Özel Görevli Mahkemeler Anayasa Dışıdır
İstanbul Barosu Cumhuriyet Hukuku ve Kültürü Merkezince

İstanbul Barosu Cumhuriyet Hukuku ve Kültürü Merkezince (CUMER) düzenlenen ‘Hukukun Evrensel İlkeleri ve Özel Görevli Mahkemeler’ konulu panel, 18 Kasım 2011 Cuma günü saat 16.00 – 20.00 arasında Orhan Adli Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.
Açılışta konuşan CUMER Başkanı Av. Vecihe Tunca, ülkemizde yargının kuşatma altında olduğunu, kuvvetler ayrılığının ortadan kaldırıldığını, tutuklamaların hukuka aykırı yapıldığını, hukuka aykırı deliller kullanıldığını ve ülkede yargı birliğini bozduğu için Özel Görevli Mahkemelerin derhal kapatılması gerektiğini söyledi.
Paneli, CUMER Kurucu Başkanı Av. Burhan Öğütçü yönetti. Yerleştirilmek istenen yeni hukuk düzeni anlamakta güçlük çektiğini belirten Öğütçü, yeni anayasa yerine, mevcut yasaların daha demokratik ve daha özgürlükçü hale getirilmesi gerektiğini bildirdi.
Panelde öğretim üyesi kimliğiyle konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Doç. Dr. Ümit Kocasakal, özel görevli mahkemelerin ‘özel görevlerinin ne olduğunu’ yaptıklarından anlamanın mümkün olduğunu, fiilin oluşmasından sonra kurulan mahkemeler olmadığı için de özel mahkeme statüsüne giremeyeceklerini, bu mahkemelerin yargı birliğine zarar verdiğini, Fransa’dan alınan bu mahkemelerin Fransa’da kapatıldıklarını söyledi.
Özel Görevli Mahkemelerin yeni HSYK ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Kocasakal, bu mahkemelerin artık mahkeme olmaktan çıktığını, yakalama, tutuklama ve dinleme mahkemeleri haline geldiğini, bunların delilleri değerlendirme yerine delil üretme mahkemeleri olduğunu bildirdi.
Tutuklamaların bir ihsas-ı rey olduğu, yasal dayanaktan yoksun ve gerekçesiz olduğunun altını çizen Kocasakal, yeni bir Silivri Hukuku yaratıldığını belirterek şöyle dedi: “Silivri hukuku karşısında kimsenin güvencesi kalmamıştır. Bu mahkemelerde savunma dışlanmıştır. Hâkimler avukatlarla polemiğe girmektedir. Bu hâkimler ‘hâkimlik’ sıfatını yitirmişlerdir. Savcılar avcı haline gelmişlerdir. Savunma hakkını kısıtlayan hâkim ve savcıları HSYK’ye şikâyet edeceğiz. Ama bir sonuç elde edeceğimizi sanmıyorum. Bu HSYK ortada durduğu sürece Özel Görevli Mahkemeler kapatılsa bile değişen pek fazla bir şey olacağını sanmıyorum. O nedenle artık söz bitmiştir ve eyleme geçme zamanı gelmiştir.”
Milletvekili Rıza Mahmut Türmen, Özel Görevli Mahkemeleri yargı bağımsızlığı çerçevesinde ele almak gerektiğini, bu mahkemelerin artık rejim muhaliflerini yargılayan mahkemeler haline dönüştüğünü söyledi.
Tutukluluk sürelerine ilişkin AİHM kararları olduğunu ve Türkiye’nin bu konuda en çok cezalandırılan ülkelerin başında geldiğini belirten Türmen, Silivri yargıçlarının bu kararlara uymadığını ve verilen talimatları yerine getirdiklerini bildirdi. Türmen, Silivri’de tutuklu bulunan Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın Yargıtay’da tazminata mahkûm ettirdiği yargıcın aynı mahkemede yargılamaya devam etmesini tarafsız hâkim ilkesine aykırı bulduğunu kaydetti.
Özel Görevli Mahkemelerle olağanüstü mahkemeler arasındaki farkları ortaya koyan Prof. Dr. Osman Korkut Kanadoğlu, olağanüstü mahkeme niteliğindeki Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Anayasanın 143. Maddesine göre kurulduğunu, 2004 yılında yapılan değişiklikle söz konusu maddenin Avrupa hukukuna aykırı olduğu gerekçesiyle anayasadan çıkarıldığını anlattı.
Özel Görevli Mahkemelerin kuruluşunun Anayasaya aykırı olduğunu belirten Kanadoğlu, “Hiç kimse Anayasa’dan kaynağını almayan bir yetkiyi kullanamaz. Ama anayasa dışı bu Özel Görevli Mahkemelerde kullanılıyor” dedi.
Kanuni hâkim güvencesi olmadan yargılananların gerekli güvenceden yoksun olacaklarını belirten Kanadoğlu, bu tür yargılamanın yargı bağımsızlığını, adil yargılanma hakkını ve kanuni hâkim güvencesini zedeleyeceğini bildirdi. Kanadoğlu, Özel Görevli Mahkemelerin manipülasyona çok açık olduğunu, bu nedenle de derhal kapatılmaları gerektiğini sözlerine ekledi.
Yrd. Doç. Dr. Erdem İlker Mutlu, Özel mahkemelerin yapay mahkemeler olduğunu, politik araç olarak kurulduklarını ve rejim muhaliflerini yargıladıklarını, Türkiye’de yaşananların da bundan farklı olmadığını söyledi.
Tarihte yaşanan önemli davalar, yargılama yapan özel mahkemeler hakkında bilgi veren Mutlu, hukukun genel ilkeleriyle bağdaşmayan bu mahkemelere ABD’de ‘Kanguru Mahkemeleri’ denildiğini, bu mahkemelerin Guantanomo örneğinde olduğu gibi işlerine gelen konularda, işlerine geldiği gibi yargılama yaptıklarını bildirdi.
Avrupa kamu düzeninde bu özel mahkemelerin büyük bir travma yarattığını belirten Mutlu, İkinci Dünya Savaşından sonra 1948 yılında ifade özgürlüğü ve serbest muhalefet odaklı bir Avrupa Deklarasyonu yayınlandığın sözlerine ekledi.


