Politikasızlık Sosyal Hukuk Devletinde Gerekçe Olamaz

İstanbul Barosu’nun üyeleri olarak, engelliliğin her türünde olduğu gibi zihinsel engelli ve nöroçeşitli kişilere olan önyargının da öznesi ve gözlemcisiyiz.
Son yıllarda ve özellikle son dokuz ayda artan olayların, özellikle zihinsel engelli ve nöroçeşitli öznelerin ergenlik sonrası sosyal yaşamdan tecrit edilmesinin ve ailelerin çocuklarının bakımı ile baş başa bırakılmasının bir sonucu olduğunun farkındayız. Zihinsel engelli kişilerin çoğunluğunun lise ve dengi eğitimden sonra ancak ailelerinin finansal koşullarına bağlı olarak sosyalleşebilmesi ve özerk ya da özgür yaşam olanaklarına kavuşması öncelikle Anayasanın 2. maddesine, devamında ise Anayasanın 17. maddesine halel getirmektedir.
Anayasanın 2. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olduğunu vurgulamaktadır. Bu madde, devletin tüm vatandaşlarına eşit ve adil bir şekilde hizmet sunmasını zorunlu kılmaktadır. Anayasanın 17. maddesi ise herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğunu belirtmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’ne ruhunu veren ve değiştirilemez olan ikinci madde, zihinsel engelli ve nöroçeşitli bireylerin de ayrım gözetilmeksizin tüm sosyal haklardan faydalanma hakkına sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Devletin bu yöndeki sorumluluğu, Anayasa'nın 61. maddesi ile somutlaştırılarak engellilerin topluma intibakı için gerekli tedbirlerin alınacağını hüküm altına alınmıştır.
Anayasanın 10. maddesinde ise, kanun önünde eşitlik ilkesinin hayata geçmesi için alınacak ilave tedbirlerin eşitliğe aykırı yorumlanamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu ifadelerden yararlanabilecek gruplar arasında engelliler de sayılmaktadır. İlave tedbirlerin alınması bir yana, asgari tedbirlerin dahi alınmaması nedeniyle engelliler ve aileleri çıkmazlarla karşı karşıya bırakılmaktadır.
İnsan ömrü biriciktir ve değeri engelliliğin tipolojisine göre ölçülemez. Engelli bireylerin yaşam kalitesini artırmak, onların toplumsal hayata katılımlarını sağlamak ve ailelerine destek sunmak, sosyal devlet olmanın gereğidir. Devletin ve ilgili kurumların, engelli bireylerin ve ailelerinin yaşamlarını kolaylaştıracak politikaları bir an önce hayata geçirmesi gerekmektedir.
Bizler, engelli bireylerin ve ailelerinin bu haklarını talep ediyor, yetkilileri acil olarak göreve çağırıyoruz. Sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi, eğitim ve istihdam olanaklarının artırılması, ailelere yönelik rehberlik ve destek hizmetlerinin yaygınlaştırılması, bu sorunların çözümü için atılacak ilk adımlardır.
Bu bağlamda,
1. Sorunun çözümü için uygulanacak çözümlerin hangi programla ne kadar ödenekle ve ne kapsamda uygulanacağının duyurulmasını ve düzenli aralıklarla raporlanmasını,
2. Özellikle derin yoksullukla mücadele içinde olan ve bu bağlamda kesişimsel kimlik sahibi olan engellilere ve engelli yakınlarına düzenli ve düzensiz aralıklarla mali ve psikolojik esenlik ziyaretlerinde bulunulmasını,
3. Derin yoksullukla mücadele içinde olmamakla birlikte, yoksulluk sınırının altında bir gelirle geçimini sağlayan engelli ve engelli yakınlarına sunulan mahalli ve yerel hizmetlerin içerisine psikolojik danışmanlığın eklenmesi için uygun uzmanlıkta işlemlerin gerçekleştirilmesini,
4. Her halükarda ileri yaşta ve zihinsel engelli veya nöroçeşitli çocuk sahibi kişilerin ücretsiz ya da uygun ücretli psikolojik danışmanlığa erişiminin kolaylaştırılmasını,
5. Bir engellinin bakımını üstlenen kişilere muhtemel psikolojik durumlar ve hakları ile ilgili eğitim verilmesini ve broşür/kitapçık hazırlanmasını,
6. İntihar Önleme Hatlarının güncellenmesini,
7. Geniş ve yeterli erişilebilir imkanları olan bir bakım evi ağı, mali ve psikolojik destek ağı ve danışmanlık hizmetleri ile engelli ve bakım emekçilerinin insan onuruna uygun bir yaşam sürmelerinin sağlanmasını talep ediyoruz.
İstanbul Barosu Engelli Hakları Merkezi


