İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Kamuoyuna Duyuru: Adalet Ve Gerçekler Karartılamaz! Kanun Hükmünde “Kralname”Ler İle Yasama Devre Dışı Bırakılamaz!

Kamuoyuna Duyuru: Adalet Ve Gerçekler Karartılamaz! Kanun Hükmünde “Kralname”Ler  İle Yasama Devre Dışı Bırakılamaz!

Bilindiği üzere, kamuoyunda “Deniz Feneri” soruşturması olarak bilinen soruşturmada, soruşturmayı yürüten savcılar hakkında yapılan şikâyet üzerine HSYK inceleme başlatmış, dosyalar ellerinden alınmış, akabinde de Başsavcılıkça soruşturma bu savcıların elinden alınarak yeni savcılar ve başsavcı vekili görevlendirilmiştir.

            Bu gelişime Türkiye’de artık bağımsız bir yargının olmadığını ve olamayacağını, bir takım kişilerin ancak siyasi iktidarın onayı ile soruşturulabileceğini, bir kısım kişilere dokunulamayacağını açıkça göstermektedir. Yeni oluşan HSYK’nun bu güne kadar yaptığı ve hiçbir objektif kıstasa dayanmayan tasarrufları ile oluşan yeni düzende savcıların ve hâkimlerin bundan böyle hiçbir güvencelerinin bulunmadığı, bulunamayacağı anlaşılmaktadır. Bu, hâkimlerden sonra savcılara da açık bir mesaj ve gözdağıdır.  Kuşatma altındaki yargı artık hukuken ve fiilen yürütmeye, siyası iktidara “bağlanmış”, “kontrol” altına alınmıştır. Bu yeni düzende bir takım kişilere fiili bir “dokunulmazlık” tanınmış olmaktadır. Ne yazıktır ve acıdır ki bu “kontrol” düzeni Adalet Bakanlığının bir dairesi haline dönüştürülen HSYK eliyle yürütülmektedir. Yaratılan bu yeni “dokunulmazlar” a dokunana HSYK anında müdahale etmekte  ve “dokunmakta” dır. Nitekim kamuoyuna malolan birçok davada da savcılar hakkında onlarca şikâyet varken burada olduğu gibi bir tasarrufta bulunmayan, bu hızla hareket etmeyen, deyim yerindeyse kılını kıpırdatmayan HSYK, adı geçen soruşturmadaki bu farklı uygulamasının gerekçelerini kamuoyuna anlatmak zorundadır. HSYK savcılar hakkında incelemeyi sürdürmekte iken ve yeni savcılar görevlendirilmişken, soruşturmadan sorumlu başsavcı vekilinin HSYK yedek üyesi olması da dikkat çekici bir durumdur. Bu soruşturmanın kimleri ve neden rahatsız ettiğini toplum vicdanı takdir edecektir. Bu arada önceki HSYK döneminde devam eden soruşturma ve kovuşturmalardaki bazı görev değişikliği teşebbüslerinde Kurula her türlü hakaret ve tehditleri yöneltmekten çekinmeyenlerin, bu uygulama ve benzeri önceki uygulamalar bakımından büründükleri sessizlik veya alkışlarla ilgili hükmü tarih ve vicdanlar verecektir…

            Bu süreçle birlikte soruşturmaya siyasi iktidarın ve HSYK’nun gölgesi düşmüştür. Başsavcılığın konu ile ilgili açıklaması inandırıcılıktan ve kamuoyunu, vicdanları tatmin etmekten uzaktır. Başsavcılığın açıklamasında yer verdiği “bahse konu soruşturma aynı hassasiyetle yürütülerek sonuçlandırılacaktır” ifadesinin İstanbul Barosu olarak takipçisi olacağımızı belirtmek isteriz.  

Şu artık açık bir biçimde anlaşılmaktadır ki Türkiye’de hâkim ve savcıların “yeni” “dokunulmazlar” a dokunabilmeleri mümkün değildir ve bunun ağır bedelleri bulunmaktadır. Yani yargı bağımsızlığı artık tamamen ve sadece hâkim ve savcıların namusuna, onuruna emanettir. Bu dönemde vicdan sahibi, onurlu hâkim ve savcılarımıza daha büyük bir görev düşmekte olup, omuzlarındaki yük ağırdır. Bu hukuksuzluk dönemi elbette ki geçecektir. Ancak ileride bu dönemde yapılanlarla ilgili olarak tarihin ve kamu vicdanının kalıcı hükmü bakımından her hâkim ve savcı tarihe nasıl geçeceğini ve nasıl anılacağını kendisi belirleyecektir. Cesaret, dürüstlük, namus, vicdan, yurt sevgisi, adalet duygusu ve hukuk mutlaka kazanacak ve üstün gelecektir.

Nihayet bu hukuksuzluk süreci, zaten yürütmenin fiili denetimi ve etkisi altındaki yasamanın, yeni oluşturulan KHK düzeni ile tamamen devre dışı bırakılması ile daha da ağırlaşmıştır. Ancak istisnai durumlarda kullanılması gereken KHK’ler ile çok temel alanlar düzenlenmeye başlamış, böylece yasamanın yetkisi ve denetim imkânı fiilen elinden alınmış, hak ve özgürlükler siyasi iktidarın insafına terk edilmiştir. Bu yeni düzen Kanun Hükmünde “Kralname”’ler (!) düzenidir ve Anayasa’ya da açıkça aykırıdır. Yeri gelmişken, Anayasa Mahkemesinin, bu yeni KHK düzeni ile ilgili iptal başvurusunu halen gündemine dahi almamış olması dikkat ve kuşku uyandıran, endişe verici bir durumdur. Bu denli önemli bir konunun neden halen gündeme alınmadığını da Mahkeme Başkanı topluma açıklamak durumundadır.

İstanbul Barosu olarak belirtilen hususların takipçisi olacağımızı, her “ahval ve şerait”te hukuku ve hukuk devletini savunmaya devam edeceğimizi; namuslu, vicdanlı hâkimlerin ve cumhuriyetin savcılarının yanında olacağımızı, gerektiğinde savunmadan gelen meşru gücümüzü kullanmaktan çekinmeyeceğimizi saygı ile kamuoyunun dikkatine sunarız.

                    İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

Kategori:Haberler
Kamuoyuna Duyuru: Adalet Ve Gerçekler Karartılamaz! Kanun Hükmünde “Kralname”Ler İle Yasama Devre Dışı Bırakılamaz! | İstanbul Barosu