Kamu Hukuku, Özel Hukuk Ve Ceza Hukuku Sempozyumu
İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve İstanbul Barosunca düzenlenen “Kamu Hukuku, Özel Hukuk ve Ceza Hukuku Alanlarında Kamunun Önderliği ve Bireysel Özerklik” konulu sempozyum 28 – 29 Mayıs 2007 tarihlerinde Sultanahmet Armada Otelinde yapıldı.

İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve İstanbul Barosunca düzenlenen “Kamu Hukuku, Özel Hukuk ve Ceza Hukuku Alanlarında Kamunun Önderliği ve Bireysel Özerklik” konulu sempozyum 28 – 29 Mayıs 2007 tarihlerinde Sultanahmet Armada Otelinde yapıldı.
İki gün süren sempozyum, İstanbul Kültür Üniversitesinin 10. yılını kutlama programı çerçevesinde düzenlendi.
Pek çok yerli ve yabancı uzman ve bilim adamlarının bildiriler sunduğu sempozyum eş zamanlı olarak üç salonda gerçekleşti.
Toplantının açılışında konuşan Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlhan Ulusan, sempozyumun hazırlanmasında katkısı olanlara ve katılımcılara ve yabancı konuklara teşekkür etti. Hukukun uygulama alanı bulduğu sosyal yaşamda kamunun ayrıcalığının ön plana çıktığını belirten Ulusan, “zira kişilerin hem kendi aralarında hem de devletle meydana gelen çıkar çatışmalarının çözümünde yeni düzeni sağlayacak yetkili kurum esas itibariyle kamu, yani devlettir. Yaptırımı uygulayacak olan da odur” dedi.
Kişilerin kamuyla, kişilerin kendi aralarında çıkan uyuşmazlıkların çözümünün ancak hukuk devletinde mümkün olduğuna işaret eden Ulusan, şu görüşü savundu: “özellikle ulusal kurum ve kuruluşların yanında siyasal ve ekonomik amaçlı uluslar üstü kuruluşların ayrı bir yapı olarak ortaya çıkması insan hakları, adil yargılanma hakları gibi kavramların pozitif hukuk uygulamalarında duyarlılıkla benimsenip uygulanması kamunun hukuk uygulamalarındaki müdahalesinin sınırlarının belirlenmesine büyük ölçüde yardımcı olmuştur.
Kültür Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Koçel de, Kültür Üniversitesi hakkında bilgi verdi. Halen Türkiye’de 102 üniversite bulunduğunu, durmadan yeni üniversitelerin açıldığını ve üniversite sayısının özellikle seçim dönemlerinde arttığını belirten Koçel, 102 üniversitenin 26’sının vakıf üniversitesi olarak çalıştığını ve bu üniversitelerin 16’sının İstanbul’da bulunduğunu bildirdi.
10 yıllık kısa bir geçmişi bulunan üniversitenin böylesine önemli ve kapsamlı bir sempozyum düzenlemesini önemsediğini belirten Koçel, bu sempozyumda önemli sonuçlar alınacağını umduğunu kaydetti.
İstanbul Barosu Başkanı Av. Kazım Kolcuoğlu da seminerin açılışında yaptığı konuşmada hukuka bağlı bir devlet ve hukukun üstünlüğü ilkesine, adil yargılanma hakkına büyük önem verdiklerini bildirdi.
Bu çerçevede son bir buçuk yılda 100 kadar panel, seminer, sempozyum düzenlediklerini 70 kadar da kitap yayını yaptıklarını kaydeden Kolcuoğlu, İnsan hakları Avrupa Sözleşmesinin 6. maddesinin adil yargılanma hakkını düzenlediğini, bu hakka en büyük katkının savunma tarafından verildiğini, bu mekanizmanın işlemesinde silahların eşitliği ilkesinin de büyük önem taşıdığını anlattı.
Adil yargılanma için bağımsız yargının ve tarafsız yargıçların bulunması gerektiğine işaret eden Kazım Kolcuoğlu, ülkemizde bunların tam olarak yerine getirildiğini söylemenin mümkün olmadığını hatırlattı. Kolcuoğlu, bu konuda, üniversitelerin, hukuk fakültelerin, baroların ve yargı kurumlarının önemli sorumluluklar taşıdığını söyledi.
İnsanların doğal hak ve özgürlükleri ile güvenlik için terörün büyük bir tehlike oluşturduğunu belirten İstanbul Barosu Başkanı, özgürlük ve güvenlik dengesinin iyi kurulması gerektiğini, aksi halde güvenlik için özgürlüklerden vazgeçilmeye başlandığında bunun tehlikeli bir sürece yol açabileceğini vurguladı.
Baronun 129. kuruluş yıldönümünde uluslararası “Özgürlük ve Güvenlik” sempozyumu düzenlediklerini, terör karşısında güvenlik gerekçesiyle özgürlüklerin ne ölçüde sınırlanabileceğini tartıştıklarını belirten Kolcuoğlu, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Irak’a demokrasi ve özgürlük getirme adına insanlık suçu işlenmektedir. Devlet terörü örgütlü terörden çok daha vahimdir. Her gün yüz kişinin öldürüldüğü bir yerde, siz “insan haklarını egemen kılacağız, hukukun üstünlüğünü kuracağız” diyebilir misiniz? Buna kim inanır? O nedenle bu dengenin çok iyi kullanılması ve insan haklarının çok büyük önem taşıdığının farkındalığının unutulmaması gerekir. Güvenlik için özgürlükleri kısıtlamaya kalktığınızda, özgürlüklerden vazgeçmeye başlandığında tehlikenin de başladığını görüyoruz.“
Kolcuoğlu’nun konuşmasından sonra sempozyumun oturumlarına geçildi.


