Kanadoğlu: “Mücadelenin El Birliğiyle Yapılmasının Zamanıdır”
İstanbul Barosu Staj Eğitim Merkezi FORUM programı başladı. 15 programlık bir dizi olarak planlanan forumların ilkinde “Hukuk Devleti ve Yargı Bağımsızlığı” konusu ele alındı. Konu Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu tarafından irdelendi.

İstanbul Barosu Staj Eğitim Merkezi FORUM programı başladı. 15 programlık bir dizi olarak planlanan forumların ilkinde “Hukuk Devleti ve Yargı Bağımsızlığı” konusu ele alındı. Konu Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu tarafından irdelendi.
10 Mart 2007 Cumartesi günü saat 14.00’da Baro Kültür Merkezinde yapılan ilk forum toplantısını Staj Eğitim Merkezi Yürütme Kurulu Başkanı Av. Berra Besler’in sunuş konuşmasıyla başladı.
Forumun açış konuşmasını yapan İstanbul Barosu Başkanı Av. Kazım Kolcuoğlu, bugün ülkemizde yasama erkinin yürütme erkinin kontrolünde görev yaptığını, yasama ve yürütmenin yargı erkini etkilemeye çalıştığını ve yargının siyasallaşması için çaba harcadığını ve bunun da örneklerine sık sık rastlandığını bildirdi.
Siyasi iktidarın, Yargıtay’ın etkinliğini ve yüceliğini zayıflatmak ve yargıyı siyasallaştırmaya yönelik Bölge Mahkemelerini kurduklarını ve Yargıtay’ı bir güç olarak karşılarında görmek istemediklerini belirten Kolcuoğlu şöyle konuştu:
“Bir yandan yüksek yargıyı zayıflatma ve siyasallaştırma çabaları sürerken, kurumlar arasında güvensizlik tohumlarını da atmaktadırlar. Yargı sav-savunma-karar üçlüsünden oluşmaktadır. Bu üçlü birbirine karşı bağımsızdır. Yargı ve savcılar yürütmenin baskısı altındadır. Burada bağımsız olan avukatlardır. 5560 sayılı yasa ve buna ait yönetmelikte hakim ve savcıları avukatların ita amiri durumuna getirerek avukatların bağımsızlığı ortadan kaldırılmak istenmektedir. Yönetmelik taslak halinde iken durumu öğrendik ve Türkiye Barolar Birliği ve tüm barolar olarak toplandık, durumun sakıncalarını kendilerine anlattık. Ancak yönetmelik onların istediği şekilde çıktı ve böylece yargıyla avukatları karşı karşıya bıraktılar. Mesleki bağımsızlığımız için bizim muhatabımız yargı değildir. Bizim muhatabımız siyasi iktidardır ve bundan sonraki mücadelemizi ona karşı yapacağız.”
Av. Kazım Kolcuoğlu, zorunlu müdafilik sistemi ne yazık ki, verilen bütün sözlere rağmen iyileştirilmediğini, bu konudaki beklentilerin hep boş çıktığını hatırlattı ve “biz de durumu değerlendirdik ve tüm barolar olarak eyleme geçme kararı aldık. Bu nedenle zorunlu müdafi/vekil atamalarını 12 Mart Pazartesi gününden itibaren durdurduk” dedi.
Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, konuşmasının başında Başkan Kazım Kolcuoğlu’nun görüşlerine katıldığını belirterek şöyle dedi:” Kuşkusuz yargı, iddia – karar – savunma makamlarından oluşur. Bu makamlardan her hangi birinin bağımsız, özgür olmaması halinde diğerlerinin özgürlüğünden ve bağımsızlığından da bahsedilemez. Bugün öyle anlaşılıyor ki el ele vermenin zamanıdır. Birlikte karşı koymanın zamanıdır. Mücadelenin el birliğiyle yapılmasının zamanıdır”.
Hukuk devletinden söz edebilmek için demokrasinin dayanağı olan temel ilkelere, yani laiklik, ulus devlet ve kuvvetler ayrılığı ilkesine bakmak gerektiğini belirten Kanadoğlu,
Milli iradenin tek temsilcisinin TBBM olmadığını, demokrasilerde seçilmişlerin atanmışlardan her hangi bir üstünlüğünün bulunmadığını, bu nedenle yasama, yürütme ve yargının birbirlerine egemen olma amacı gütmeden bu erklerin yetki sınırları içinde görevlerini yerine getirmeleri gerektiğini bildirdi. Sabih Kanadoğlu bu erkler görevlerini yerine getirirlerken eğer hukukun üstünlüğüne inanç yok ise, hukuk devleti ilkelerine bağlılık yerleşmemişse, iste o ülkede demokrasiden söz edilemeyeceğini anlattı. Kanadoğlu’na göre demokrasi çoğunluğun her istediğini yapabileceği bir yönetim sistemi değildir, demokrasinin olmadığı yerde hukuk devleti olmaz, hukuk devletinin olmadığı yerde de yargı bağımsız değildir.
Gerçek demokrasiden söz edebilmek için üç ilkeye dört ilke daha eklemek gerektiğini belirten Sabih Kanadoğlu, bunlardan birincisinin çoğulculuk, ikincisinin katılımcılık, üçüncüsünün saydamlık, dördüncüsünün de hukuk devletine olan inanç ve güven olduğunu kaydetti.
Ülkemizde son zamanlarda hukuk devletine olan güvenin giderek sarsıldığına işaret eden Yargıtay Onursal Başsavcısı, “ bu öyle bir şeydir ki, toplumda bu inanç kartopu gibi büyür ve çığ halinde o toplumun hukuktan uzaklaşmasına yol açar. Ülkemizdeki bu aşınmanın nedeni ne yazık ki siyasetçilerin konulan hukuk kurallarına uymak yerine, bunları engel görüp ne şekilde aşabiliriz araştırmasından doğan bir karmaşanın sonucudur” dedi.
Siyasi iktidarın yargıya yaklaşımını Türk toplumu ortak düşünce, ortak irade, ortak hareket biçimi şeklinde reddetmedikten sonra istenen hukuk devletini yerleştirmenin çok güç olacağını anlatan Sabih Kanadoğlu, toplumda bu iradenin bugün için bulunmadığını belirterek bu iradenin yerleşebilmesi için hepimize birçok görevler düştüğünü söyledi.
Yargı bağımsızlığını yasamaya, yürütmeye, kamuoyuna ve yargının kendisine karşı bağımsızlık olarak algılamak gerektiğine işaret eden Kanadoğlu, ancak uygulamada bunu görmenin mümkün olmadığını ve siyasetçilerin hukuka karşı hile araştırmalarının bu ilkelere büyük zarar verdiğini belirterek şöyle konuştu: “Hukuka karşı hilelerin, hukuku dolanmaların Türkiye’de önüne geçildiği görülmemiştir. Çünkü 3 Kasım 2002 seçimleri doğrudan doğruya yargının hukuka karşı yapılan hileleri önlememesinin, hukukun yanından dolanılmasına sessiz kalınmasının sonucudur. Yani 3 Kasım seçimlerinde milli irade gerçekleşmemiştir. Saptırılmıştır ve ortaya çıkan sonucun tek sorumlusu yargıdır. Bugün Yüksek Seçim Kurulunun o tarihteki davranış biçimiyle verdiği kararları hatırlarsanız, Anayasa Mahkemesinin, yaptığım bütün başvurulara rağmen işi savsaklayıp seçimden sonra bir genel başkanlık konusunu – zaten konuşulamamıştı- diye halletmeye çalıştığını anımsarsanız, o zaman hiç tereddüt etmeden bugünkü siyasal tablonun bir yargı hatası, bir yargı ihmali, bir yargı görevi kötüye kullanması olduğunu çok rahat bir şekilde ifade edersiniz.”
Adalet Akademisi ve UYAP Projesinin Kadrolaşma çalışmalarına kurban edildiğini, Avrupa Birliğinin isteği ile kurulan hakimler ve savcılar örgütü YARSAV’ın da yok edilmeye çalışıldığını anlatan Sabih Kanadoğlu, konuya ilişkin şu bilgileri verdi: “Avrupa Birliği, hakimler ve savcılar birliğinin kurulmasını önermiştir. Hükümet bu birliğin kurulduğunu AB yetkililerine bildirilmiştir. Hakimler ve savcılar YARSAV adıyla örgütlenmiş, ancak İçişleri Bakanlığı YARSAV’ın tüzüğünde değişiklik istemiş, Adalet Bakanlığı ise İçişleri Bakanlığına böyle bir örgütün kurulmasının sakıncalı olduğunu bildirmiştir. Yani takıyye o hale gelmiştir ki, AB’ye karşı başka, kendi iç bünyesinde başka hareket etme olağan sayılmıştır. İşte hukuka karşı saygısızlığın temeli burada yatar. Hukuka karşı takıyye yapılmaz”.
Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, konuşmasından sonra katılımcıların sorularını yanıtladı.
Staj Eğitim Merkezince düzenlenen forumların ikincisi 17 Mart Cumartesi günü saat 14.00’da Baro Kültür Merkezinde yapılacak. Bu forumda İstanbul Barosu Önceki Başkanı Av. Turgut Kazan “Savunma Özgürlüğü” konusunu ele alacak.


