İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Orman Niteliğini Kaybetmez, Kaybettirilir

İstanbul Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonunca düzenlenen “Orman Hukuku ve 2-B Uygulaması” konulu panel, 14 Şubat 2009 Cumartesi günü saat 11.00 – 15.00 arasında Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı. Yoğun bir katılımla gerçekleşen panele ormancılar ve çevreciler de ilgi gösterdi.

Orman Niteliğini Kaybetmez, Kaybettirilir

İstanbul Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonunca düzenlenen “Orman Hukuku ve 2-B Uygulaması” konulu panel, 14 Şubat 2009 Cumartesi günü saat 11.00 – 15.00 arasında Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı. Yoğun bir katılımla gerçekleşen panele ormancılar ve çevreciler de ilgi gösterdi.


Panelin açılış konuşmasını yapan İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın, “Ormanlar bütün insanlığın ve ülkemizin, ulusumuzun doğal varlığıdır,  satılamaz ve devredilemez” dedi.

Kamuoyunda 2-B yasası diye bilinen konunun hazine arazilerini işgal ederek buralardan getirim elde etme peşinde olan talancılar için önemli bir beklenti ve olanak yarattığını, Anayasa Mahkemesinin kararına rağmen siyasi iktidarın her türlü yolu meşru sayarak mahalli seçimlerde de öne geçme anlayışıyla üstü kapalı bir imar affını yürürlüğe koyduğunu belirten Aydın, siyasi iktidarın Anayasaya aykırı bir şekilde 4 milyon 374 bin dönümlük 2-B arazilerinin satışının da yolunu açtığını söyledi.  Aydın “Böylece Anayasaya aykırılığı açık olarak çıkartılan bu yasa ile yeni bir talanın önü açılmış ve yepyeni getirim alanları ve olanaklar yaratılmıştır” dedi.

Nitekim Anayasa Mahkemesi kararlarına konu olan 2-B arazilerinin satışına dair kanunun iptal gerekçeleri dikkate alınmadan hazırlanan Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 5831 sayılı Kanun’un 15 Ocak 2009 tarihinde kabul edilerek yasalaştığını kaydeden Muammer Aydın, bu yasanın orman köylüsünü değil ormanları talan eden işgalcileri koruyup kolladığını, yasaya göre 2-B alanlarını kullanan kişi orman köylüsü olmasa bile satın alma hakkının bulunduğunu belirtti. 

İstanbul Barosu Başkanı Aydın, Kanunun 4. Ek maddesinde geçen "fiili kullanım durumunda olanların” "orman işgalcileri” olduğunu, oysa Orman Kanunu’nun işgali “suç”  olarak kabul ettiğini,  suç işlemiş kişileri kadastro tutanağının beyanlar hanesine yazmanın ise suç işleyen kişileri hem ödüllendirmek, hem suç vasfını ortadan kaldırmak ve hem de yeni suçları teşvik etmekten başka bir işe yaramasının düşünülemeyeceğini hatırlattı.

Bu madde açıkça orman varlığını azaltıcı nitelikte olduğundan Anayasanın 169. maddesine de aykırı olduğuna işaret eden Aydın, “Dolayısıyla ilgili yasa değişikliği ile söz konusu arazilerin öncelikle hazine adına tescili söz konusu olmakla birlikte iptal edilen yasalar ve gerekçelerine göre özel mülkiyete yol açabilecek her türlü düzenleme anayasaya aykırıdır, ilgili yasa da bu niteliktedir. Bu nedenle ve öncelikle 2-B uygulamalarına dayanak olan yasal düzenlemeler ortadan kaldırılmalıdır. Zira bu yasa ülkenin mal varlığının talan edilmesinin ve tüketilmesinin diğer bir yoludur.”dedi.

İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın konuşmasının son bölümünde alınması gereken önlemler üzerinde durarak şunları söyledi:

Mevcut 2/B uygulamalarında yasada gerekli değişiklik yapılarak, "bilim ve fen
bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetme
" durumuna açıklık getiren ölçütler dikkate alınmalı. 2/B Arazilerinin işgalcilerinden sadece orman köylüsüne tahsis edilecek
olanlar hariç (-ki bu 6831 sayılı Orman Kanununun 2. Maddesinin son fıkrasının amir
hükmüdür) diğerlerinden hemen ECRİMİSİL alınmaya başlanmalı ve böylece
işgalcilerin bedelsiz kullanımı önlenmelidir.

Orman içinde münferit veya siteler halindeki yapılaşmalar, mevcut yasalar gereği kesinlikle yıkılarak orman haline dönüştürülmelidir. Ancak bu hususta toplu yerleşim yerlerindeki insanların sokağa atılmamasına özen gösterilmelidir. Kentleşen alanlarda medeni hukukumuzdaki mülkiyet kavramında yeni düzenlemelere gidilerek satış dışı çözüm yolları oluşturulmalıdır. Yasal düzenlemeler yapılırken mutlaka ilgili meslek odaları,  sivil toplum kuruluşları ve baroların görüşlerine müracaat edilmelidir.”

Başkan’ın konuşmasından sonra İstanbul Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Ali Yaşar Özkan’ın yönettiği panel oturumuna geçildi.

Panelin konuşmacısı Kocaeli Hâkimi Turan Ateş konuşmasının başında, Barolar için Anayasa’da bir düzenleme bulunmamasını bir eksiklik saydığını, bir hukuk kurumu olan baroların adaletin gerçekleşmesinde önemli görevler üstlendiğini, avukat olmanın kolay olmadığını, ancak kendini aşan kişilerin avukatlık yapabileceğini bildirdi.

Konuşmasında “insan-ağaç” ilişkilerine değinen, Cumhuriyet öncesi ve Cumhuriyet döneminde orman mevzuatına ilişkin bilgiler aktaran Ateş, 1921 Anayasasında ormanlara ilişkin bir düzenleme bulunmadığını, 1924 Anayasasında pek kapsamlı olmamakla birlikte orman mevzuatının Anayasaya girdiğini ve 61 Anayasasında ise en uygun şeklini aldığını belirtti.

Anayasamızda 17 Nisan 1971’de yapılan değişiklikle orman niteliğini kaybetmiş alanların orman dışına çıkarılmasının kabul edildiğini, 82 Anayasasında ise Anayasanın halk tarafından kabulünden önceki yıllara ait orman vasfını kaybetmiş yerlerin orman sınırlarının dışına çıkarılması hükmüne yer verildiğini kaydeden Ateş, şimdiki iktidarın bu değişikliklerden hareket ederek söz konusu alanları getirime (rant) dönüştürmeye çalıştığını anlattı.

Ateş, “Aslında ormanlar nitelik kaybetmez, kaybettirilir. Yanan yerler yeniden orman alanına dönüştürülebiliyorsa, ağacı kesip tarlaya dönüştürülen alanlar neden ormana dönüştürülmesin” diye sordu. 

Medeni Kanuna göre orman alanlarının tapuya kaydının mümkün olmadığını hatırlatan Hâkim Turan Ateş, bu konuya ilişkin Yargıtay kararlarından örnekler verdi. Ateş, Özel orman alanları, iade yasası, tapulama kanunları, orman kadastrosu ile arazi kadastroları hakkında da geniş açıklamalar yaptı.

Devlet ormanları içinde kalıcı tesisler yapılamayacağını, ancak kiralama yoluyla geçici tesisler kurulabileceğini belirten Ateş, özel orman alanlarında bu ölçütün uygulanmadığını, özel orman içine her türlü kalıcı tesisin yapılabileceğini bildirdi.

Turan Ateş, orman ve arazi kadastrosu ekiplerinin birlikte çalışmalarının daha verimli olabileceğini, aksi halde bir takım çelişkilerin yaşanmasının kaçınılmaz olduğunu vurguladı.

2B hakkında da ayrıntılı bilgiler veren Hâkim Ateş, orman özelliğini kaybeden yerlerin orman dışına çıkarılmasının orman alanlarının yasal olarak dağıtılması anlamını taşıdığını, ormanlar hakkında yapılacak her türlü çalışmanın Orman Yasası çerçevesinde yapılmasını, arazi kadastrosu ekiplerinin 2B ile ilgili bir yetkisinin bulunmadığını anlattı.

Turan Ateş, “Ormanlar devlet eliyle işletilir, işlettirilmez. İşlettirildiği zaman bu özelleştirmeye girer. Bu da Anayasamıza aykırıdır” dedi. 

Ateş’in konuşmasından sonra soru-cevap bölümü yapıldı.

Panel sonunda İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın, panelist Hâkim Turan Ateş’e bir plaket verdi.  

Galeri

Kategori:Haberler
Orman Niteliğini Kaybetmez, Kaybettirilir | İstanbul Barosu