İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Kalkınma Ajansları Yasası Üniter Yapımıza Ve Ulusal Çıkarlarımıza Aykırıdır

Ülkemizde devletin işlevlerini ve örgütlenme biçimini köklü bir biçimde değiştirmeyi hedefleyen bir reform programının uygulamaya geçirilmesine çalışılmaktadır. Bu reform programının en önemli ayaklarından birini oluşturan yerel yönetim reformuyla ülkemizin yönetim kademelenmesi ve her bir yönetim biriminin görevleri ve örgütlenme biçimi yeniden düzenlenmiştir.

Kalkınma Ajansları Yasası Üniter Yapımıza Ve Ulusal Çıkarlarımıza Aykırıdır

Ülkemizde devletin işlevlerini ve örgütlenme biçimini köklü bir biçimde değiştirmeyi hedefleyen bir reform programının uygulamaya geçirilmesine çalışılmaktadır. Bu reform programının en önemli ayaklarından birini oluşturan yerel yönetim reformuyla ülkemizin yönetim kademelenmesi ve her bir yönetim biriminin görevleri ve örgütlenme biçimi yeniden düzenlenmiştir.

Bu düzenleme 25.04.2003 tarihli "Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı Taslağı'nın" 25. maddesindeki Bölge Kalkınma Ajansları Kurulması başlığı altında yapılmıştı. Bu madde, yasa taslağının sonraki nüshalarında yer almamıştır. Temel Kanun, toplum tarafından benimsenmediği gibi Cumhurbaşkanlığı'nca da uygun bulunmayarak geri gönderilmiştir. İçerdiği Anayasal aykırılıklar giderilememiş ve süreç kesilmiştir. Yürütme Organı, çözümü, elindeki metni parça parça yasalaştırmakta bulmuştur. Bu yönde ilk önemli adımı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünü kapatan yasayı çıkarmakla atmıştır. İkinci önemli adımı ise Bölge Kalkınma Ajansları olarak bilinen yeni bir bölgesel yönetim yapılanmasına olanak sağlayacak "Kalkınma Ajanslarının Kurulması hakkında Kanun Tasarısı”nı hazırlayıp T.B.M.M. Başkanlığı'na sunarak atmıştır.

Tasarı, 28.01.2005 günü AB Uyum Komisyonu, İçişleri Komisyonu ve esas komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonu'nun listesine girmiş, T.B.M.M.'nde 26.01.2006 günü oylanarak yasalaşmıştır.

Siyasi iktidar, tasarının T.B.M.M.'ne gönderilmesi sırasında birimlerin adından "bölge" sözcüğünü kaldırmıştır. Bunu yapmakla Bölgesel Yönetim ve Eyalet Sistemi tartışmalarını önlemek istemiştir. Ancak bölge sözcüğünün çıkarılması tasarının Bölgesel Yönetim Sistemini öngörmesini önlememiştir. Bu sonuca varılmasına neden olan göstergeler ise kısaca başlıklar halinde şunlardır:

• Kurulan birimler tüzel kişilik sahibidir. Ama ne özel ne de kamu tüzel kişisi olarak adlandırılmıştır. Ayrıca belirtilmedikçe kuruluşun çalışmaları özel hükümlere bağlanmıştır.
• Kurulan birimlerin görevi bölgeye yabancı yatırım çekmektir. Bunun için tanıtım organizasyonu olarak çalışacaktır.
• Çalıştırılacak personel, İş Kanunu’na göre çalışacak, suç söz konusu olduğunda adli hükümlere göre yargılanacaktır.

Bu özelliklere karşın yasa, kurduğu ajanslara öyle yetkiler vermektedir ki, bu kamu kaynaklı yetkiler ancak memurlar eliyle görülebilecek türden yetkilerdir. Bu yetkiler şunlardır:

• Yatırımcı, ajansın ileride kuracağı "tek durak ofislerine" başvuruda bulunduğunda bu başvuru devlet makamına yapılmış sayılacaktır.
• Ajans gelirlerinin bir bölümü ulusal vergi gelirleri toplamından ayrılacak paydan sağlanacaktır.
• Ajanslarda halen kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan memurlar görev alabileceklerdir. Memurlar görevlerine döndüklerinde ajansta geçmiş süre memurlukta geçmiş gibi sayılacaktır.
• Yasanın "Genel gerekçesinde" belirtildiği üzere Ajanslar bölgenin "Kalkınma Planını" hazırlayacak kuruluşlardır. Bölge Kalkınma Planı hem hazırlanışı hem de uygulanması bakımından tartışmasız bir kamu görevidir. Kamu görevinin Kamu Tüzel Kişiliği sahibi olmayan bir Ajans tarafından görülmesi yasal olarak olanak dışıdır, hem de kamunun var oluş nedenlerine aykırıdır.

Kalkınma Ajansı Yasası hiçbir tartışmaya olanak vermeyecek şekilde "dış kaynaklı" bir metindir. Hazırlanması Avrupa Birliği'nce istenilmiştir. Bölge kalkınmasının bu yeni durumu iki sonuç yaratmaktadır. Birincisi; bölgelerde hem planlama hem de uygulama öncülüğü özel sektöre verilmektedir. İkincisi ise; Bölge ekonomileri yabancı finansman yatırımına odaklı mutlak bir serbestleşmeye kavuşturulmaktadır. En kuvvetli olası sonuç ise; ülke genelinde sınıfsal, toplumsal, iktisadi ve siyasi yapıların çatışma içinde "dağılma" sürecine girmesidir.

Söz konusu yasa, esasında ve genel değerlendirmede parçalanmışlığı, dağılmışlığı, etnik, dinsel ve bölgeselliği savunan "Postmodernist" görüşün ekonomik boyutu olan küreselleşme içinde değerlendirilmelidir

Modernizm-Modernite karşıtı ya da Modernizm-Modernite ötesi olarak kabul gören Postmodernist görüş; akıl, bilim, pozitivizm, rasyonalizm ve sonuçta aydınlanma çağının sona erdiğini, aydınlanma çağının yarattığı ulus devletlerin gününü doldurduğunu, aydınlanma çağından önceki dönemde varlıklarını sürdürmüş olan dinsel, etnik topluluklar ve kent devletleri dönemine geri dönüşü ifade etmektedir. Bu anlamda ulus devletin üniter -tekli- yapısı postmodernist görüşe ve küreselleşmeye aykırı düşmekte ve önünde engel oluşturmaktadır. Çünkü ulusal devlet, merkezi yönetimi ile ülkenin bütününü ve genel yararını düşünerek plan ve program düzenler. Bu plan ve program küreselleşmeyi dünyada uygulayan büyük uluslararası şirketlerin yararlarına ters düşebilir.

Bu nedenle bugün dünyayı yöneten bu büyük şirketler, dünya piyasasını kendi çıkarlarına göre düzenlerler ve yönlendirirler. ABD ve AB piyasalarında bu dev şirketler kendi devletleri ile bütünleşmişlerdir. Bu bütünleşme onlara yarar sağlamakta ise de bize zarar vermektedir. Bizim ülkemizde ve az gelişmiş ülkelerde sömürü bu dev şirketler aracılığıyla yürütülmektedir. Soğuk Savaş'ın bitim tarihi olan 1990‘lardan sonra Batıda bu dev şirketlerin siyasi, iktisadi, sosyal ve askeri sistemi yönettiğini görüyoruz.
Kısaca Kalkınma Ajansları Kanunu bu dev şirketlerin kolonyalist-sömürgeci yayılmalarını kolaylaştıracak niteliktedir. Ulus devletimizin, üniter devletimizin yapısı ile çelişmektedir.

Ülkenin kalkınması ve sanayileşmesi, merkezi devletin gücü, olanakları ve organizasyonu kullanılarak gerçekleştirilebilir. Aksi takdirde bölgesel yönetimlerin gücü tarafından ülkenin kalkınmasını ve sanayileşmesini sağlamak olanağı bulunmamaktadır. Diğer bir anlatımla, yasa adem-i merkeziyetçiliği, kalkınmasızlığı ve sanayisizleşmeyi getirmektedir.
Sonuç olarak bu yasa ulus devlet temelinde kurulan tekil ve üniterlik esasını benimseyen devlet yapımıza aykırıdır.

Uzun deneyimler sonucu çağdaş hukuk normlarıyla ülke ihtiyaçlarının sentezlenmesi sonucu oluşan idari yapılanmamızda ciddi olumsuzluklara yol açacaktır.

Ülke geneline bütüncül bir bakış ve anlayışla geliştirilen planlama anlayışı yerine, yerelliği esas alan ve geneli yadsıyan bir anlayış bölgesel çıkarlar için ulusal çıkarların ihmaline yol açabilecektir
Ulusal gereksinimler yerine dışarıdan yapılan telkinler sonucu tercih edilen bir ekonomik ve idari modeli hedefleyen bu yasa, istenen sonucu vermemekten öte, telafisi güç ekonomik zararlara, kaynak israfına da yol açabilecektir.

İstanbul Barosu, sayılan sakıncalar nedeniyle Kalkınma Ajansları Yasası konusundaki görüşlerini kamuoyuna duyurur.

Av. Kazım Kolcuoğlu
İstanbul Barosu Başkanı

Kategori:Haberler