Meslektaşlarımıza Yapılan Menfur Saldırıyı Kınıyoruz
İstanbul Barosu Başkanı Av. Doç. Dr. Ümit Kocasakal,

İstanbul Barosu Başkanı Av. Doç. Dr. Ümit Kocasakal, 8 Temmuz 2013 Pazartesi günü saat 12.30’da Çağlayan Adliyesi C Kapısında yaptığı basın açıklamasında, savunma görevi yapan meslektaşlarımıza yapılan menfur saldırıyı şiddetle kınadığını, savunma görevini yerine getirirken maruz kalınan eylem karşısında avukatın, tıpkı yargıç veya savcı gibi telakki edilmesine yönelik yasal hükümlerin uygulanmasını beklediklerini söyledi.
Başkanın basın açıklamasında Başkan Yardımcısı Av. Mehmet Durakoğlu, Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Ufuk Özkap, Yönetim Kurulu Üyeleri Av. Füsun Dikmenli, Av. Süreyya Turan, Av. İsmail Altay, Milletvekili Av. Mahmut Tanal, Baro Meclisi Başkan Vekili Av. Nizar Özkaya ve avukatlar hazır bulundu.
Başkan Kocasakal’ın yaptığı basın açıklaması şöyle:
04 Temmuz 2013 tarihinde İstanbul Adalet Sarayındaki bir duruşma arasında, bir kısım sanıkların tahliye edilmesine ilişkin karara tepki gösteren kendini bilmez, hukuktan bihaber kişiler, sanıkların avukatlarına saldırmışlardır.
Bugün burada bulunan ve ayrımsız olarak mesleğimizin bütün grup, örgüt ve inisiyatiflerinin toplamı olarak, saldırıya uğrayan tüm meslektaşlarımıza ve o arada aldığı darbe nedeniyle burnu kırılan Av. Bahri Bayram BELEN üstadımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz. Meslektaşlarımıza yönelen bu menfur eylemi şiddetle kınıyoruz.
Bu saldırı pek çok açıdan irdelenmesi gereken bir öneme sahiptir:
Adliyelerin güvenliği ile görevli bulunan kolluk güçlerinin, bu güçlerini avukatlara karşı nasıl kullandıklarına kısa bir süre önce tanıklık etmiştik. Şimdi aynı güç sahiplerinin, fütursuz ve pervasız saldırganlar karşısında nasıl da etkisizleştiğini görmekten derin bir üzüntü duyduğumuzu “etkili ve yetkili makamların” ibretle gözlemlediklerini ummak istiyoruz. Avukatı yaka paça adliye dışına sürükleyen kolluğun, saldırı avukata yönelince sadece seyretmekle yetinmesi, baromuzun hafızasına yazılmıştır.
Meslektaşlarımızın şikâyeti ile başlatılan soruşturma sürecinden itibaren, her adımını özenle takip edeceğimiz kovuşturma safhasında, sanıkların yasanın tayin ettiği en ağır şekilde cezalandırılmaları, bu koşullarda özel bir anlam taşıyacaktır. Bu husus, sadece savunma mesleği açısından değil, yargı görevi yapanların bir bütün olarak saldırganlar karşısındaki konumlarını belirlemek açısından da önemli bir gösterge olacaktır. Talep ettiğimiz bir ayrıcalık değildir. Saldırıya uğrayan avukatın, savunma görevini yerine getirirken maruz kaldığı bu eylem karşısında, tıpkı yargıç veya savcı gibi telakki edilmesine yönelik yasal hükümlerin uygulanmasını bekleyeceğiz. Bekleyeceğiz ve özenle izleyeceğiz.
Biz savunma görevi yapıyoruz. Bu görevimizin de kutsal olduğuna inanıyoruz. Tarihte Romalıların kölelerinden bile esirgemedikleri savunma hakkını, yirmi birinci yüzyılda engellemeye çalışan bu saldırgan güruh bilmelidir ki, tarihimizdeki hiçbir saldırı bizi yıldırmamıştır, bu da yıldıramayacaktır. Adaletin sağlanmasında savunmanın öncü rolünün farkında olmayan bu cahiller, giriştikleri menfur eylemle, aslında kendilerini yaralamışlardır. Halkın hak arama özgürlüğünün ve savunmanın temsilcisi konumunda bulunan avukatların görevlerini yapmaktan uzaklaştırılması, halka karşı girişilen bir eylem niteliği taşır.
Ne ilginç bir ironidir ki, şimdi bu pervasızlıkları nedeniyle yargılandıklarında, onları yine bir “avukat” savunacaktır. Savunma görevimize yüklediğimiz bu kutsallığı onlara en iyi anlatabilecek örnek de budur.
Saldırıya uğrayan meslektaşlarımızın ve Av. Bahri Bayram Belen üstadımızın şahsında tüm avukatlara geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Kamuoyuna saygı ile sunarız.


