Lozan Antlaşması Diplomatik Bir Zaferdir
İstanbul Barosu Başkanlığınca düzenlenen ‘Lozan Antlaşmasının 92. Yıldönümü’

İstanbul Barosu Başkanlığınca düzenlenen ‘Lozan Antlaşmasının 92. Yıldönümü’ konulu panel 23 Temmuz 2015 Perşembe günü saat 16.00’da Baro Kültür Merkezi Konferans Salonunda yapıldı.
Açılışta konuşan İstanbul Barosu Genel Sekreteri Av. Hüseyin Özbek, Lozan Antlaşmasını, 1. Dünya Savaşını sona erdiren bir barış, özgürlük ve bağımsızlık metni, 1683 Viyana bozgunundan beri Batı karşısında askeri ve siyasi üstünlüğünü kaybetmiş olan Türklerin haklı bir zaferin sonunda elde ettikleri diplomatik bir zafer olarak niteledi.
Lozan görüşmelerinin başlangıcında masanın diğer tarafındakiler ve özellikle İngiltere’nin, Türkiye’ye mağlup devlet dayatmasında bulunduğunu hatırlatan Özbek, Türkiye’nin bu şablonu reddettiğini, masadaki ülkelere ‘eşit ülke’ konumunu kabul ettirdiğini ve görüşmelerin bundan sonra başladığını söyledi.
Lozan’ın günümüzdeki anlamı üzerinde de durulması gerektiğini vurgulayan Hüseyin Özbek, aradan 92 yıl geçtikten sonra bugün emperyalist ülkelerce Türkiye’ye post modern bir Sevr dayatıldığını, siyasi coğrafyasından ödün vermeye, Fıratsız, Dicle’siz, GAP’sız, siyasi sınırları daraltılmış, küçültülmüş bir Türkiye’ye razı olunmaya zorlandığını bildirdi.
Türkiye’nin bugün ayrıca etnik ve mezhepsel bir kalkışmayla da karşı karşıya bulunduğunu kaydeden Özbek şöyle konuştu: “Kürt Teali Cemiyetinin mirasçıları Türkiye’den toprak talep etmektedir. Mezhep ayrılıkları körüklenmektedir. IŞİD modeli, El-Kaide modeli Türkiye’ye dayatılmaktadır. Türkiye’nin Irak’a, Lübnan’a, Suriye’ye dönmesi istenmektedir. Türkiye böylesine bir gayya kuyusunu kabullenecek midir? Bu konuda siyasal iktidarın duyarlılığı, ya da duyarsızlığı çok önemlidir. Bundan daha da önemli olan Türk halkının etnik ve mezhepsel ayrışmayı kabullenip kabullenmeyeceğidir. Ben bugüne kadar gelen Cumhuriyet ve aydınlanma kültürünün galip geleceğini sizlerle paylaşmak istiyorum”
Açılış konuşmasından sonra panele geçildi. Paneli İstanbul Barosu Genel sekreteri Av. Hüseyin Özbek yönetti. İlk sözü Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rıdvan Akın aldı. Akın, Lozan Barış Antlaşmasını başlangıcından imza tarihine kadar olan gelişmeleri bilimsel bir çerçevede ele alarak anlattı.
Lozan Barış Konferansının, TBMM ordularının Yunan ordusunu kesin bir mağlubiyete uğratması üzerine, 1. Dünya Savaşı'nın galipler cephesinin, Ankara hükümetini yeni koşullarla barışı müzakereye davet etmesi üzerine başladığını belirten Akın, toplantıya 12 devletin davet edildiğini, ABD, Bulgaristan, Belçika, Sovyet Rusya’nın kendilerini ilgilendiren konularda oturumlara katıldıklarını ve müzakerelerin genel olarak son derece gergin geçtiğini bildirdi.
Hemen hemen bütün konularda eski düzeni devam ettirme çabası içinde bulunan müttefik blokuna karşı Türk delegasyonunun daima meşruiyetçi bir zeminde mücadelesini sürdürdüğünü vurgulayan Rıdvan Akın, Türk delegasyonu sonuna kadar, devletler hukukuna saygılı, barışı isteyen, medeni milletler camiasının eşit, şerefli bir üyesi olmak dışında bir isteği olmadığının vurgusunu yaptığını anlattı.
Bir ulusun kendi topraklarında, aynı Batılılar gibi kendi egemen devletini kurma hakkının tanınmasının mali, adli, siyasi tam bağımsızlıktan geçtiğini kaydeden Akın, bu talebin Lozan görüşmelerini 7 Şubat-23 Nisan arasında kesintiye uğramasının sebebi olduğunu vurguladı.
Rıdvan Akın konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “24 Temmuz 1923 günü, Türkiye barışa imza koyduğunda, bazı tavizler verilmişti. Ama Türkler masadan kalkarken, siyasi ve askeri gücünü elde edebileceği optimum bir metnin kabulünü sağlayarak son iki yüz yılda düşürüldükleri yarı sömürme konumundan kurtuldular. Böylece gerçek anlamda egemen bir millete dönüşüyor ve bunu uluslararası camiada kabul ettirmiş oluyorlardı. Lozan Barış Antlaşması'nın ve onu tamamlayan çok sayıda mukavele ve taahhütlerin arkasında yatan gerçek ruh budur: Tam bağımsız yeni Türkiye devletinin tescili”.
Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi, Milli Güvenlik ve Dış politika Uzmanı Doç. Dr. Sait Yılmaz, Lozan Antlaşmasıyla Türkiye’nin pek çok sorununun çözüldüğünü, Misak-ı Milli’nin büyük ölçüde gerçekleştirildiğini söyledi. Misak-ı Milli’yi Türk dış politikasının egemenlik alanı olarak niteleyen Yılmaz, ne yazık ki, Atatürk dönemi sonrasında bu politikalardan uzaklaşıldığını ve ihmal edildiğini bildirdi.
Hükümetin Kuzey Irak ve Suriye politikalarını eleştiren Sait Yılmaz, ABD’nin Kuzey Irak politikaları yüzünden 2007’de başlayan çözüm süreci dolayısıyla bugün Türkiye’nin güneyinde KCK’nın devlet olduğu, PKK’nin dağ başında rahat rahat gezdiği, HDP’nin de demokratik barış diye tutturduğu ve kendi politikalarını Türk Devletine kabul ettirmeye çalıştığı bir döneme gelindiğini kaydetti.
1946’dan günümüze ABD’nin Türkiye üzerindeki olumsuz politikalarını anlatan Yılmaz, “Bütün bunlardan sonra Türkiye’nin yaşadığı en büyük risk, artık tam bağımsız, milli ve egemen bir ülke olma vasfını kaybetmiş olmasıdır” dedi.
Türkiye’nin bugün Ermenistan, Güneyimizdeki sorunlar, Kıbrıs ve Yunanistan sorunları dâhil bütün bunların altında Türkiye’yi Lozan öncesine götürme çabası bulunduğunu belirten Sait Yılmaz, tek kurtuluşu Atatürk’ün politikalarına yeniden dönüşte gördüğünü sözlerine ekledi.
Milli Savunma Bakanlığı Eski Genel Sekreteri Emekli Kurmay Albay Ümit Yalım, “Lozan’a göre Adaların hukuki Statüsü ve mevcut Durum” konulu görsel bir sunum gerçekleştirdi.
Konuşmasında Ege denizinde aidiyeti tartışmalı adaların bulunduğunu belirten Yalım, Lozan Antlaşmasına göre tüm borçları ödenmiş 16 adet Türk adası bulunduğunu, ancak son yıllarda uygulanan yanlış politikayla bu adaların Yunan işgali altına girdiğini söyledi. İşgal altındaki adaların Lozan Antlaşmasına aykırı olarak silahlandırıldığını, bu durumun Türkiye tarafından protesto edildiğini belirten Ümit Yalım, ancak adaların statüsünde bugüne kadar bir değişiklik olmadığını kaydetti.
Ümit Yalım, Lozan Antlaşmasıyla 9 adaya sahip olan Yunanistan’ın İkinci Dünya Savaşı sonrası İtalyanlardan aldığı adalar ve işgal ettiği 16 Türk adasıyla ada sayısını 33’e çıkardığını bildirdi. Ümit Yalım, Ege’deki 16 Türk adasının Yunan işgali altındaki bugünkü durumunu fotoğraflarla, belgelerde tespit ettiğini anlattı.
Panel sonunda İstanbul Barosu Genel sekreteri Av. Hüseyin Özbek, panel çözümlerinin geçmiş yıllarda olduğu gibi yine kitap haline getirileceğini belirtti ve konuşmacılara günün anısını belirten birer Teşekkür Belgesi verdi.


