Kurum Ve Kamu Avukatları İle Bağlı Çalışan Avukatların Sorunları Görüşüldü
İstanbul Barosu Kurum ve Kamu Avukatları İle Bağlı Çalışan Avukatlar Komisyonu tarafından gerçekleştirilen, “Kurum ve Kamu Avukatları ve Bağlı Çalışan Avukatların Cezai Sorumluluğu” konulu Panel 20 Temmuz 2009 Pazartesi günü saat 18.00 – 21.00 arasında Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.

İstanbul Barosu Kurum ve Kamu Avukatları İle Bağlı Çalışan Avukatlar Komisyonu tarafından gerçekleştirilen, “Kurum ve Kamu Avukatları ve Bağlı Çalışan Avukatların Cezai Sorumluluğu” konulu Panel 20 Temmuz 2009 Pazartesi günü saat 18.00 – 21.00 arasında Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.
Panelin açılış konuşmasını yapan İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın, avukatlığın meslek olarak bağlı çalışmaya uygun bir meslek olmadığını söyledi. Bu konuda Fransa örneğini veren Aydın, orada bağlı olarak çalışmak tarzında bir çalışma sisteminin bulunmadığını; avukatlığın bağımsız yapılması gereken bir meslek olduğunu, kamuda çalışan avukatların memur gibi algılandığını; özel kurumlarda çalışan avukatların da ast-üst ilişkisi içerisinde üstlerinden talimat aldığı durumlar bulunduğunu, bu durumların da avukatlık mesleği ile bağdaşmayacağını vurguladı.
Avukatın, önüne gelen bir konuda, sorunla ilgili tüm mevzuata hakim olması, öngörülebilir şeyleri göz önünde bulundurması ve sorunu çözme yolunda yapılabilecek adımları atmasından sonra ortaya çıkacak aksaklıklara karşı sorumluluğuna gidilemeyeceğini söyleyen Aydın, müvekkil kurumun hukuka aykırı talimatlarını yerine getirmeyen avukatların kurum içi sıkıntılara maruz kaldıklarını belirtti. Aydın ayrıca, mesleki sorumluluk sigortası yaptırılması konusunda özel bir sigorta şirketi ile anlaşma imzalayacaklarını, bu konuda karar verirken en uygun poliçe koşullarını sunan şirketin teklifini kabul ettiklerini de sözlerine ekledi.
Kurum ve Kamu Avukatları Komisyonu Başkanı Av. Cüneyt Tenekeci de avukatların sorumluluğunun nerede başlayıp nerede bittiği konusunda yasal bir düzenlemeye gereksinim duyulduğunu belirterek Mecliste bu konuda yapılacak çalışmalara komisyon olarak her tür desteği vereceklerini söyledi.
Panelin oturum başkanı ve İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Dr. Selçuk Demirbulak; kamu avukatlarının 657 Sayılı Yasada Avukatlık hizmetleri sınıfı olarak tanımlandığını, avukatların memur olarak nitelendirilip, memurların amirlerinin talimatlarına uygun davranma zorunluluğunun bulunduğunu belirterek, avukatların bağımsızlığı konusunun mikro açıdan avukatları, makro açıdansa tüm Türkiye’yi ilgilendirdiğini söyledi. Demirbulak; Fransa’nın ikinci en büyük barosu olan Lyon Barosu’nda yalnızca 2.300 avukat varken İstanbul Barosu’nda yirmi beş bine yakın avukat bulunduğunu, bu avukatların yarısının bağlı çalıştığını söyledi. Demirbulak, Fransa’da avukatlık barosuna bağlı olanların avukat olarak nitelendirildiğini, diğer bağlı çalışanların ise hukukçu olarak tanımlandığının ifade etti.
Panelde ilk sözü alan Prof. Dr. Durmuş Tezcan, Avukatların görev suçlarını düzenleyen hükümlerin Yeni TCK’da özel hükümler dördüncü kısımda düzenlendiğini söyledi. Tezcan, eski ceza kanununda yer alan “memur” kavramının yapılan yeni düzenlemelerle “Kamu Görevlisi” olarak değiştirildiğini avukatların da bu tanımın içerisine girdiğini belirtti. Kamu görevlisi kavramının “kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli veya geçici olarak katılan kişi ”olarak yasada tanımlandığının altını çizdi. Suçların gerçek görev suçları, görünürde görev suçları olarak ikiye ayrıldığını vurgulayan Tezcan, daha sonra somut suç tipleri üzerine ayrıntılı açıklamalarda bulundu.
Panelin ikinci konuşmacısı olan Av. Şeref Dede; kamu avukatları ile serbest çalışan avukatların cezai sorumluluğu konusunda bir fark olmadığını bu konudaki tek ayrımın kamu avukatlarının memur sayılmaları olduğunu söyledi. Dede; Yeni TCK’nın cezai sorumluluk bakımından serbest avukatları kamu avukatlarına yaklaştırdığını ileri sürdü. Avukatların hukukçu olmayan amirlerin talimatlarını yerine getirmek zorunda kaldıklarını, siyasi kaygılarla yapılan atamaların da kamu avukatlarının işlerini daha da zorlaştırdığını sözlerine ekleyen Av. Şeref Dede ayrıca, Adalet Bakanlığı’nın avukat soruşturma dosyalarına kolaylıkla yargılama izni vermesini de eleştirdi.
Panelde son sözü alan Mersin Milletvekili ve önceki Mersin Barosu Başkanı İsa Gök; kamu avukatları tanımının yasada yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirtti. Yeni TCK’nın Kamu avukatlarının işlerini oldukça zorlaştırdığını belirten Gök, Yasa’nın 53. maddesinde yer alan hak yoksunluğu kavramının kamu avukatlarına alınan ceza süresince mesleğini serbest de olsa yerine getiremeyeceğini düzenlediğini ancak serbest avukatların bu hak yoksunluğundan etkilenmediğini vurguladı. Konunun Anayasa Mahkemesi’ne götürüldüğünü ifade eden Gök, ne yazık ki Anayasa Mahkemesi’nin bu düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı görmediğini söyledi.
Kamu avukatlarının mali ve kurum içi birçok sorunu bulunduğunu belirten Gök, vekalet ücretleri konusunun da halen çözülemediğini ifade etti. İsa Gök, ayrıca işçi avukatlar konusunun da adeta bir sömürü aracı gibi görüldüğünü daha önce TBB tarafından çıkarılan ve Danıştay tarafından iptal edilen 1.000 TL asgari ücret düzenlemesinin, kısmen de olsa soruna bir pansuman vazifesi gördüğünü vurguladı. Gök, Mecliste konunun takipçisi olacaklarını, avukatlarla bu konuda her tür dayanışmayı göstereceklerini de sözlerine ekledi.
Panelde konuşmaların tamamlanmasından sonra soru – cevap bölümüne geçildi. Daha sonra İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın tarafından konuşmacılara birer Teşekkür Belgesi verildi.


