İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Laik Cumhuriyet İçin Nice Kubilay’Lar Var

Emperyalizme karşı verdiği Milli Kurtuluş Savaşı’ndan

Laik Cumhuriyet İçin Nice Kubilay’Lar Var

Emperyalizme karşı verdiği Milli Kurtuluş Savaşı’ndan zaferle çıkan Türk halkının önünde daha zorlu bir savaş vardı.  Osmanlı’yı çöküşe götüren;  çağın gerisinde, uygarlığın dışında kalmış anlayışın ve kurumların devrimci bir tutumla tasfiyesi gerekiyordu.

 Kulluktan yurttaşlığa, tebaalıktan millet olmaya geçilemezse yeniden çöküş kaçınılmazdı. Ortaçağ kurumlarının ve anlayışının tasfiyesiyle, Türkiye Cumhuriyeti’nin ulus devlet, üniter yapı temelinde inşası tarihten alınan acı derslerin sonucudur.

17 Kasım 1922’de, henüz Cumhuriyet’e geçilmeden Saltanata son verilerek Osmanlı hanedanının yurt dışına gönderilmesi yaşanacak köklü devrimlerin ilk halkasıydı.  29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanının ardından 3 Mart 1924’te Hilafet’e son verilmesiyle çürümüş, çağın dışında kalmış teokratik yapının tasfiyesinde en önemli dönemeç geride kalmıştı.

Saltanat kurumlarının ve teokratik yapının tasfiyesinin ardından çağdaş uygarlığı model alarak kurulan ulus devleti, Cumhuriyet’i, devrimleri içine sindiremeyen gerici anlayış sinsice fırsat kolluyordu. Devrimlere itirazını açıktan dillendiremeseler de Cumhuriyet’in getirdiklerine toptan itiraz eden bir düşüncenin temsilcileri olarak doğacak rövanş fırsatının özlemiyle pusudaydılar.

Kurtuluşun ve kuruluşun önderi Atatürk, genç Cumhuriyetin çağdaş kurumları, doğacak ilk fırsatta yok edilmesi gereken öncelikli hedeflerdi. Kurtuluşta, kuruluşta alın teri dökmemiş, işgalcilerle işbirliğine soyunmuş İslam Teali Cemiyeti ile Kürdistan Teali Cemiyeti’nin şer ittifakının ilk önemli kalkışması 1925 Şeyh Sait olayı idi. İslam maskeli etnik kalkışmanın yol açtığı karmaşanın Türkiye’ye faturası Musul’un kaybı olarak kayıtlara geçti.

23 Aralık 1930’da Derviş Mehmet’in Mehdilik iddiasıyla peşine taktıklarıyla Menemen ’de tekrarlanan silahlı kalkışma bu gün için de ibret alınması, dersler çıkarılması gereken özellikler taşımaktadır. Menemen’de tertiplenen kanlı kalkışmaya müdahale eden Yedeksubay Mustafa Fehmi Kubilay’ın gövdesinden işkenceyle ayrılan başı ile Bekçi Hasan ve Şevkinin hunharca şehit edilmesi rejime duyulan yobaz kininin katsayısını göstermektedir.

Gerici kalkışmanın bastırılması, kıyamcı katillerden hukuk önünde hesap sorulması Cumhuriyet’in kararlılığı kadar Türk halkının rejime sahip çıkması ve ortaçağ yerine uygarlığı tercihinin bir sonucudur.

Şeyh Sait’erin, Derviş Mehmetlerin şer koalisyonunun günümüzdeki zihinsel mirasçılarının erken zafer sarhoşluğu beyhudedir. Cumhuriyet’ten, Atatürk’ten, ulus devletten, laik sistemden bir asırdır içlerinde biriktirdikleri kinli intikamın zamanının geldiği sanısıyla rüya görenler yine halkın geçit ve gedik vermez duvarına toslayacaklardır.

Yine Cumhuriyet’in, yine Mustafa Kemallerin, yine Türk halkının kazanacağından kimsenin kuşkusu olmasın.

İstanbul Barosu, yine Cumhuriyet’in, Mustafa Kemallerin ve Türk halkının kazanacağına olan sarsılmaz inancını kamuoyu ile paylaşırken, Kubilay ve tüm devrim şehitlerinin aziz hatırasının önünde saygıyla eğilmektedir.                        İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

Kategori:Haberler
Laik Cumhuriyet İçin Nice Kubilay’Lar Var | İstanbul Barosu