İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Laiklik Kadın Haklarının Temelidir

Laiklik İlkesinin Kabulünün Yıldönümü

Laiklik Kadın Haklarının Temelidir

Laiklik İlkesinin Kabulünün Yıldönümü

TBMM, 10 Nisan 1928'de Anayasa'nın ikinci maddesini değiştirilip laiklik ilkesine yer verilmesi ve Türkiye Cumhuriyeti'nin laik bir devlet olduğunun yazılmasıyla, Anayasamıza Laiklik ilkesi girmiş oldu.

Cumhuriyetin temel ilkesinin laiklik olmasını kabul eden ilk Avrupa ülkesi Türkiye’dir. Yasal olarak ise laikliği kabul etmiş ikinci Avrupa ülkesidir.  Türkiye’de laikliğin benimsenmesi üç temel değerden kaynak bulmuştur: Vicdan özgürlüğü, dinsel inanç özgürlüğü ve tüm erkekler ile kadınların eşitliği. Laik düzen içindeki çağdaş Türk kadını, seçme ve seçilme hakkının yanında;  Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetsel, eğitsel, ekonomik ve sosyal alanlarında yerini alma ve her türlü görevi yapma olanağına da sahiptir.

Devlet, hukuk ve toplum ilişkisinin “ LAİKLİK VE DEMOKRASİ”  bağlamında anlamı ve işlevi ancak; devletin ve toplumun hukuk önünde eşitliği, dinsel alan ve dindışı alanda hukukun eşit geçerliliği, toplumsal ve siyasal alan ayrımının din açısından anlamı, hukukun çelişkili kurallardan arındırılması sorunlarıdır.

Laik toplum düzeni, bütün din ve inançta insanların eşit koşullarda aynı kurallara uymak durumunda bulundukları, hiç kimseye dinsel ayrıcalık ve üstünlük tanımayan toplum düzenidir. Laiklik ; “ devletin; yönetimde, toplumsal yaşamın her kesiminde, insan aklı, bilim temelleri üzerinde gerekli kurumları oluşturup geliştirerek ve sağlam güvenceler sağlayarak din dışı kalması; tüm inançlara, inançsızlığa karşı yansız/ aynı uzaklıkta bulunması ve dini, kişisellik alanına itip orada tutmasıdır” diye tanımlanabilir.

Atatürkçü çağdaşlaşmanın temelinde devlet olarak bağımsızlık, millet olarak egemenlik, birey olarak hak ve özgürlükler söz konusudur. Cumhuriyet devrimlerinde kadın haklarına dönük olarak çağdaşlaşma hareketlerinde dikkati çeken en belirgin özellik ise, kadın-erkek ayırımını ortadan kaldırarak hepsini ‘insan’ kelimesi içine almış olmasıdır.

Ülkemizde  her geçen gün yenisi eklenen eylem ve söylemlerden tekrar anlıyoruz ki;

Laiklik devletin yönetimde, toplumsal yaşamın her kesiminde, insan aklı, bilim temelleri üzerinde gerekli kurumları oluşturup geliştirerek ve sağlam güvenceler sağlayarak din dışı kalması ve dini, kişisellik alanına itip orada tutması kadının insan haklarının da güvencesi olmaktadır.

Laikliğin en etkin koruyucusu ise kuşkusuz halkın tüm dogmalardan, ekonomik, dinsel ya da yönetsel arayışların baskılarından kurtulabilmiş bilimle, akılla arınmış bir bilinci olmalıdır. 

İSTANBUL BAROSU KADIN HAKLARI MERKEZİ

Kategori:Haberler
Laiklik Kadın Haklarının Temelidir | İstanbul Barosu