Laik Eğitim Sistemi Vazgeçilmezdir

TBMM’de devam eden 2024 bütçe görüşmelerinde Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) bütçesi görüşülürken söz alan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, “Tarikat ve cemaatlerle protokol yapmaya devam edeceğiz” sözleri üzerine ifade edilmelidir ki
Eğitim sistemi dini kural ve referanslara göre değil, bilimsel gerçeklerın ışığında ve toplumsal ihtiyaçlara göre düzenlemelidir.
Türkiye Cumhuriyeti, Anayasa’nın değiştirilemez değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek nitelikte olan 2. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Milli Eğitim Bakanı’nın TBMM’de yaptığı, tarikatlar ve cemaatler ile iş birliklerinin devam edeceğine yönelik olarak yapmış olduğu açıklamaları, devletin laik ve demokratik niteliğine açıkça aykırıdır. 13 Kasım 1925 tarihli ve 677 sayılı kanun ile tarikatlar, tekke ve zaviyeler kapatılmıştır. Tarikat ve cemaatler, sivil toplum örgütleri değildir.
Devlet yönetiminde ve eğitim sisteminde laikliğin hakim olması, laiklikten taviz verilmemesi, öncelikle devletin geleceği, toplumun birliği ve beraberliği ve ayrıca bireyin yaşamı için hayati bir önem taşımaktadır. En önemlisi demokrasinin işleyişi açısından hem gerekli hem de önemlidir. Laik eğitim demokratik eğitimin vazgeçilmez bir parçasıdır.
Demokratik eğitim, demokrasinin ilke kurallarının, insan haklarının , çocuk haklarının ve çocuğun üstün yararının temele alınarak öğretildiği eğitimdir. Demokratik eğitimin amacı, bağımsız dünya bakışında eleştirel ve çözüm odaklı bakış açısına sahip olan ve demokrasinin kuralları ile uygulamalarını benimseyen, onları bilen vatandaşlar yetiştirmektir. Unutulmamalıdır ki Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına saygılı, kendi hak ve özgürlüklerini bilen ve bunları savunabilen bireyler yetiştirilmeli, eğitim programları laik eğitim çerçevesinde oluşturulmalıdır. Demokratik eğitimin vazgeçilmezi laikliktir, bu sebeple eğitim sisteminde görev yapan herkesin laikliğin temel ilkelerine uygun olarak davranması gerekmektedir.
Cumhuriyet’imizin kuruluş ilkelerinden laik, bilimsel ve kamusal eğitimden ödün verilmemesi gerektiğini bir kez daha hatırlatırız.
İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi


