Özbek: “Yargı Kurumlarını Eleştirmek Değil Kutlamak Gerekir”
İstanbul Barosu Genel Sekreteri Av. Hüseyin Özbek, Ulusal Kanalda yaptığı söyleşide son gelişmeler karşısında Yargıtay ve Danıştay Başkanlar Kurullarının yayınladığı bildiriler üzerinde değerlendirmelerde bulundu.

İstanbul Barosu Genel Sekreteri Av. Hüseyin Özbek, Ulusal Kanalda yaptığı söyleşide son gelişmeler karşısında Yargıtay ve Danıştay Başkanlar Kurullarının yayınladığı bildiriler üzerinde değerlendirmelerde bulundu.
Özbek, 23 Mayıs Cuma günü Ulusal Kanal’da canlı olarak yayınlanan “Neler Oluyor” programının sunucusu Elif Akçınar’ın konuya ilişkin sorularını yanıtladı.
Yargıtay ve Danıştay Başkanlar Kurulunun bildiri yayınlamasının kamuoyunda sık rastlanan bir olay olmadığını, eğer bu kurullar bildiri yayınlayarak sıkıntı duydukları konuları kamuoyuyla paylaşmak zorunda kalmışlarsa ortada ciddi bir durumun bulunduğunu belirten Hüseyin Özbek, bildiri incelendiğinde bunun siyasal amaçla kaleme alınmadığının görüleceğini bildirdi.
Yargının iktidar ve yandaşları ile yanlı medya tarafından hakarete varan sözlerle eleştirilmesi ve yargının yıpratılmaya çalışılması, dış güçlerin devreye sokulma çabaları yargıya baskı ve müdahale olarak değerlendirilmek gerektiğini vurgulayan Özbek, “İktidar yanlılarınca yargı her türlü olumsuzluğun kaynağı gibi gösteriliyor. Bu durum hepimizi üzüyor. Hukuk, yürütmenin ve yasamanın önünde engel gibi görülüyor. Siyasal iktidar yargısal denetim istemiyor, bağımsız yargı istemiyor, hukuk kurumlarının bağımsız konumunu istemiyor” dedi.
Türkiye’deki hukuk ve yargı kurumlarının, hukuk fakültelerinin görüşünü alınmadan Yargı Reformu Strateji Taslağının AB’nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn’e sunulmasının tepkiye neden olduğunu kaydeden Av. Hüseyin Özbek, Taslaktaki bir maddenin milli iradeye gönderme yaptığını, bu değerlendirmenin “yargı milli iradenin isteği doğrultusunda kararlar alsın” anlamına gelebileceğini, milli irade olarak %47 oy almış bir iktidarın tanımlandığını, bunun da son derece yanlış ve son derece endişe verici olduğunu anlattı.
İktidar Partisi %47 değil, %97 oy alsa bile hukuk dışı işlemlerde bulunursa yargının bir takım yaptırımlarla bunu engelleyeceğini, nitekim böyle bir durumda Cumhuriyet Başsavcısının iktidar partisi hakkında kapatma davası açtığını belirten İstanbul Barosu Genel Sekreteri Özbek, “Yargı süreci başlar başlamaz Başsavcı hakkında yoğun bir linç kampanyası başlatılmıştır. Burada adeta hukuk istenmiyor. Hukukun denetiminin olmadığı, hukukun bulunmadığı yerde faşizm olur. Dikta rejimi olur. Başka bir şey olmaz. Hitler buna örnektir” dedi.
Yargıya yapılan bu tür müdahaleden sonra yargı kurumlarının tepki gösterdiklerini hatırlatan Özbek konuşmasını şöyle sürdürdü: “ Yargı kurumlarını taraf olarak göstermek yanlıştır. Yargı kurumları hukuktan yanadır, tarafsızdır ve objektiftir. Yasama, Yürütme ve Yargı uyum içinde çalışırlarsa demokrasi sorunu çıkmaz. Ama “ben %47 oy aldım, parlamento çoğunluğu bende, yasama ve yürütme olarak istediğim yasaları çıkarırım, istediğim reformu yaparım, yargının da yetkilerini kısıtlarım” derseniz, sorun çıkar. Böyle davranmak Türkiye’nin demokrasi geçmişinden hiç yararlanılmadığını gösterir, bu da gerçekten endişe vericidir”.
Açılan dava nedeniyle Anayasa Mahkemesi üyeleri üzerinde de yoğun bir baskı sürdürüldüğünü, kimilerinin izlendiğini hatırlatan Hüseyin Özbek, aslında yargıçların rahat bırakılmaları ve sağlıklı çalışmaları gerektiğini, bütün bu baskılara karşın yargıçların adil bir karar vereceklerine inandığını vurguladı.
AB’den bir yetkilinin “Türkiye’deki savcılar kadar özgür savcı hiçbir yerde yok” ifadesine karşılık Özbek, “Keşke öyle olsa” diye yanıtladı. Özbek, “Yargıçlarımız yaptıkları son çıkışlarla, sadece yargının bağımsızlığını değil, cumhuriyetin değerlerini de savunmuşlardır. Bize göre, onları eleştirmek değil, kutlamak gerekir” dedi.


