İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Kadına Ve Aileye Yönelik Şiddetle Mücadelenin Bir Devlet Politikası Olarak Ortaya Konulması Gerekir

İstanbul Barosu ve Bahçeşehir

Kadına Ve Aileye Yönelik Şiddetle Mücadelenin Bir Devlet Politikası Olarak Ortaya Konulması Gerekir

İstanbul Barosu ve Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesince düzenlenen ‘Uygulamada Kadına Yönelik Şiddete Bakış Açısı’ konulu panel, 19 Aralık 2015 Cumartesi günü saat 10.00’da Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş yerleşkesi büyük konferans salonunda yapıldı.

İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi ve Kadın Hakları Merkezi Koordinatörü Av. Aydeniz Alisbah Tuksan ve Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe Nuhoğlu’nun kısa açılış konuşmalarından sonra panel oturumlarına geçildi.

İlk oturumu Bahçeşehir Üniversitesi Global Hukuk Programları Merkezi (IGUL) Kurucusu ve Direktörü Prof. Dr. Feridun Yenisey yönetti.

Bu oturumda konuşan Yargıtay 12. Ceza Dairesi Üyesi Gürsel Yalvaç, ‘Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar’ konulu bir sunum yaptı.

5237 sayılı kanunda belirlenen cinsel suçların belki de en radikal değişikliğe uğrayan suçlar olduğunu belirten Yalvaç, bu suçların yeni kanunla birlikte format değişikliğine uğradığını, bunların bir kısmının olumlu olmakla birlikte bazılarının yargıda kafa karışıklığına yol açtığını bildirdi.

Geçmişteki ırza tasaddi adı altındaki suçlar grubunun, yeni düzenlemede küçükler açısından cinsel istismar, büyükler açısından cinsel saldırı ve cinsel taciz şeklinde karşımıza çıktığını belirten Yalvaç,  eski yasadaki suçlarla yeni yasadaki bu suç türleri üzerinde açıklamalarda bulundu ve bu değişiklikler açısından yargının uygulamalarını ele aldı.

Uygulama sonucu ortaya çıkan aksamalar üzerine bazı yasa maddelerinde değişiklikler yapıldığını ifade eden Gürsel Yalvaç,  11 Aralık 2015 tarihinde resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin kararıyla cinsel saldırı suçlarıyla ilgili kararların suçun kişiselleştirilmesine imkân vermediği için iptal edildiğini, topun TBMM’ye atıldığını ve yeni düzenleme için Meclise bir yıl süre tanıdığını hatırlattı.   

Yargıtay 14. Ceza Dairesi Üyesi İbrahim Zengin konuşmasında, Kadın Cinayetlerinde İndirim Sebepleri ve Uygulamalar’ konusunu ele aldı.

Cinsel suçlar konusunda her yaştan herkesin fail olabildiğini belirten Zengin, yasa maddeleri çerçevesinde faillerin belirlenmesi gerektiğini, basit cinsel saldırının failinin ve mağdurunun kadın da erkek de olabileceğini bildirdi. Zengin, “genel anlamda mağdurun yaşayan bir insan olması ve vücut temasının bulunması gerekiyor” dedi.  

Sunumların ardından soru-cevap bölümü uygulandı. Daha sonra ikinci oturuma geçildi.

İkinci oturumu Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe Nuhoğlu yönetti.

Bu oturumda konuşan Yargıtay 11. Ceza Dairesi Üyesi Hüsamettin Uğur, özel hayat ve aile hayatının gizliliğinin ulusal ve uluslar arası mevzuatla koruma altına alındığını, bu koruma görevinin de devlete verildiğini, o nedenle, bir şiddet olayı karşısında vatandaş mağdur olduğunda devletin buna duyarsız kalamayacağını söyledi.

2005’den sonra yürürlüğe giren mevzuatta kadın ve çocukların cinsel suçlara karşı daha fazla koruma altına alındığını belirten Uğur, cinsel saldırıya uğrayanlar aile içinde ise suçun nitelikli hale dönüştüğünü bildirdi. 

Bu suçların neler olduğu Türk Ceza Kanununda ayrı ayrı belirlendiğini hatırlatan Hüsamettin Uğur, Medeni Kanunumuzda da yükümlülüklerin ayrı ayrı düzenlendiğini, yasa koyucunun bununla da yetinmeyip 8 Mart 2012’de 6284 sayılı yasayı çıkararak yürürlüğe soktuğunu anlattı.  

İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi ve Kadın Hakları Merkezi Koordinatörü Av. Aydeniz Alisbah Tuskan, erkek egemen bakış açısının hem toplumda hem de yargıda değişmesi gerektiğini vurguladı.

Eşitlikçi bir bakış açısıyla olaylara bakmamız gerekiyor” diyen Tuskan, kadına yönelik şiddeti, aile içi şiddeti, cinsiyete dayalı eşitsizliği insan haklar ihlali olarak kabul ettiklerini belirtti. Tuskan, yaşanan sorunların tümünün kadın ve erkek arasında eşitlikçi olmayan her tür ilişkiden kaynaklandığını, bu sorunların kadınlara karşı ayrımcılık yapılmasına yol açtığını ve kadınların ilerlemesine engel olduğunu anlattı.

Siyasilerin söylemlerinin de çok önemli olduğuna dikkat çeken Aydeniz Tuskan, “Yasayı çıkarıyorlar, ama söylemleri kadınlar aleyhinde. Bu söylemler topluma empoze edildiğinde kadın sorununun çözümü güçleşiyor” dedi.

Kadın cinayetlerine ilişkin mahkeme kararların hiç birinde uluslararası sözleşmelere atıf yapıldığını göremediklerinden yakınan Tuskan,  oysa devlet olarak altına imza attığımız, anayasanın da üzerindeki sözleşme hükümlerinin uygulanmasında devletin kendisine verilen görevleri yerine getirmesi gerektiğini söyledi. Aydeniz Alisbah Tuskan, “Kadına ve aileye yönelik şiddetle mücadelenin bir devlet politikası olarak ortaya konması gerekir. Bunun için Milli Eğitim Bakanlığının her eğitim seviyesinde eşitlikçi bir anlayışla eğitim programlarını devreye sokmasını ülkenin geleceği açısından zorunlu görüyoruz” dedi.

Panelin son konuşmacısı Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Uğur Gençcan konuşmasında kadına yönelik şiddet konusunu değerlendirdi, Yargıtay’ın bakış açısı üzerinde durdu ve konuyla ilgili tarihsel gelişimi anlattı.

Kadına şiddetin bazı erkeklerin kanına, beynine, hücrelerine işlediğini, şiddete uğrayan kadınların korkudan boşanma davaları açamadığını belirten Gençcan, bazı şiddet gören kadınların bunu hayatlarıyla ödediklerini bildirdi.

Kadını erkekle eşit birey olarak kabul etmediğimiz sürece burnumuzun sürtülmeye devam edeceğini değerlendiren Ömer Uğur Gençcan, “Bunu artık içimize sindirmemiz gerekir” dedi.

Konuşmasında 6284 sayılı yasa hükümlerine değinen Gençcan, yasanın kadını koruyan hükümlerini anlattı ve yasanın bu haliyle iyi bir yasa olduğunu söyledi. Gençcan, ancak yasa hükümlerinin doğru olarak hayata geçirilmesinin gerekliliği üzerinde durdu.

Sunum sonlarında soru-cevap bölümü uygulandı.

Panel bitiminde Bahçeşehir Üniversitesi tarafından katılımcılara sertifika verildi.

Galeri

Kategori:Haberler