Özel Görevli Mahkemelerin Uygulamaları Kaygı Verici Boyuttadır
İstanbul Barosu Başkanı Av. Doç. Dr. Ümit Kocasakal

İstanbul Barosu Başkanı Av. Doç. Dr. Ümit Kocasakal, özel görevli mahkemelerin savunmayı ve onun temsilcisi avukatı hiçe sayan, savunma hakkını ortadan kaldıran, kısıtlayan uygulamaları, tahammül sınırını aşan, hukuk devletini zedeleyen, kaygı verici bir boyuta ulaştığını söyledi.
Kocasakal, 6 Nisan 2012 Cuma günü saat 11.00’da Silivri Cezaevi önünde yaptığı basın açıklamasında, yargının sadece hâkim ve savcıdan ibaret olmadığını, özel yetkili ya da görevli olmanın sınırsız yetkili anlamına gelmediğini, mahkemenin savunma hakkının temsilcisi avukatlara karşı keyfi tutumlarının kabul edilemeyeceğini belirtti.
Ümit Kocasakal, 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun 1, 2, 76, 95/ I-4-21, 97/6 maddelerinin Baro Başkanlığına ve Yönetim Kuruluna verdiği görev ve yetki uyarınca, özel görevli mahkemelerin bu tür uygulamalarını daha da yakından izleyeceklerini, savunmaya ve avukata yönelen hukuka aykırı uygulamalara karşı gerekli her türlü meşru-demokratik tepkiyi daha etkili olarak göstereceklerini ve ilgili hâkim ve savcılar hakkında gerekli yasal yollara başvuracaklarını bildirdi.
Basın açıklamasında İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Mehmet Durakoğlu, Genel Sekreter Av. Hüseyin Özbek, Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Ufuk Özkap, Yönetim Kurulu Üyeleri Av. Füsun Dikmenli, Av. Aydeniz Alisbah Tuskan, Av. Başar Yaltı, Av. Turgay Demirci, Av. İsmail Altay, Av. Hasan Kılıç da hazır bulundu.
Basın açıklaması şöyle:
ÖZEL GÖREVLİ MAHKEMELERİN SAVUNMAYI VE ONUN TEMSİLCİSİ AVUKATI HİÇE SAYAN, SAVUNMA HAKKINI ORTADAN KALDIRAN, KISITLAYAN, UYGULAMALARI TAHAMMÜL SINIRINI AŞAN, HUKUK DEVLETİNİ ZEDELEYEN, KAYGI VERİCİ BİR BOYUTA ULAŞMIŞTIR.
Bilindiği gibi ülkemizde toplu gözaltı ve tutuklama süreçlerine bağlı olarak CMK'nun 250.maddesi ile görevli ve yetkili mahkemelerde kamuoyunda çeşitli isimlerle anılan pek çok dava görülmektedir.
Yargı sadece hâkim ve savcıdan ibaret değildir. Nitekim TCK'nun 6.maddesi avukatı da hâkim ve savcı gibi yargı görevi yapan olarak tanımlamaktadır. Şu halde yargılama da sadece mahkemelerin tekelinde, kanuna ve hukuka aykırı olarak keyfi bir biçimde yürütebileceği bir faaliyet olmayıp. Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri ve adil yargılanma ilkeleri kapsamında kolektif bir işleyişe sahiptir. Bu çerçevede avukat, sadece şekli olarak varlığı gereken bir kişi olmayıp yargılama faaliyetinin asli bir parçası ve süjesidir.
Ceza Muhakemesi Kanununun 203.maddesinde yer alan "Duruşmanın düzeni, mahkeme başkanı veya hâkim tarafından sağlanır" hükmü mahkeme başkanına veya hâkime, islediğini yapabilme, keyfi hareket edebilme, avukatı ve savunmayı hiçe sayma, söz vermeme, sanıklar ve müdafileri ile polemiğe girebilme yönünde bir hak ve yetki vermemektedir. Avukat, hukuk devletinin ve adil yargılanma hakkının temeli olan savunma hakkının etkin ve işlevsel olarak yerine getirilmesinin en önemli ve vazgeçilmez vasıtası olmakla söz alarak duruşmanın her aşamasında gerek usule gerekse esasa ilişkin beyanda bulunabilir. Bu husus mahkemenin bir "lutfu"na bağlı olmayıp savunmanın ve onun temsilcisi avukatın (esasen savunmasını yaptığı sanığın) kanuni hakkıdır, hiçbir şekilde engellenemez. Avukata söz verilmemesi kanuna ve hukuka aykırı bir tutumdur. Hele ki avukatın söz almada ısrar etmesine, savunma hakkını yerine getirmesine bağlı olarak dışarı çıkarılması, makul bir gerekçe olmaksızın ve orantısız olarak 16 celse, hatta esas hakkındaki savunmaya kadar duruşmalardan men edilmesi gibi uygulamalar, hukuka aykırılığı da aşan keyfi ve yasal sorumluluk gerektiren bir tutum ve uygulamadır. Üstelik bununla da yetinilmeyerek avukatların savunma görevlerini yapmalarına bağlı olarak haklarında sistematik suç duyurularında bulunulması, savunmayı sindirme ve yıldırmaya yönelik, bir tür "gözdağı" niteliğindedir. Savunmayı temsil eden avukatlara söz vermeyen, onlarla polemiğe giren, makul bir gerekçeye dayanmaksızın dışarı çıkaran, onlarca celse, hatta sayısı belli olmayacak şekilde esas hakkındaki savunmaya kadar duruşmalardan men eden bir mahkeme artık tarafsızlığım, adilliğini yitirmiş olmakladır. Öyle anlaşılmaktadır ki bu "mahkemeler" artık avukatın fiziki varlığına dahi tahammül edememekte ve bunu da ortadan kaldırmak islemekledirler. "Özel" görevli ve yetkili olmak, "sınırsız" yetkili olma anlamına gelmemektedir.
Özel görevli mahkemelerin savunmayı yok sayan, engelleyen, kısıtlayan, avukatı sadece şekli bir unsur olarak gören bu tutum ve uygulamaları kabul edilemez. Sistematik hale gelen hukuka aykırı bu uygulamalar adil yargılanma hakkını tümden ortadan kaldıran, kanuna aykırı, savunma mesleğinin işlevini ortadan kaldıran ve itibarını zedeleyen, hukuk devletini yaralayan vahim bir hal almıştır. Esasen burada tehdit allında olan ve ihlal edilen sanıkların hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma haklarıdır.
Özel görevli mahkemelerin savunmayı ve avukatı yok sayan, adil yargılanma hakkının gereklerine uymayan, hatta artık avukatın fiziki varlığına dahi tahammül edemeyerek ve kanuna aykırı olarak onlarca celse, giderek esas hakkındaki savunmaya kadar men yaptırımı verecek kadar ileri giden hukuka aykırı uygulamaları, bu mahkemelerin ivedilikle kaldırılması gerekliliğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Ne yazık ki hu "mahkemeler" savunma hakkını kısıtlayan, giderek tümden ortadan kaldıran bu tür uygulamaları ile mahkeme olma özelliğini yitirerek birer yakalama, tutuklama ve dinleme mercileri haline gelmişler, hak ve özgürlükler ile hukuk güvenliği açısından ciddi bir tehdide dönüşmüşlerdir. Bu uygulamaları protesto ediyoruz. Bu mahkemeler ve anılan uygulamaları var olduğu sürece hiç kimsenin hukuk güvenliği bulunmamaktadır.
İstanbul Barosu olarak özel görevli mahkemelerin, savunma hakkını ve imkânını ortadan kaldıran bu tutum ve uygulamalarını, savunmaya ve meslektaşlarımıza olan yaklaşım ve davranışlarını not etmekteyiz. Bundan böyle, 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun 1, 2.76, 95/I-4-21, 97/6 maddelerinin Başkanlığımıza ve Yönetim Kurulumuza verdiği görev ve yetki uyarınca, özel görevli mahkemelerin bu tür uygulamalarını daha da yakından izleyeceğimizi, savunmaya ve avukata yönelen hukuka aykırı uygulamalara karşı gerekli her türlü meşru-demokratik tepkimizi daha etkili olarak göstereceğimizi, ilgili hâkim ve savcılar hakkında gerekli yasal yollara başvuracağımızı kamuoyuna saygı ile duyururuz.
İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI


