini bildirdi.
Av. Başver, kentsel dönüşüm alanları içine alınan gecekondu bölgeleri ile ilgili idari yargıya ulaşmış davalarda henüz bir karar bulunmadığını ve konunun belirsizliğini sürdürdüğünü sözlerine ekledi.
SEM Yürütme Kurulu Başkanı Av. Besler, konuşmaların sonunda Prof. Dr. Yayla ve
Av. Başver’e bir plaket verdi.


