Nıedersachsen Adalet Bakanı Baromuzu Ziyaret Etti
Almanya Niedersachsen Eyaleti Adalet Bakanı Sayın Bernd Busemann

Almanya Niedersachsen Eyaleti Adalet Bakanı Sayın Bernd Busemann ve Adalet Bakanlığı yetkilileri ile İstanbul Almanya Başkonsolosluğu yetkililerinden oluşan 6 kişilik heyet 19 Ekim 2011 Çarşamba günü saat 14.30’da İstanbul Barosu’nu ziyaret ederek İstanbul Barosu Başkanı Sayın Av. Doç Dr. Ümit Kocasakal, Başkan Yardımcısı Sayın Av. Mehmet Durakoğlu ve Yönetim Kurulu Üyesi Sayın Av.Füsun Dikmenli ile görüştüler.
16 eyaletten oluşan ve federal devlet yapısına sahip Almanya’nın bir eyaleti olan Niedersachsen (Aşağı Saksonya) Adalet Bakanı ile yapılan toplantıda, Av. Mehmet Durakoğlu, Türkiye’de avukatlık mesleği ve İstanbul Barosu ile ilgili genel bilgiler aktardı. Durakoğlu, İstanbul Barosu’nun 28.000’i aşan üye sayısı ile Türkiye’nin ve dünyanın en büyük barosu olduğunu, ancak bu sayının ihtiyacın ifade ettiği sayı olmadığını belirtti. Baronun nitel büyüklüğüne hukuk fakültesi mezunlarının avukatlığa girişlerinde, mezuniyetlerini takiben yapmaları zorunlu bir yıllık avukatlık stajı dışında herhangi bir engel bulunmadığını neden olarak gösteren Durakoğlu, siyasal iktidardan sürekli talep etmelerine rağmen avukatlık sınavının mevcut olmadığını ve bu konuda bir yasa değişikliğine ihtiyaç duyulduğunu sözlerine ekledi. İstanbul Barosu’nun varlık nedeninin insan hakları ihlallerine karşı durmak olduğunun altını çizen Durakoğlu, basına yansımış olsun ya da olmasın tüm davalarda zorunlu müdafilik ile anında müdahalenin sağlandığını, adli yardım hizmeti ile yoksul kesimlerin adalete erişimini mümkün kılındığını ve hak ihlallerine karşı her alanda duyarlı olunduğunu ifade etti. Baro olarak yargının bağımsızlığı için sürekli bir mücadele içinde olduklarını kaydenen Durakoğlu 12 Eylül 2010 referandumu ile getirilen düzenlemelerin yargıyı siyasal iktidara bağlı kıldığının altını çizdi. Özel yetkili mahkemeler ile mücadele ettiklerine de değinen Durakoğlu Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkelerine ve Atatürk ilkelerine sıkı sıkıya bağlı olduklarını da ifade ederek “Bu mücadele statüko değildir, evrensel hukuka açılıma engel değil, bu mücadele çağdaşlaşmadır” dedi.
Türkiye ziyareti çerçevesinde Adalet Bakanlığı, cezaevi, Yargıtay ve bazı hukuk fakültelerini ziyaret ederek temaslarda bulunan Niedersachsen Adalet Bakanı Busemann yasa koyucunun federal devlet, uygulayıcıların ise eyaletler olduğu Almanya’da toplam 150.000 avukat olduğunu belirterek, Almanya’da hukuk eğitiminin ardından avukatlığa giriş için iki yıllık bir avukatlık stajı ve biri mezuniyeti diğeri ise staj süresinin bitimini takiben iki devlet sınavı (avukatlık sınavı) olduğunu sözlerine ekledi. Busemann, AB ile müzakere sürecinde Türkiye’deki yasaların uyumlaşmasında yargının bağımsızlığı, yeterli sayıda hakim ve mahkemenin tesis ve temini ile çabuk yargılamanın önemine vurgu yaptı ve hak talebinde bulunulmasının maddi olanaklar ile ilişkilendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Bu nedenle, hak talebinde bulunanların mahkeme masraflarının devlet tarafından üstlenilmesini mümkün kılan bir adli yardım mekanizmasının Niedersachsen’da da mevcut olduğunu ifade etti. Busemann, Durakoğlu’na yeni yargı reformu, Türkiye’de yargı bağımsızlığı ve Türkiye’nin AB’ye giriş süreci ve kaydettiği gelişim ile ilgili görüşlerini sordu.
Son dönemde yargı alanındaki değişiklikler ve bunların yargı bağımsızlığı üzerine etkileri konusuna değinen Durakoğlu 2010 yılında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay gibi 3 temel kurumun yapısında gidilen değişiklikle yargı bağımsızlığının ortadan kalktığının altını çizdi. Yasa sonrası HSYK üyelerinin seçimine Adalet Bakanlığı’nın müdahil olduğunu, AB ilerleme raporlarının hepsinde belirtilmesine karşın Adalet Bakanı ve Müsteşarı’nın hala HSYK’nın başında durmaya devam ettiklerini vurguladı. AB’ye üyelik sürecini ise evrensel hukuka yaklaşma süreci olarak tanımladıklarını ifade eden Durakoğlu, “Türkiye’de yargı bağımsızlığının olmaması temel yasalarda gidilen değişikliklere rağmen evrensel hukuka yaklaşılmasını engellemektedir” dedi.
12 Eylül referandumunu değerlendiren Başkan Av. Doç Dr. Ümit Kocasakal, yasa değişiklikleri ile HSYK’nın tamamen Adalet Bakanlığı’na bağlandığını ve siyasal iktidarın kontrolünde, bağımsızlığını tamamen yitirmiş bir kurum haline getirildiğini vurgulayarak Türkiye’de kimsenin hukuk güvenliğinin kalmadığının altını çizdi ve “Özel yetkili mahkemeler muhalifleri sindirme aracı haline getirilmiştir” dedi. Türkiye’de cezaevlerindeki durumu da değerlendiren Kocasakal, tutuklu sayısının hükümlü sayısını geçtiğini, tutukluluğun istisna olması gerekir iken kural haline getirildiğini ve siyasi iktidara muhalif kişilerin tutukluluk hallerinin soyut gerekçelerle yıllarca sürdürüldüğünü kaydetti. Normal mahkemelerde azami tutukluluk süresi 5 yıl iken özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde yargılanan sanıklar için tutukluluk süresinin 10 yılı bulabildiğini ve özel yetkili mahkemelerin kaldırılması gerektiğini önemle vurguladı.
Toplantıda ayrıca avukatların dahil oldukları sigorta sistemi, Almanya ve Türkiye’de mesleki sorumluluk sigortası gibi konular da ele alındı. Toplantı toplu fotoğraf çekimi ile son buldu.


