Kadına Yönelik Şiddet Sadece Kadının Sorunu Değildir
İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Aydeniz Alisbah Tuskan, İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği Koordinatörü ve Üniversitesi Kadınlar Derneği Başkanı Av. Nazan Moroğlu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Uluslararası Günü dolayısıyla bir basın toplantısı düzenlediler. Basın toplantısında İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Füsun Dikmenli ve bazı kadın kuruluşlarının temsilcileri de hazır bulundular.

İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Aydeniz Alisbah Tuskan, İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği Koordinatörü ve Üniversitesi Kadınlar Derneği Başkanı Av. Nazan Moroğlu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Uluslararası Günü dolayısıyla bir basın toplantısı düzenlediler. Basın toplantısında İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Füsun Dikmenli ve bazı kadın kuruluşlarının temsilcileri de hazır bulundular.
Tuskan ve Moroğlu, 25 Kasım 2010 Perşembe günü saat 11.00’da İstanbul Barosu Merkez Bina 7. Kat Konferans Salonunda İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi, İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği ve Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği adına düzenlenen basın toplantısında ortak bir basın açıklaması yaptılar.
Açıklama ile Tuskan ve Moroğlu, “Aile İçi Şiddet Sorunu ve Şiddeti Önleme Yolları” konusunda yapılması gerekenleri kamuoyunun bilgisine sundular.
Kadına yönelik şiddetin İnsan Hakları İhlali olduğunu belirten Tuskan ve Moroğlu bu konuda yapılması gerekenleri şöyle sıraladılar:
· Aile içi kadına yönelik şiddet bir insan hakları ihlalidir.
· Şiddet kadının yasal, sosyal, siyasi ve ekonomik eşitliğini sağlama fırsatlarını sınırlamakta ve azaltmakta, girişimcilik ruhunu ve kendine olan özgüvenini yok etmektedir.
· Aile içi şiddet çocukları olumsuz etkilemekte, çocukların okulda şiddet uygulamalarına yol açmaktadır. Şiddet sağlıklı bir toplum oluşmasının önündeki en önemli engellerden biridir.
· Her dört kadından biri fiziksel, ekonomik, ruhsal, sosyal veya cinsel şiddet mağdurudur.
· Namus cinayeti diye adlandırılan cinayetler, kadına yönelik şiddetin en zalim boyutudur ve temel insan hakkı olan yaşam hakkının ihlalidir. Resmi kayıtlara göre "kadın cinayetleri sayısının son yedi yılda yüzde 1400 arttığı; 2009 yılının ilk yedi ayında 953 kadının namus adına öldürüldüğü; 2003'de 83, 2004'de 128, 2005'de 317, 2006'da 663, 2007'de 1011 ve 2008'de 806 kadın cinayeti işlendiği" görülmektedir.
· Şiddet mağdurunu koruyan, şiddet uygulayanı cezalandıran yasalar var, ancak sığınma evleri yeterli değil, bu nedenle hakkını aramak isteyen kadını devlet yeterince koruyamıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de (AİHM), aile içi şiddeti önleyemediği, kadını koruyamadığı gerekçesiyle Türkiye’yi tazminata mahkûm etti.
· Erkek egemen zihniyet, kadın erkek eşitliğini göz ardı eden yönetim anlayışı, şiddetin önlenmesi konusunda yasaların yaşama geçirilememesi karşısında gerekli özeni göstermiyor.
ŞİDDETİ ÖNLEME KONUSUNDA YAPILMASI GEREKENLER
- Toplumda şiddet konusunda farkındalık ve duyarlılık yaratmak için okul öncesinden başlayarak okulda, ailede, kamu kurum ve kuruluşlarında, askerlikte, özel sektörde kadın hakları ve aile içi şiddet ve şiddeti önleme konusunda bilgilendirme toplantıları yapılması,
- Şiddeti önleme konusunda Barolar, Yerel yönetimler, Kadın Dernekleri, Medya, Adli Tıp, Yargı ve Güvenlik Güçlerinin işbirliği içinde olması,
- Toplumda şiddeti caydırıcı örnek oluşturma yoluna gidilmesi, Örneğin; aile içi şiddet uygulamış ve hakkında fezleke hazırlanmış milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması, aile içi şiddet uygulayan memurların disiplin soruşturmasına tabi tutulması,
- Şiddetin olumsuz etkilerine dikkat çekilmesi bu hususta yazılı ve görsel basının yayınlar yapması,
- Belediyeler Kanunu gereğince, belediyelerin sığınma evi açma görevlerini yerine getirmeleri, kadın sığınma evlerinin ihtiyacı karşılayacak sayıya ulaştırılması
- Kadınların eğitiminin yanı sıra toplumdaki kadın ve aileye bakış açısının değiştirilebilmesi için erkeklere yönelik yoğun bilgilendirici programlar yapılarak erkek farkındalığının yaratılması
- TBMM Fırsat Eşitliği Komisyonu tarafından yaygın ve kararlı Devlet Politikası uygulanmasının takip edilmesi,
- Kadın istihdamının artırılması, kadınlar için meslek edindirme kursları açılması ve kadınlara iş sahaları yaratılması konusunda ilgili Bakanlığın kadın kuruluşlarıyla işbirliği içinde çalışmalar yapması ve fon oluşturması.
- 4320 sayılı yasaya eklenen “şiddet uygulayan hakkında bir sağlık kurumunda psikolojik tedavisinin yapılmasında” tedavinin ücretsiz olması”
- Sığınma evlerinde, sığınmacı mağdurların eğitimleri, mesleki beceri kazandırılması ve şiddet sonrası yeni bir yaşam kurabilme beceri ve olanaklarının sağlanması, iş imkânı yaratılması için devletin ve ilgili kurumların gerekli maddi desteği vermeleri ve bunun için özel fonlar oluşturulması,
- Kadına yönelik şiddetin sadece kadının sorunu olmadığı, toplum sağlığını yakından ilgilendiren bir sorun olduğu kabul edilmesi, kalıcı çözüm için kararlı bir devlet politikasının uygulanması gerekir.
Basın açıklamasının ardından Türk Üniversitesi Kadınlar Derneği Başkanı Av. Nazan Moroğlu, kadına ve çocuklara yönelik şiddet konusunda 25 Kasım 2010’da başlamak üzere bir yıl sürecek bir proje uygulayacaklarını ve proje sonuçlarının 25 Kasım 2011’de açıklamayı planladıklarını bildirdi.
İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi ve geçen dönem Kadın Hakları Merkezi Başkanı Av. Aydeniz Alisbah Tuskan da İstanbul’da dört merkezde görev yapan Adli Yardım Büroları aracılığıyla kadına yönelik şiddet konusunda çalışmalar yapıldığını ve 13 bin kadına yardımda bulunulduğunu söyledi. Tuskan, ayrıca kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda hazırladıkları broşürleri ilgili mercilere, barolara ve belediyelere gönderdiklerini ve farkındalık yaratmaya çalıştıklarını bildirdi.


