Neden Parlamenter Sistem? Hangi Parlamenter Sistem?

İstanbul Barosu Başkanlığınca düzenlenen ‘Neden Parlamenter Sistem? Hangi Parlamenter Sistem?’ Paneli, 10 Ekim 2022 Pazartesi günü Baromuz konferans salonunda yapıldı.
‘Neden Parlamenter Sistem? Hangi Parlamenter Sistem?’ konusu, İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Nazan Moroğlu’nun moderatörlüğünde, MEF Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süheyl Batum ve Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şule Özsoy Boynuzsuz tarafından, çağdaş anayasa, yasama-yürütme-yargı ve hukuk devleti açılarından değerlendirildi.
Panelin açılış konuşmasını İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu yaptı. Av. Durakoğlu, “Aslına bakarsanız bu konudaki üçüncü toplantıyı yapıyoruz. Bir çalıştay ile başladığımız sürecin üçüncü toplantısını yapıyoruz. Henüz kimse parlamenter sisteme ilişkin bir açılım söylemeden, henüz öyle altı masalar, üçlü, beşli masalar kurulmadan, henüz referandum yapılmadan, böylesine bir başkanlık sistemin ortaya çıkabileceği, çıkarılabileceği konuşulduğu aşamada, bunun ilk kez muhalefetini yapan, o sistemin olamayacağını söyleyen, mevcut parlamenter sisteme de eleştiriler getiren, daha 2017’de, daha her şey başlamadan, 2017’de İstanbul Barosu olarak bir çalıştay yapmıştık. Çok değerli Anayasa Hukuk hocalarımız ile sonuçlandırdığımız çalıştay, arkasından da yine çok değerli hocalarımızın katılımıyla akşama kadar süren, soruları yanıtlayan bir sempozyum yapmıştık. Bununla da yetinmedik. Yeniden bir değerlendirme yaptık. Bugün geldiğimiz noktada üçüncü kez bu toplantıyı yapıyoruz. Bu nedenle sorunu önceden görmüş olmak nedeniyle, İstanbul Barosu olarak kıvançlı olduğumuzu belirtmek istiyorum. Bu konuda başından beri olağanüstü çaba gösteren değerli başkan yardımcımız Av. Nazan Moroğlu’nun şahsında, barodaki bütün arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Olağanüstü bir çaba gösterdiler. Bugün bu konuda yapılacak çalışmalara en ince ayrıntısına kadar katkı verebilecek noktadayız” dedi.
“UCUBE REJİM”
Av. Durakoğlu konuşmasını şöyle sürdürdü; “2017-2022, 5 yıl oldu. Bu beş yıllık süre boyunca, o tarihte ‘ucube’ dediğimiz rejimin, aslında ne kadar ucube olduğu, çok net bir biçimde ortaya çıktı. O rejime geçirilirken, bilerek ‘sistem’ demiyorum. Çünkü bu bir rejim değişikliği neticede. Bu rejim, bize özgü bir rejim değil. Bu rejim, doğru bir rejim değil. İşlerliği olan bir rejim değil. Bu rejim hiçbir alanda ama hiçbir alanda ülkenin ilerlemesi anlamında, bizi ileri bir noktaya taşımadı. Neden Parlamenter Sistem? sorusunun yanıtının cevabı bizim için biraz daha netleşti. Giderayak bir borcum var. Onu ödemeliyim. 15 gün sonra yokum çünkü. Bu süreç içerisinde İstanbul’daki Anayasa Hukuku hocalarımızdan gerçekten çok büyük destekler aldık. Olağanüstü destek gördük. Başka hiçbir yerde olmayan, bir Anayasa hukuku insan gücüne sahip olduk. Bütün hocalarımıza teşekkür borçluyuz. Bugün burada olan Şule hocam, Süheyl hocam nezdinde tüm hocalarımıza teşekkür ediyoruz.”
Av. Nazan Moroğlu, Partili Cumhurbaşkanlığı ile Türkiye’de rejim değişikliği yaşandığını, Cumhuriyet’in 100. Yılında Türkiye’nin geleceğinin yazıldığını söyledi.
“KAVRAMLAR ALLAK BULLAK EDİLDİ”
MEF Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süheyl Batum, 2010 yılında yapılan referandumun Anayasa mahkemesinin yetkisini daralttığını belirterek, “Hukuka, ekonomiye ve sosyal yaşama ilişkin bütün kavramların allak bullak edildiğini, Türkiye’de hiçbir kavramın kalmadığını” söyledi.
“ANAYASA MAHKEMESİ KALMADI”
Prof. Dr. Batum, “Anayasa Mahkemesi kalmadığı artık. Anayasa Mahkemesi, kanunların anayasaya uygunluğunu denetleyen mahkemedir. Bugün denetliyor mu? Hayır denetlemiyor. Bugün Anayasa Mahkemesi yok. 25 yıllık içtihadını değiştiriyor. ‘Hükümet, olağanüstü hallerde istediğini yapsın. Ben karışmam.’ diyor. Bir ‘bireysel başvuru’ getirdiler. Sadece bireysele bakıyor. Genele bakmıyor”dedi.
“GÜCÜN TEK ELDE TOPLANMASININ PANZERİ GÜCÜN DAĞITILMASIDIR”
İktidarın tek elde toplanmasını engelleyebilecek tek mekanizmanın parlamenter rejim olduğunu belirten Prof. Dr. Süheyl Batum, “İktidarın tek elde toplanmasını engelleyebilecek tek mekanizma parlamenter rejimdir. Nihai amaç, gücün tek bir elde toplanmasını engellemektir. Aksi diktatörlük veya otoriter bir rejimdir.Gücün tek elde toplanmasının panzeri gücün dağıtılmasıdır. O da parlamenter rejimdir. Hukuk, milli iradenin evrensel ilkeler içerisinde ilerlemesini sağlayacak. Siyaset, her istediğini yapabilmek değildir. İnsan haklarına uygun yapabilmektir. Hukukun üstünlüğünü ve yargı bağımsızlığını kurmak gerekiyor. İçinde bulunduğumuz durum, gerçekten kabul edilebilir bir durum değildir” dedi.
“YARI DEMOKRASİ YARI OTORİTERLİK SÜRECİ YAŞANIYOR”
Türkiye’de ‘yarı demokrasi ile yarı otoriterlik arasında gidip gelen bir süreç, sivil otoriterlik dönemi yaşandığını’ belirten Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şule Özsoy Boynuzsuz, yasama, yürütme ve yargı organları arasında bir denge olması gerektiğini söyledi.
Prof. Dr. Boyunsuz, “Gücün tekelleşmesini ancak gücü dağıtarak önleyebiliriz. Amacımız özgürlükleri korumak. Sınırlı bir siyasal iktidar yaratmak. Yasama ve yürütme aynı siyasi partinin elinde olduğunda ortaya birçok sorun çıkıyor” dedi.


