Kent Hukuku Bağlamında Yaşanabilir Şehirler Ve İstanbul
İstanbul Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonunca düzenlenen “Kent Hukuku

İstanbul Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonunca düzenlenen “Kent Hukuku Bağlamında Yaşanabilir Şehirler Ve İstanbul” konulu panel 14 Mart 2012 Cumartesi günü saat 11.00-15.00 arasında Orhan Adli Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.
İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Özlem Aksungar, açılışta yaptığı konuşmada, İstanbul Barosunun bir meslek örgütü olmasının yanı sıra sosyal sorumluluklarının da bulunduğunu ve bazı komisyon ve merkezler aracılığıyla sosyal sorumluluk projelerine destek verdiğini söyledi.
Aksungar, Çevre ve Kent Hukuku Komisyonunun, son zamanlarda düzenlediği “GDO’lar ve Nişasta Bazlı Şekerlerin İnsan Sağlığına ve Çevreye Zararları”, “Deprem ve Kentsel Dönüşüm”, “İklim Değişikliği ve Olumsuz Sonuçları” konulu panellerle, HES’ler, Trakya Ergene Havzası plan iptal davası ile üçüncü köprü planı iptal davasına müdahilliği bunlara örnek gösterdi. Aksungar, bugün düzenlenen panelle de konunun uzmanlarının Yaşanabilir Şehirler içinde İstanbul’un yerini belirlemeye çalışacaklarını belirterek toplantıya emeği geçenlere, konuşmacılara ve katılımcılara teşekkür etti.
Paneli yöneten Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Alev Seher Tuna, kentler için yaşanabilirliğin, kentte yaşayanların günlük yaşamı içinde ihtiyaç duydukları sağlıklı çevresel şartların ve yaşam kalitesinin karşılığı olduğunu söyledi.
Kentleşmenin doğru bir biçimde yaşanabilmesi için demografik, ekonomik ve sosyal gelişmelerin dengeli bir biçimde oluşması gerektiğini belirten Tuna, Türkiye’de kentleşme “kalkınma” temeline oturduğundan “sağlıklı bir kentleşme” olmadığını, böyle bir kentleşmenin gittikçe büyüyen sorunlarının da bugün çok ciddi boyutlara ulaştığını ve kentlerimizin geleceğini tehdit eder duruma geldiğini bildirdi.
Panelde ilk sözü Stutgard Üniversitesi Şehircilik Bölümünden Dr. Yaşar Adanalı aldı. Adanalı konuşmasında, genel olarak İstanbul’un 2023 vizyonu, özel olarak Beyoğlu’nda gerçekleştirilmeye çalışılan dönüşüm ve Yaşanabilir Şehir kavramı üzerinde durdu.
Kent planlamasına ve dönüştürülmesine kentlinin katılımının sağlanması gerektiğini belirten Adanalı, çünkü ‘yeterli barınma hakkı’nın önem taşıdığını, bunun şehirde oturanlar için temel bir hak olduğunu söyledi. İstanbul’un 2023 vizyonu planlarına ilişkin bilgi de veren Yaşar Adanalı, kentlere çılgın projelerle yaklaşılmasının çok yanlış olduğunu vurguladı.
İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Kentleşme ve Çevre Sorunları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Pelin Pınar Özden, yaşanabilirliğin ölçütleri üzerinde durdu ve yaşanabilirliğin saptanması için tek bir reçetenin bulunmadığını, kamu hakları ve temel haklar tam olarak varsa o kentin yaşanabilir bir kent olduğunun söylenebileceğini bildirdi.
İstanbul’un kavramsal olarak, yetki ve ölçek bakımından ranta kurban edilen kentlere örnek oluşturduğunu belirten Özden, kentlerin insan yaşamını biçimlendirmemesi gerektiğini, kentlerin yaşam koşullarına göre gelişmesinin daha doğru bir yaklaşım olduğunu söyledi.
Beykent Üniversitesi Öğretim Üyesi Psikolog Dr. Vicdan Yücel de konuya kentleşme ve ruh sağlığı açısından yaklaştı. Kentlerin insanların yalnızlaşmasına ve yabancılaşmasına yol açmaması gerektiğini vurgulayan Yücel, kentleşmenin kültürel bir değişim olduğunu, bu değişimi iten-çeken nedenlerin, bir anlamda göçlerin engellediğini ve kentleri yaşanmaz hale getirdiğini bildirdi.
Dr. Vicdan Yücel, göçler sonucu bozulan kent yapısının ruhsal hastalıklara, şiddet, intihar, cinayet gibi suçların arttığını ve kentte çeşitli gerginlikler ve çatışmaların yaşandığına dikkat çekti.


