İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Kanal İstanbul Projesi

İstanbul Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonunca düzenlenen ‘Kanal İstanbul Projesinin Çevresel, Kentsel ve Hukuksal Etkileri’ konulu

Kanal İstanbul Projesi

İstanbul Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonunca düzenlenen ‘Kanal İstanbul Projesinin Çevresel, Kentsel ve Hukuksal Etkileri’ konulu panel 10 Haziran 2015 Çarşamba günü İstanbul Adalet Sarayı Büyük Konferans Salonunda gerçekleştirildi.

Panelin açılışında konuşan İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Sevgi Barutçu, araştırması tam yapılmadan hazırlanan Kanal İstanbul Projesinin gerek çevresel ve kentsel, gerekse ulusal ve uluslar arası hukuk anlamında çok hassas dengeleri oynatacağı görüşünde olduğunu söyledi.

Projenin gerçekten iyi irdelenmesi ve yapılan eleştirilerin iyi değerlendirilmesi gerektiğini belirten Barutçu, şöyle konuştu: “Çevresel etkiler, su havzalarının ve ormanların etkilenmesi ve tarım alanlarının bu projeyle yok olması, kıt kaynakları olan İstanbul’un su rezervleri üzerinde iyi düşünülmesi gerekiyor. Sorunlu bir şehir olan İstanbul’a mega projelerle eklenecek yeni kentsel alanların bu sorunları daha artırması beklenmeli. Kanal İstanbul Projesi Montrö Sözleşmesinin neresine konulacak, komşularımız buna ne diyecek? Bu soruların yanıtı henüz ortada yok”.

Açılış konuşmasından sonra ilk oturuma geçildi. Oturumu İstanbul Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Alev Seher Tuna yönetti. Tuna, İstanbul’un çok stratejik bir konumu olduğunu, cazibe merkezi haline getirildiğini ve bu nedenle de büyük projeler üretildiğini söyledi. Son zamanlarda kentsel planlama anlamında projeler üretildiğini, planlar yapıldığını belirten Tuna, şu anda da Üçüncü Köprü, Üçüncü Havaalanı, Kanal İstanbul Projesinin İstanbul’un kuzeyinde gerçekleştirilmeye çalışıldığını, hiçbirinin tek başına değerlendirilemeyeceğini ve üçünün de birbiriyle bağlantılı olduğunu, Mega projelerin panelde bu kapsamda ele alınacağını bildirdi.

Oturumun ilk konuşmacısı Çevre mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Eski Başkanı Eylem Tuncaelli, “İstanbul İçme ve Kullanma Suyu Havzalarında Arazi Kullanımı” konulu bir bildiri sundu. Tuncaelli, İstanbul’un kuzeyinde yer alan su havzalarının, bu bölgede başlatılan rant ekonomisinden olumsuz etkileneceğini ve bölgedeki su kaynaklarının kullanılmaz hale geleceğini bildirdi.

Jeofizik Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Erdal Şahan, Üçüncü Köprü ve Çevre Yolu, 3. Havaalanı ve Kanal İstanbul gibi mega projelerin tamamen rant hesabına dayalı projeler olduğunu söyledi. 100 binlik planların kentin anayasası olduğunu belirten Şahan, bu projelerle anayasanın delindiğini ve planın denetiminin kağıt üzerinde kaldığını bildirdi. Türkiye Mimar Mühendis Odalarının yapı denetim yetkisinin kaldırıldığını kaydeden Şahan, İstanbul’da yüksek yapılar yönetmeliğinin bulunmadığını, hiç bir projenin plana uygun yapılmadığını anlattı.

İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay konuşmasında mega projelerin ekolojik etkileri üzerinde durdu. Tolunay, Mega projeler uygulamaya konulduğunda bölgede eko sistemin olumsuz etkileneceğini belirtti. İstanbul’u ‘su fakiri’ bir kent olarak tanımlayan Tolunay, İstanbul’a hayat veren temiz hava ve oksijenin kuzey ormanlarından geldiğini, mega projelerle orman ve su kaybının kesin olduğunu, üç su havzasının etkileneceğini kaydetti. Doğanay Tolunay’a göre mega projeler uygulanırsa, Sazlı Dere Barajı yok oluyor, içme suyu ihtiyacı artıyor, 70 sulak alan etkileniyor, su kuşları ve hayvanların doğal yaşama alanları yok oluyor, çevre yolunun geçtiği yerlerde yapılaşma artıyor ve doğa tahrip oluyor, tarım alanları kayboluyor.

Soru ve cevap bölümünden sonra ikinci oturuma geçildi. Bu oturumu İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Süreyya Turan yönetti. Oturumda konuşan Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemal Saydam, Türkiye’nin “denizlere zıt kurallarda yaşayan bir ülke” olduğunu söyledi. Saydam konuşmasında, Karadeniz, Marmara ve Akdeniz ilişkileri üzerinde durdu ve bu ilişkiler çerçevesinde Kanal İstanbul projesi hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Başkanı Tayfun Kahraman, plansız bir kentte plan tartışması yapmanın anlamsız olduğunu söyledi. 2009 yılında Büyük İstanbul Nazım Planının kabul edildiğini, ancak kısa bir süre sonra rafa kaldırıldığını belirten Kahraman, alt yapı götürülmeden kentsel mekânlar düzenlenemeyeceğini, oysa uygulamada önce yerleşim yapıldığını, sonra alt yapı götürülmeye çalışıldığını vurguladı. Mega projelerin, inşaat sektörünü hareket geçirmekten başka hiçbir mantığa dayanmadığını savunan Kahraman, İstanbul’u kurtarmak için devlet yatırımlarının Anadolu’ya kaydırılması gerektiğini bildirdi.

Bu oturumun son konuşmacısı Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık, yağışa bağlı tarım arazilerinin mega projelerin uygulandığı kuzey İstanbul’da bulunduğunu, Kanal İstanbul nereden geçerse geçsin bu tarım alanlarından geçeceğini ve bu alanların tarıma kapatılacağını söyledi. Kuzey Ormanlarının flora ve fauna açısından en zengin yer olduğunun altını çizen Atalık, su havzaları ve barajları da içine alan bu alanın ekolojik açıdan korunması gerektiğini vurguladı.

Soru ve cevap bölümünden sonra üçüncü oturuma geçildi. Bu oturumu İstanbul Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Alev Seher Tuna yönetti.

Bu oturumda konuşan Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Av. Dr. Nilüfer Oral, mega projeleri uluslar arası çevre hukuku ve sözleşmeler çerçevesinde değerlendirdi. Uluslar arası hukukta ‘Kamuya zarar vermeme ilkesi’ bulunduğunu belirten Oral, Karadeniz sadece Türkiye’nin olmadığını, kıyıdaş ülkelerin bulunduğunu ve o nedenle uygulanacak projelerin onlara zarar vermemesi gerektiğini bildirdi. Kanal İstanbul projesini uygularken Bükreş Sözleşmesini, Karadeniz’in Biyolojik Çeşitliliği ve Peyzajlarının Korunması Protokolünü, 1992 Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesini, 1971 Ramsar Sözleşmesini ve Avrupa Peyzaj Sözleşmesini dikkate almak gerektiğini vurguladı.

Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Dolunay Özbek de Kanal İstanbul Projesini 1936 Montrö Sözleşmesi çerçevesinde değerlendirdi. Montrö Sözleşmesini değiştirmenin çok zor olduğuna değinen Özbek, Sözleşmenin, bağlı her ülkenin istediği dengeleri koruduğu için o günden bu yana ayakta kaldığını bildirdi.

Oturum sonlarında konuşmacılara birer Teşekkür Belgesi sunuldu.

Galeri

Kategori:Haberler
Kanal İstanbul Projesi | İstanbul Barosu