Malatya Olayları
18.04 2007 tarihinde Malatya’da yaşanan ve 3 kişinin ölümüyle sonuçlanan vahşeti, İstanbul Barosu olarak şiddetle kınıyoruz.

18.04 2007 tarihinde Malatya’da yaşanan ve 3 kişinin ölümüyle sonuçlanan vahşeti, İstanbul Barosu olarak şiddetle kınıyoruz.
Hıristiyanlıkla ilgili kitaplar sattığı ve İncil dağıttığı gerekçesiyle, yayınevine yapılan baskınla düzenlenen katliam, sadece sonucu itibariyle değil, biçimi itibariyle de dehşet vericidir.
Bu cinayetle bir kez daha anımsanmıştır ki, ülkemiz, Hizbullah cinayetlerinin izlerini taşımaya devam etmektedir. Rahip Santoro cinayetinin de benzeri güdüleri taşıdığı düşünülürse, dinci fanatizmin etkilerinin silinememiş olduğunu gözlemek zor değildir.
Laik ve Demokratik düzen içinde asla filizlenmemesi gereken siyasetlere, belli amaçlar için göz yumulduğunda, bunların, hangi dehşet noktalarına neden olduklarını bir kez daha yaşamış olmayı, utanç içinde değerlendirmeliyiz. Katillerin, bu evreye nasıl ve hangi koşularda gelmiş oldukları, asla sır değildir. Üstelik her biri Üniversiteye hazırlanmakta olan bu genç katilleri, sürekli klonlayan bir zihniyetin sinsi planlarla geliştirdikleri düzen sürmektedir. Tek tesellimiz, yetişen genç beyinler içinde, bu bağnazlığın ağına girenlerin azınlıkta olmasıdır.
İstanbul Barosu olarak, bu türden vahşetlerin bütün şeffaflığı ile ve tüm kesimleri tatmin edecek biçimde aydınlatılmasının, bu aşamadaki en önemli sorun olduğu kanısındayız. Bu alandaki en küçük bir ihmal, bir süre sonra başka bir vahşetin yaşanmasının nedeni olacaktır. Bu bağlamda, özellikle soruşturmanın çok yönlü olarak yapılmasına dikkat çekmeyi erken uyarı görevi olarak kabul ediyoruz.
Bir hukuk kurumu olarak utancımızı bir kez daha yineliyor, kaybettiğimiz insanlarımız için yurttaşlarımıza başsağlığı diliyoruz.
İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI


