Kadınlara Yönelik Şiddeti Durduramayan Kolluk, Kadınları Durdurmayı Yeğliyor

2019 yılında 11 kadının katlediği Şili’de kadın cinayetleri protesto edilirken kullanılan şarkı/dans yönteminin gördüğü ilgi ve etkinliği nedeniyle, tüm dünyada ülkelerinin kadınları tarafından tekrarlanan eylemin Kadıköy’deki örneği, başka hiçbir ülkede olmayan bir polis müdahalesiyle karşılaştı. Kadın cinayetlerini durdurun, kadınları değil, diye haykırıyoruz.
Her gün bir yeni “kadın cinayeti” işlenen Türkiye’de, kadınların sergilediği duyarlılığa, kamu gücü kullanan tüm yetkililerin “özel bir koruma” sağlaması gerekirken, etkinliği engellemek ve giderek 6 kadını gözaltına alarak “ters kelepçe” ile karakola götürmek ve adliyeye sevk için gece boyu alıkoymak, akıl almaz bir “güvenlik!!” anlayışıdır.
2019 yılında işlenen 440 kadın cinayeti karşısında sergilenen demokratik protesto yöntemleri, toplumun duyarlılığını arttırmaktan ve bu duyarlılığı bütün dünyaya sari kılarak dayanışma sergilemekten ötede algılanamaz. Bu özelliği nedeniyle son derece de saygıdeğer bulunması gereken bu türden eylemsellikler, demokrasilerin övünç kaynağıdır.
Dün kadınlar tarafından Kadıköy’de yapılan “özgün protesto” da bu türden bir algıyla kavranmalıdır. Bunun yerine, kadınlara şiddeti durduramayan kamunun, kadınları durdurmayı yeğlemesi, sadece demokrasi açısından değil, hukuk açısından da kabul edilemez.
Bu eylemle ilgili olarak İstanbul Valiliği tarafından yapılan açıklama ise, sorumluluğu kolluktan alıp Savcılığa yüklemesi gibi bir garabeti taşıması bakımından da ilginçtir.
İstanbul Barosu olarak, olayların başlangıcından itibaren gözaltındaki kadınlara destek olduk, olmaya devam edeceğiz. Adliye aşamasını da özenle takip edeceğiz. Ama daha önemlisi, bu mücadelede kadınlara destek olmakla kalmayıp, “kendi mücadelemiz” olarak niteleyerek paydaş olacağız.
Kamuoyuna saygı ile sunarız.
İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI


