Mesleğimize ve Cumhuriyetimize Sahip Çıkıyoruz

İstanbul Barosu Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi ile Genç Avukatlar Merkezi, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle ortak basın açıklaması yaptı.
Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi ve Genç Avukatlar Merkezi’nin, ayrıca İstanbul Barosu Merkez Binası 6. Katındaki düzenlediği kokteylde meslektaşlarımız bir araya geldi.
19 MAYIS, LAİK, DEMOKRATİK, SOSYAL HUKUK DEVLETİNİN DE İLK ADIMI
Genç Avukatlar Merkezi Başkanı Av. Kerem DONAT tarafından yapılan basın açıklaması şöyle: “Milli mücadelenin ilk adımı üzerinden tam 103 yıl geçti. Günümüzde yapılan mücadele ve devrimler haklılığını korumaktadır. Bizim için 19 Mayıs, sadece Samsun’a ayak basmaktan ibaret değil. Laik, demokratik, sosyal hukuk devletimizin de ilk adımı. O ilk adım ve ilk adım sonunda gelen devrimler haklılığını korumakla kalmıyor, her geçen gün değerini yüreğimizde hissettiriyor. Biz mücadele geleneğinden geliyoruz, O gelenek de 19 Mayıs ruhunda saklı.
103 yıl sonra bugün, ilk adımı anmak yetmiyor, anlamak ve en önemlisi hayata geçirmek gerekiyor. İstanbul Barosu, bu uğurda bedel ödemiş bir meslek örgütüdür. Cumhuriyetten eksiltip demokrasiye, hukuk devletinden eksiltip Cumhuriyete verilmesin diye ödenen bu bedel, İstanbul Barosu’nun şanlı tarihine meslek ustalarımızca yazılmıştır. 12 Eylül 2010 referandumunda “hayır” dediğimiz için “darbeci baro” yaftasına maruz kaldık. İstanbul Barosu olarak bu referandumun; yargının, yürütme tarafından ele geçirilmesi projesi olduğunu tespit edip mücadele ettik. Yargı FETÖ’ye teslim edilirken susmadık. Bu referandumla zemini hazırlanan Ergenekon-Balyoz davalarında takınılan tavır da o dönemki yönetim kurulunun yargılanmasına neden oldu. Ele geçirilen yargı eliyle Cumhuriyetin en köklü kurumlarına birer birer saldırdılar. Ergenekon’un kasası dedikleri onurlu vatanseverlerin cenazesini belediye kaldırırken de onurlu subaylar intihar ederken de uyardık. Attılan adımlar, bizi adına “çözüm” denilen bir çözülmeye kadar götürdü. Biz “komşuların toprak bütünlüğüne saygılıyız” dedik, uyardık. Şimdi komşuların yarısı ülkemizde sığınmacı.
GÜÇLÜ SAVUNMA OLMADAN BAĞIMSIZ YARGI
BAĞIMSIZ YARGI OLMADAN CUMHURİYET OLMAZ
En sonunda süreç bizi 15 temmuz hain darbe girişimine götürdüğünde uyarılarını dinlemedikleri, “darbeci” dedikleri baro henüz daha uçaklar havada sorti atarken resmi internet sitesinde “darbeye hayır” diyen ilk kurum oldu. Bütün bunlar olmamış, Avukatlar ve barolar gerekli uyarıları yapmamış gibi 2017 yılında bizleri adına ‘başkanlık’ denilen bir hukuksuzluğa hem de kanuna aykırı şekilde mühürsüz olan oylarlarla teslim ettiler. Uyardık, sandık sandık örgütlendik. Dinlemediler. Bütün tarihsel dönemeçlerde tarihi şerhlerini koyan avukatları ve baroları “siyaset yapan” kurum diyerek ötekileştirmeye kalktılar. Hedef seçtiler. Neredeyse her boş binaya fakülte açtırarak sayımızı 10 yılda 4’e katladılar. Adliyelerde potansiyel şüpheli muamelesi yaptılar, ekonomik dar boğazla sınayarak geçim derdine düşürdüler. Daha stajda stajyerleri hakim-savcı stajyerinden ayrı tutarak çalışma ve maaş yasağına mahkum ettiler. Söyledik, ‘yargının 3 saç ayağından biri olan savunma susturulamaz, güçlü savunma olmadan, bağımsız yargı; bağımsız yargı olmadan cumhuriyet olmaz’ dedik. Aynayı yüzlerine tutmamızı engellemeye kalktılar. Meslek alanlarını her geçen gün daralttıkları, ,her konuşanı gözaltına aldıkları yetmezmiş gibi bir de gözlerini meslek örgütüne çevirdiler. İkinci baro garabetiyle kamu tüzel kişiliğini bölüp avukatların gücünü kırmak istediler.
Söz veriyoruz! Laik hukuk devleti ile yaşanılacak gerçek Cumhuriyet dolu günlerde bu garabet de son bulacak.
İstanbul Barosu ülkemizin getirildiği bugünkü durumdan çıkışın yöntemini yıllardır, yılmadan, yorulmadan anlatmaktadır. Ülkece yaşadığımız tüm zorlukların aşılma yöntemlerini bilmektedir.
Burada bir tespit yapmak ve bunu haykırmak gerekir. Siyasetçilerin yargı ve hukuk ile ilgili neredeyse her durumda görüş bildirdiği bir ortamda, avukatların ve baroların hukuk konuşması, hukukun siyasetini yapması en doğal haktır. Asıl siyaset bunlara ses çıkarmamaktır. Saptamak gerekirse siyasal iktidarın bu ülkede demokrasiyle, laiklikle, kurucu değerlerle ilgili problemleri vardır. İstanbul Barosu ne pahasına olursa olsun demokrasiden de laiklikten de kurucu değerlerden de ödün verilmesine asla müsaade etmeyecektir!
YOL GÖSTERİCİMİZ GENÇLİĞE HİTABE,
IŞIĞIMIZ HUKUK DEVLETİ, KUTUP YILDIZIMIZ İSTANBUL BAROSU
ol göstericimiz Gençliğe hitabe, ışığımız hukuk devleti ve kutup yıldızımız İstanbul Barosu 19 Mayıs 1919’dan bugüne; Atatürk ve O’nun devrimlerine olan bağlılığımız bir nebze olsun azalmadı, aksine arttı. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü, hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı mücadelemizin Atatürk devrimlerinden neşet ettiğini bilerek, üstatlarımızdan devraldığımız meslek bayrağımızı daha ileri taşıyacağız. Mesleğimizin ve meslek örgütlerimizin her dönem tehdit altında olduğunu ve bundan sonra da olacağını biliyoruz. Mücadele ve gelişim azmimizin kaynağı, 19 Mayıs ruhu ve onu bayram yaparak bize yüklenen sorumluluktur. Yol göstericimiz Gençliğe hitabe, ışığımız hukuk devleti ve kutup yıldızımız İstanbul Barosu olmaya devam edecektir. Bizlere sunulan insan haklarına saygılı, sosyal, demokratik ve laik hukuk devletine olan bağlılığımızla tüm devrim şehitlerimizin anısı önünde saygı ve minnetle eğiliriz.
Yaşasın Cumhuriyet!
İstanbul Barosu Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi
İstanbul Barosu Genç Avukatlar Merkezi


