İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Medeni Kanunumuzdan da Haklarımızdan da Vazgeçmiyoruz!

Medeni Kanunumuzdan da Haklarımızdan da Vazgeçmiyoruz!

Türk kadınlarının erkeklerle eşit yurttaş olmasının yolunu açan en önemli devrim yasalarımızdan 743 sayılı Medeni Kanunumuz 97 yıl önce bugün yürürlüğe girdi.

Medeni Kanunumuzla, “Evlilik yaşı” getirilerek çocuk yaşta evliliklerin önüne geçilmek istenmiştir; “Erkeğin Birden Çok Kadınla Evlenebilmesi Yerine Tek Eşlilik”, “Resmi Nikah”, “Erkeğin Boş Ol’ Demesiyle Boşanma Yerine, Kanunda Yazılı Sebeplere Dayanarak ‘Hakim Kararıyla Boşanma”, “Kız ve Erkek Çocuklara ‘Eşit Miras Payı” gibi kurallar kadın haklarının güvencesi olmuştur.

Ne yazık ki, günümüzde bir kısım çevrelerin laiklik ve kadın hakları aleyhine söylemlerine ve siyasal iktidarın “Aile Hukukunun sil baştan ele alınacağı”, “Aile Hukukuna zorunlu arabuluculuk getirileceği”, “yoksulluk nafakasında süre sınırı getirileceği” gibi, Medeni Kanun’da kadın hakları aleyhine yapılmak istenen değişikliklere ilişkin söylemlerine tanık oluyoruz.

Öncelikle belirtmek isteriz ki;
-Yoksulluk nafakası kadın-erkek ayrımı yapılmadan eşlere tanınmış yasal bir haktır. Şartları oluştuğunda süresiz olarak verilse dahi nafaka miktarının azaltılması, arttırılması ve kaldırılması mevcut yasal düzenlemeyle mümkündür. Uygulamada  genellikle nafaka alan tarafın kadın olmasının nedeni mevcut kadın yoksulluğudur. Yoksulluk nafakasına müdahale yerine kadın yoksulluğunu ortadan kaldıracak, eğitim ve çalışma hayatı başta olmak üzere kadınlara her alanda fırsat eşitliğini fiilen de hayata geçirecek çalışma ve düzenlenmeler yapılması gerekirken, bunu yapmayıp, boşanma halinde yoksul kalacak kadının nafakasına yönelik aleyhe yasal düzenleme yapılmasını kabul etmiyoruz!

-Aile Hukukunda zorunlu arabuluculuk getirilmesi ailede ve toplumda ciddi sakıncalara neden olacaktır. Bu  uygulamanın kadınların mevcut yasal haklarının elinden alınmasına ve kadına yönelik şiddetin artmasına, çekişmeli sürecin uzamasına ve mağduriyetlerin katlanarak artmasına neden olacağı açık ve nettir. Ayrıca kadınların aile hukukundan kaynaklanan mevcut yasal haklarının gerek şiddet riski gerekse dini referanslarla elinden alınmasının, medeni  hukuk yerine başka bir hukukun uygulanmasının zeminini de oluşturacaktır. Kadın hakları aleyhine sonuçlar doğuracağı kesin olan Aile Hukukunda  arabuluculuğu kesinlikle kabul etmiyoruz!

İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak; kazanılmış kadın haklarının korunmasına yönelik mücadelemize devam edeceğimizi kamuoyuna bildiriyor ve laik Cumhuriyetimizin kurucu değerlerini savunan herkesi MEDENİ KANUNUMUZA SAHİP ÇIKMAYA davet ediyoruz.

İSTANBUL BAROSU KADIN HAKLARI MERKEZİ

Kategori:Haberler