Lozan Antlaşması Ülkemizin Tapusudur
İstanbul Barosu tarafından düzenlenen ve artık geleneksel hale gelen Lozan Antlaşması Paneli, 23 Temmuz 2010 Cuma Günü Orhan Apaydın Konferans Salonu’nda gerçekleşti.

İstanbul Barosu tarafından düzenlenen ve artık geleneksel hale gelen Lozan Antlaşması Paneli, 23 Temmuz 2010 Cuma Günü Orhan Apaydın Konferans Salonu’nda gerçekleşti.
Panelin açılış konuşmasını yapan İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş belgesi Türkiye'nin tapu senedi olan Lozan Antlaşmasının yıldönümlerini bilimsel toplantılarla kutlamak İstanbul Barosu için önem arz ediyor, dedi.
“Bizler Lozan Antlaşması’nı yalnızca uluslararası bir hukuk metni olarak görmüyoruz. Ulusça çekilen acıların, gösterilen özverilerin sonucu kazanılan uluslararası bir başarı olarak değerlendiriyoruz. Bize göre Lozan, Türk Ulusu’nun köyden kente, batıdan doğuya tüm bireyleriyle göstermiş olduğu Kurtuluş Mücadelesi’nin, direncin, dayanışmanın, kenetlenmenin, zaferle sonuçlandığını tüm dünyaya ilan edilişinin adıdır,” diyen Aydın sözlerini şöyle sürdürdü:
“Osmanlıdan süreç içinde kopardıkları ayrıcalıkları ve istediği gibi sömürebilme olanağı veren düzenlemeleri kaybetmek istemeyen, bağımsız Türkiye'yi bir türlü içlerine sindiremeyen ve emperyalist emelleri olan ülkeler yüzünden, Lozan görüşmeleri oldukça çetin geçmiştir.
Ardında zafer özgüveni bulunan büyük devlet adamı İsmet Paşa önderliğindeki Türk heyetinin emperyalistlerin dayatmalarını reddeden tavrı nedeniyle kesintiye uğrayan görüşmeler, nihayet 24 Temmuz 1923'te imzalanmış ve bu antlaşma aynı zamanda bir hukuk zaferi niteliği de kazanmıştır. Osmanlı’nın teslimiyetçi anlayışına alışkın Batılılar, kararlı Türk heyeti karşısında neye uğradıklarını şaşırmış bir halde, sürekli geri adım atmak zorunda kalmışlardır.”
Panelin oturum başkanlığını yürüten İstanbul Barosu Genel Sekreteri Av. Hüseyin Özbek, Emperyalist devletlerin Osmanlı İmparatorluğunun parçalanması ve mirasının paylaşılması projesine Şark Meselesi, bir diğer söylemle Doğu Sorunu adını verdiklerini belirtti. Özbek, “Emperyalizme göre Doğu Sorunun çözümü Batının Osmanlıyı tasfiye etmesiyle mümkündü. Emperyalizm, asırlık rüyasının Sevr’le gerçekleştiğini, Osmanlı Devleti’nin tarihe karıştığını düşünür, mirasının paylaşılması sevincini yaşarken Lozan onlar için soğuk duş oldu. Emperyalizm Sevr’i sever, Lozan’ı sevmez. Çünkü Lozan Türk ulusuna bağımsızlığını, egemenliğini ve özgürlüğünü vermiştir” diye konuştu.
Prof. Dr. Çetin Yetkin ise Türklerin 1. Dünya Savaşı’nda yenilmediklerini, galip çıktıklarını söyledi. İsmet Paşa’nın, “Türkiye, herkesin 1918’de bitirdiği savaşa daha dört sene devam etti” dediğini anımsatan Yetkin, Lozan’da Türk Heyeti’nin karşısında Japonya gibi, Sırp- Hırvat- Sloven Krallığı gibi 1. Dünya Savaşı’na katılan devletlerin olmasının da, bunun kanıtı olduğunu belirtti.
İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rauf Versan da Lozan’ın Türkiye Cumhuriyeti’nin tapu senedi olduğunu ve o dönemden günümüze dek yaşayan tek antlaşma özelliğini koruduğunu söyledi.
Türk Tarih Kurumu’ndan Doç. Dr. İbrahim Ethem Atnur, işgal İstanbul’unda azınlıkların evlerine Yunan ve İngiliz bayraklarının asılmasının Türk ulusunun belleğine kazındığını ifade ederek, Lozan’da üzerinde en sert müzakerelerin yapıldığı konunun kapitülasyonlar olduğunu belirtti. Erzurum Kongresi’nde alınan kararların Lozan’da karşımıza çıktığını anlatan Atnur, “Erzurum Kongresi’nde, azınlıklara milli yapıyı bozucu imtiyazlar verilemez kararı alınmıştı. İttihatçıların en büyük hedefi de kapitülasyonları kaldırmaktı. 1909’da yürürlüğe giren ‘Osmanlı ülkesinde suç işleyen her kim olursa olsun tutuklanır” hükmü, İngilizlerin baskısıyla iptal edilmişti” dedi.
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selami Kuran da, emperyalizmin iktisadi ve adli kapitülasyonlarda çok ısrar ettiğini ama Lozan’da askeri zaferden sonra siyasi ve hukuki bir zafer kazanıldığını söyledi. Lozan’da çok hukukluluğun terk edilerek, eşit ve egemen bir devletin tescil edildiğini anlatan Kuran, Sevr’in dil, din, soy azınlığı yaratmasına karşılık, Lozan’da sadece din eksenli azınlıkların kabul edildiğini vurguladı. Medeni Kanun’un tüm yurttaşlar için tek hukuk sistemi olarak kabul edildiğini ve bu alanda cemaatlerin kendilerinin azınlık statüsünden vazgeçtiklerini belirtti.
YARSAV Kurucu Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu da Lozan’ın Şark meselesini sona erdirdiğini günümüzde de bunu içine sindiremeyenlerin BOP ile yeniden karşımıza çıktıklarını anlattı. Lozan’daki azınlık karamının Sevr’e doğru geriye yürütüldüğünü, AB’nin dayatmasıyla farklı inanç grupları yaratılmak istendiğini belirten Eminağaoğlu, Türk ulusunun bu konularda uyanık olması gerektiğinin altını çizdi.


