Koruma Tedbirleri
İstanbul Barosu Staj Eğitim Merkezince düzenlenen ‘Cumartesi Forumları’nın üçüncüsü 24 Nisan 2010 Cumartesi günü saat 14.00’da Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.

İstanbul Barosu Staj Eğitim Merkezince düzenlenen ‘Cumartesi Forumları’nın üçüncüsü 24 Nisan 2010 Cumartesi günü saat 14.00’da Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.
SEM Yürütme Kurulu Genel Sekreteri Av. Hilal Gültepe kısa bir açılış konuşması yaptı. Forumu İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Turgay Demirci yönetti. Forumun konuşmacısı Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Ümit Kocasakal genel koruma tedbirlerini, İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Turgay Demirci de iletişimin tespiti konusunu anlattı.
CMK 90 ve devamının yakalama, gözaltı, tutuklama, adli kontrol, arama ve el koyma, iletişimin tespiti ve teknik araçlarla izleme gibi koruma tedbirlerine yer verildiğini hatırlatan Kocasakal, bunların hiç birinin hüküm niteliğinde olmadığını, koruma tedbirlerinin istisnai bir yol olduğunu söyledi.
Koruma tedbirleri konusunda uygulamada pek çok sorunun yaşandığını, kanuna aykırı uygulamalar yapıldığını, tutuklama konusunun istismar edildiğini belirten Kocasakal, “suçun vasıf ve mahiyeti, sanığın yattığı süre de dikkate alınarak tutukluluğun devamına karar vermek ihsas-ı reydir” dedi.
Koruma tedbirlerinin geçici nitelikte olduğunu, kişi hak ve özgürlükleriyle ilgili olduğu için de orantılı olmak zorunda bulunduğunu kaydeden Kocasakal, deliller toplandıktan sonra sanığın tutukluluk halinin derhal sona erdirilmesi gerektiğini, ancak uygulamada bunun böyle olmadığını, deliller toplandığı halde ciddi bir gerekçe göstermeden tutukluluk halinin devamına karar verildiğini anlattı.
Tahliyeden sonra sanığın itiraz üzerine yeniden tutuklanmasını ‘yetkinin kötüye kullanılması’ olarak niteleyen Kocasakal, aslında tutuklama ve tahliye kararlarının yargılayan mahkeme tarafından değil, bir başka otorite tarafından verilmesinin daha uygun olacağı görüşünde bulunduğunu, bu amaçla Avrupa’da ‘özgürlükler hâkimi’ sisteminin kullanıldığına dikkat çekti.
İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Turgay Demirci de iletişimin tespiti konusu üzerinde durdu. Delil ilde etmek amacıyla iletişimin dinlendiğini belirten Demirci, dinleme olayının kuvvetli suç şüphesi, başka yolla delil elde edilememesi ve gecikmesinde sakınca bulunan haller üzerine PVSK, Jandarma, MİT ve CMK kanalıyla gerçekleştirildiğini söyledi.
Dinlemeyle elde edilen delillerin başka delillerle desteklenmiyorsa bir anlam taşımadığını, Yargıtay’ın bu konuda çok güzel bir kararının bulunduğunu belirten Demirci, uygulamada yaşanan sorunlara da değindi ve “PVSK’ya göre sadece Emniyet Genel Müdürünün emriyle dinleme yapılabiliyor. Soruşturmalar polis eliyle yapılıyor, savcılar devre dışı bırakılıyor. Böyle bir ortamda adil yargılama yapabilmek mümkün değildir “dedi.
11 Eylül’den sonra hukukumuza giren ‘milli güvenlik ve kamu düzeni’ gerekçesiyle kişilerin özgürlüklerinin yok edildiğine işaret eden Demirci, yapılan bir tespite göre Türkiye’de nüfusa oranla ABD’den daha fazla dinleme yapıldığını ve konunun alabildiğine istismar edildiğini söyledi. Demirci, avukatları her aşamada koruma tedbirlerine itiraz etmeye çağırdı.
Soru ve cevap bölümünden sonra İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Turgay Demirci Doç. Dr. Ümit Kocasakal’a bir plaket verdi.


