Kolcuoğlu: “Yargıda Acil Sorun Yargıç Bağımsızlığı Ve Yargıya Güvenin Sağlanmasıdır”
İstanbul Barosu Başkanı Av. Kazım Kolcuoğlu, yeni yargı yılının açılışı dolayısıyla 6 Eylül Perşembe günü saat 19.00’da CNN TÜRK Televizyonunda canlı olarak yayınlanan 360 Derece adlı haber programına konuk olarak katıldı.

İstanbul Barosu Başkanı Av. Kazım Kolcuoğlu, yeni yargı yılının açılışı dolayısıyla 6 Eylül Perşembe günü saat 19.00’da CNN TÜRK Televizyonunda canlı olarak yayınlanan 360 Derece adlı haber programına konuk olarak katıldı.
Kolcuoğlu, program sunucusu Şirin Payzın’ın yargı reformu, yeni Anayasa hazırlıkları, yargıya yapılacak atamalar ve polis sınavına ilişkin ortaya atılan iddialar hakkındaki sorularını yanıtladı.
Başkan Kolcuoğlu’nun sorulara verdiği yanıtlar şöyle:
SORU: Yargı reformunda atılması gereken ilk adım nedir?
- Şimdiye kadar adli yılın açılışlarında yargı sorunları hep dile getirilmişti. Ama maalesef yargı yılı içinde o sorunlar göz ardı edilmiş ve eski haliyle devam ettirilmiş ve yığılan sorunlar nedeniyle adil yargılanma ve adalete erişim zor hale getirilmiştir. O nedenle öncelikle alınması gereken önlemler, hızla mahkemelerin çoğaltılması, yargıçlarımızın yeni yasalar nedeniyle daha fazla eğitime tabi tutulması ve fiziki olarak adliyelerin tümünün gözden geçirilip teknik alt yapıya kavuşturulması gerekiyor.
SORU- Bunlar her zaman söylenen ve istenen şeyler, bunların yapılabileceğine dair bir ışık görüyor musunuz?
- Fazla bir ışık görmüyoruz. Hükümet programında alternatif yargı yolları öne sürülüyor. Mevcut sistem yeterli değil, alternatif yargı yollarıyla bu sorunları çözmeye çalışacağız deniliyor. O da nedir, uzlaşmadır. Yeni Ceza ve Ceza Muhakemesi Yasasında alternatif çözüm olarak uzlaşma kurumu getirildi. Uzlaşma çalışmalarının yasa gereği baromuzun görevlendirdiği avukatlar tarafından yürütülmesi kabul edilmiştir. Ancak bir buçuk yılda 7 -8 adet talep oldu. Türkiye’de uzlaşma kültürü tam anlamıyla yerleşmediğinden alternatif yargı yolunun da çok başarılı olamayacağı bu örnekten açık olarak görülmektedir. Acilen yapılacak olan, yargının kendi içinde işlerliğini sağlamak, gerekli önlemleri hemen almak, yargıçlarımızın bağımsızlığı ve yargıya güvenin sağlanmasını gerçekleştirmektir. Yargı bağımsızlığı yargıçlar için değil, uluslararası sözleşmelerde ve anayasamızda belirtildiği gibi halkımızın adil yargılanmasını sağlamaya yöneliktir. Son dönemde yargıçların etki altında bırakıldığına ilişkin çok büyük tartışmalar yaşandı. Bunların önlenmesi için Anayasa’da değişiklik yapılarak yargıçların tam bağımsızlığı ve tarafsızlığını sağlayacak hale getirilmelidir. Bugünkü mevzuatımız yargıçların bağımsızlığını sağlamaktan uzaktır.
SORU: Yargıya en az Milli Eğitim kadar bütçe ayrılması gerekiyor. Bu konudaki beklentileriniz nelerdir, yeni hükümet programında buna ilişkin bir sinyal var mı?
- Bu konuda çok önemli bir sinyal yok. Biz şunu düşünüyoruz. Yargıdan gelen gelirlere baktığımız zaman giderlerinin çok üstünde olduğunu görüyoruz. Yeni Ceza Yasası ve Ceza Muhakemesi Yasasına göre artık para cezaları ertelenemiyor. Ertelenemediği için aşağı yukarı eskiye göre para cezalarının getirileri on misline ulaştı, bunlar yargıdan geldiğine göre büyük bir bölümünün yargıya harcanması gerekir. Adil ve etkin bir yargı demokrasinin temel ayaklarından biri ve en etkini sayılır.
SORU- Yeni Cumhurbaşkanından dolayı Sivil Toplum Örgütleri yargıya yapılacak atamalardan kaygı duyduklarını açıkladılar. Sizin her hangi bir kaygınız var mı?
- Kaygımız şu. Yeni bir anayasa hazırlığı yapılıyor. Ancak taslak bugüne kadar gizli tutuldu ve bölük pörçük bilgileri basından öğrenebiliyoruz. Gördüğümüz kadarıyla bu taslak çalışmalarında da yargının etkinliğini azaltmaya ve yargıçların seçiminde tarafsızlığı pekiştirme yerine taraf olan kurumlar tarafından seçimlerin yapılması yönünde çalışmalar yapılıyor. Hatta Anayasa Mahkemesinin denetleme görevinin daha etkin hale getirilmesi, Anayasa Mahkemesine başvuru hakkı daha geniş tutularak bağımsız kurullara da bu hakkın verilmesi gerekirken, bu hak daraltılarak Meclis üye tam sayısının onda birinin bu hakkı kullanması öngörülüyor. Anayasa Mahkemesine üye seçiminin daha bağımsız kurullara verilmesi gerekirken, üye seçiminin Cumhurbaşkanından alınıp Meclis tarafından yerine getirecek şekilde düzenleme yapılması öngörülüyor.
SORU: Son dönemde işkenceyle ilgili şikâyetler var mı?
- Maalesef var. Seçime giderken Polis Vazife ve Salahiyetleri Yasasında önemli değişiklikler yapıldı. Önleme tedbirleri adı altında polislere daha çok yetkiler verildi. Bu yetkiler tabii yargının denetimi dışında olan yetkiler. Bu yetkilerin kullanılmasında son zamanlarda görevi kötüye kullanma yönünde gelişmeler var. Hatta savunma görevini yapan avukatların bile dövüldüğünü ve fena muameleye tabi tutulduğunu görüyoruz.
SORU: Son zamanlarda polis sınavlarında ortaya çıkan iddialar hakkında ne söyleyeceksiniz?
- Bu iddialar gerçekten korkunç. Polis alımı için yapılan sınavda tarikat kurslarından yetişenlere soruların önceden verildiği iddiaları var. Öncelikle bunun açıklığa kavuşturulması gerekir. Bu iddialar gerçek ise bu sınavların iptal edilmesi gerekir. Polislerin yetişmesi çok büyük önem taşır. İnsan hak ve özgürlükleri, adli olaylardaki müdahale yetkileri konusunda onların çok donanımlı olması gerekir. Hukuki bilgilerden uzak olmaması gerekir. Maalesef polislerin çok iyi yetişmedikleri, insan hak ve özgürlüklerini bir kenara iterek eski alışkanlıklarını sürdürdükleri görülüyor. Son zamanlarda bize çok sayıda işkence ve fena muamele iddiaları yansıdı.
SORU: Bir polis karakolunda Nijeryalı bir mülteci ölü olarak bulundu. İçişleri Bakanı, Vali ve Emniyetten bu konuda bir açıklama gelmiyor. Siz ne düşünüyorsunuz?
- Bizim düşündüğümüz şudur. Birisi yakalanıp karakola götürüldüğü zaman onun can güvenliği karakola teslim edilmiş demektir. Karakol içersinde meydana gelen her türlü olay o karakolun sorumluluğundadır. Bize göre karakola götürülen bir kişinin oradan cenazesi çıkıyorsa, bu ölüme kimin neden olduğu açık ve net olarak soruşturulup meydana çıkarılması gerekir. Karakollarda kanuna aykırı fena muamele ve işkence yapılmasını önlemek ve insanların hukuki güvence altına alınmasında her türlü çabayı göstermek savcılar ve emniyet amirlerinin görevidir.


