İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Öğretim Birliği 84. Yılında Türban Sarmalında

İstanbul Kadın Kuruluşları Birliğince düzenlenen Kadın Haftası Etkinlikleri çerçevesinde İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezince 3 Devrim Yasasının 84. yılı nedeniyle bir panel düzenlendi.

Öğretim Birliği 84. Yılında
Türban Sarmalında

İstanbul Kadın Kuruluşları Birliğince düzenlenen Kadın Haftası Etkinlikleri çerçevesinde İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezince 3 Devrim Yasasının 84. yılı nedeniyle bir panel düzenlendi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından, 429 sayılı Şer’iyye – Evkaf ve Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Başkanlıklarının kaldırılması, 431 sayılı Hilafetin Kaldırılması ve 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat Kanununun kabul edilmesi “Üç Devrim Yasası” olarak anılıyor.

Panel, 3 Mart 2008 Pazartesi günü saat 16.00 – 18.00 arası Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.

İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği Koordinatörü Av. Nazan Moroğlu’nun yönettiği panelin açılış konuşmasını İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Mehmet Durakoğlu yaptı.

Üç devrim yasasıyla getirilen yeni düzenlemenin Cumhuriyetin niteliklerini belirlemek bakımından çok anlamlı bulduğunu belirten Av. Durakoğlu, bu gelişmelerin belirtilerini kurtuluş savaşının başlaması aşamasında Atatürk’ün Havza’da işaret ettiği “Kuva-i Milliyeyi amil irade-i milliyeyi hâkim kılacağız” sözlerinde bulmanın mümkün olduğunu bildirdi. 

Atatürk’ün daha o dönemlerde daha kuvay-i milliye yokken, daha kurtuluş savaşı tamamlanmamışken ulusal egemenlikten söz etiğini kaydeden Durakoğlu, “Örneğin laiklik olmadan ulusal egemenliği kurabilir misiniz? Genel oy olmadan ulusal egemenlikten söz etmek olası mı? Geriye dönüp baktığımızda ulusal egemenliğin etnik bir temel üzerine kurulması mümkün mü? Daha kurtuluş savaşının başında çoban ateşlerinin yakıldığı evrede demokrasiden bahseden bir ulusal kurtuluşu anlatmaya çalışıyorum” dedi.

Geriye dönülüp bakıldığında bütün bu gelişmelerin örselenmeye çalışıldığını görmenin üzüntü verici olduğunu belirten Av. Mehmet Durakoğlu, ancak yılmadan, azimle bu anlamlı günün önemini herkese anlatmanın ciddi bir görev haline geldiğini söyledi.

Bir Toplum Projesi Olarak Cumhuriyet ve Devrimler” konusunu irdeleyen Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şule Özsoy, 3 Devrim Yasasıyla eğitim ve hukukta Tanzimat’tan beri süregelen ikiliğin kaldırıldığını, özgür ve bilimsel düşünceye dayalı bir toplum yaratılmaya çalışıldığını bildirdi.

Özsoy, ancak daha sonra uygulanan politikalarla devrimin tamamlanamadığını, kültürde ikiliğin devam ettiğini, sosyal adaletin sağlanamadığını, sosyal devlet boşluğunun tarikat ve cemaatlerle doldurulmaya çalışıldığını ve laikliğin örselendiğini anlattı.

Konuşmasının son bölümünde üniversitelerde türbanı serbest bırakmak amacıyla yapılan Anayasa değişikliklerine değinin Doç. Dr. Özsoy, “ Son anayasa değişikliği ile ilgili düzenleme üniversitelerde türbanı serbest bırakacak bir düzenleme değildir. Sebebine gelince başörtüsü yasağını getiren gerekçelerden hiç birini ortadan kaldırmamıştır. Yapılan düzenleme kanuna gönderme yapmaktadır. Kanuna baktığımız zaman Ek 17’nin yürürlükte olduğunu görüyoruz. Ek 17inci maddenin getirdiği düzenlemenin de Anayasa Mahkemesince türbanın serbest bırakılmadığını biliyoruz. O halde mevcut hukuki durumda hiçbir değişiklik yapılmamıştır” dedi. 

Anayasanın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen maddelerine ilişkin düzenlemenin TBMM’nin yetkisi dışında bulunduğunu, böyle bir yetkiyi kullanmanın “Yok Hükmünde” olduğunu hatırlatan Özsoy, yetki gaspının yoklukla malul bir işlem olduğunu, bunun da geniş anlamda Anayasa Mahkemesinin denetim alanı içinde bulunduğunu bildirdi. Özsoy, ancak kişisel görüşünün, Anayasa Mahkemesi’nin yeni düzenleme türbanı serbest bırakmadığı için iptal etmeyeceği yolunda olduğunu, yapılan düzenlemeyi de “kurnazca” bulduğunu sözlerine ekledi.

Konuşmasında Osmanlı dönemi eğitim düzeniyle Cumhuriyet dönemi eğitimi sisteminin tarihçesini anlatan Gazeteci – Yazar Abbas Güçlü, Cumhuriyet’in kendisini koruyacak misyonerleri yetiştirmediğini savundu.

Güçlü, 1940’lardan bu yana Türkiye’yi yönetenlerin her konuda olduğu gibi eğitim sistemini de içinden çıkılmaz biri duruma getirdiklerini, Atatürk’ün dışında hiç birinin eğitimin gücünü kavrayamadığını, Türkiye’de halen 7,5 milyon insanın okuma yazma bilmediğini, üstelik bunun utancını duyanın da bulunmadığını bildirdi.

Eğitimin yaşamdan sonra en temel insan hakkı olduğunu vurgulayan Güçlü, halen Türkiye’de 60 bin okul bulunduğunu bunun 30 bininde ikili öğretim yapıldığını, üniversitelerimizde barınma ve yemek sorununun bulunduğunu, böyle bir ortamdan da tarikat ve cemaatlerin yararlandığını kaydetti. 

Abbas Güçlü, eğitimde reform yapmadan Türkiye’nin düzlüğe çıkamayacağını, temel eğitimin 9 yıla çıkarılması, okullarda tam gün eğitim yapılması ve öğrencilerin iyi bir vatandaş olarak yetiştirilmesi gerektiğini anlattı.

Galeri

Kategori:Haberler