İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

“Kadına Yönelik Şiddet İnsan Hakları İhlalidir”

İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği Koordinatörü Av. Nazan Moroğlu ve İstanbul Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Av. Aydeniz Alisbah Tuskan düzenledikleri basın toplantısında, toplumun en küçük birimi olan ailede demokrasinin sağlanması için öncelikle “aile içi şiddete dur” demek gerektiğini bildirdiler.

“Kadına Yönelik Şiddet İnsan Hakları İhlalidir”

İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği Koordinatörü Av. Nazan Moroğlu ve İstanbul Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Av. Aydeniz Alisbah Tuskan düzenledikleri basın toplantısında, toplumun en küçük birimi olan ailede demokrasinin sağlanması için öncelikle “aile içi şiddete dur” demek gerektiğini bildirdiler.

Av. Moroğlu ve Av. Tuskan, 23 Kasım Çarşamba günü saat 10.45’de İstanbul Barosu Merkezinde düzenledikleri basın toplantısında, basın açıklamasını sundular ve basın mensuplarının konuya ilişkin sorularını yanıtladılar.

Basın açıklamasında şu görüşlere yer verildi:

“Kadına yönelik şiddet ister kamusal isterse özel yaşamda meydana gelsin, kadının fiziksel, ruhsal, cinsel veya ekonomik açıdan zarar görmesine ve acı çekmesine yol açan, kadının insan haklarını ve onurunu zedeleyen bir eylemdir.

Kadına yönelik şiddet olaylarına iş yerinde, sokakta, okulda, gözaltında, savaşta rastlanmaktadır. Ama kadınlar en korunduğu yer diye düşünülen "aile içinde" hatta daha yaygın bir şekilde şiddete uğramaktadırlar. Hakaret, tehdit, dayak, aşağılama, cinsel taciz, tecavüz, yaralama, öldürme gibi eylemler, genellikle erkeklerin kadınlar üzerinde uyguladıkları güç gösterisidir.

Ataerkil zihniyetle süregelmekte olan "aile içi şiddet" uzun zaman bir sorun olarak algılanmamış, aile dışında dile getirilmesine de izin verilmemiştir. Ancak yaklaşık son 20 yıldan beri kadına yönelik şiddet artık bir kadın sorunu ve bir insan hakları ihlali olarak ele alınmakta, nedenleri üzerinde tartışılmakta ve çözüm yolları aranmaktadır.

Şiddetin önlenmesi, failinin cezalandırılması, şiddete uğrayanın korunması için uluslar arası ve ulusal hukukta düzenlemeler yapılmaktadır. 1993 yılında Birlemiş Milletler "kadına yönelik şiddeti" özel olarak ele alan ilk insan hakları belgesini kabul etmiştir. Bu belgenin Birleşmiş Milletlerin gündemine alınmasını desteklemek üzere "Kadına yönelik şiddet, insan hakları ihlalidir" söylemiyle dünya çapında imza kampanyası açılmış ve kampanyaya katılan ülkeler arasında en çok imzayı    İ.Ü. Kadın Araştırmaları Merkezi koordinatörlüğünde Türkiye'deki kadın kuruluşları toplamıştır.

Ülkemizde 1998 yılında "4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun"un kabul edilmesiyle "aile içi şiddete" karşı duyarlılık artmıştır. Yasanın çıkarılması kadar yasanın tanıtılması da önemlidir. Baroya başvuran şiddet mağduru kadınları üç gruba ayırabiliriz:  - Yasal haklarını bilmeyenler (%50); - Haklarını bilseler de kullanma cesareti olmayanlar (%20); - Haklarını bilen ve kullananlar (%30).

Yerleşik ataerkil toplum ve aile yapısı nedeniyle kısa sürede yasaların uygulanması ve şiddete son verilebilmesi mümkün değildir. Yasaları yaşama geçirmek için çok çalışmak gerekiyor. Şiddetin sadece mağduruna yönelik çalışma ile yetinmemek, şiddet failine yönelik çalışmalar da yapmak gerekiyor.

Kadına yönelik şiddetin tam anlamıyla önlenebilmesi için, yasalar konusunda bilgilendirme toplantıları için Barolara ve sivil toplum kuruluşlarına, şiddete karşı toplumsal duyarlılığın artırılması için görsel ve yazılı medyaya, kanunun uygulanmasında Aile Mahkemelerine, Adli Tıp, Sosyal Hizmetler ve polis teşkilatına büyük görev düşmektedir.

Ailede demokrasi toplumda demokrasinin hareket noktasıdır. Ailede demokrasinin sağlanması için ÖNCELİKLE "aile içi şiddete DUR" demek gerekiyor.

Yasaları yaşama geçirmek için, şiddete uğrayan kadınlara

"CESARET SİZDEN, DESTEK BİZDEN" diyoruz.”

Kategori:Haberler