Kadın Ve Ceza Hukuku
İstanbul Barosu Başkanlığı ve Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesince 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

İstanbul Barosu Başkanlığı ve Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesince 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle düzenlenen ‘Kadın ve Ceza Hukuku’ konulu panel, 8 Mart 2016 Salı günü saat 9.30’da Galatasaray Üniversitesi Aydın Doğan Konferans salonunda yapıldı.
Panelin açılışında konuşan İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Prof. Dr. Serap Keskin Kiziroğlu, İnsan hakları gibi kadın ve çocuk haklarının da ancak demokratik bir düzende geçerlilik kazanabildiğini söyledi. Demokrasi kültürü toplum bilincine yerleşmiş devletlerde insan hakları gibi kadın ve çocuk haklarının da aynı derecede ileri düzeyde olduğunu belirten Kiziroğlu, geri kalmış toplumlarda kadının hala insan olup olmadığının tartışılabildiği gibi, akla ziyan toplumlarda ise kadınların otomobil kullanıp kullanamayacaklarının tartışıldığını bildirdi.
Türkiye’de dünya kadınlar gününe ilişkin ilk etkinliğin 1921 yılında yapıldığını, Birleşmiş Milletlerin 1977 yılının Aralık ayında 8 Mart’ın Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmasını karalaştırdığını hatırlatan Serap Keskin Kiziroğlu, bu kararla insan hakları temelinde kadının toplum içersinde birey olduğunun vurgulandığını, toplumlarda demokrasi kültürü geliştikçe İnsan Hakları Sözleşmesi yetersiz kaldığı için Kadın ve Çocuk Hakları Sözleşmelerinin hayata geçirildiğini anlattı.
Kiziroğlu, demokrasiyle yürüyen, eğitim ve kültür meselesi olan bu konunun, tüketim toplumu haline getirmek için kapitalizmin nasıl “Anneler günü”nü, “Sevgililer günü”nü yozlaştırmışsa, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü de aynı hizaya getirdiğini, temelinde acı olan bir olay bile kapitalizmin yörüngesinde, kutlanacak ve hediye alınacak bir güne dönüştürülebildiğine dikkat çekti.
Anayasasında demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti yazılı Türkiye’de yöneticilere hem eylemlerinde hem söylemlerinde büyük işler düştüğünün altını çizen Kizioğlu, konuşmasını şöyle tamamladı: “Örneğin bu yöneticiler ne söylememeli, ne yapmamalılar: ”Tecavüze uğrayan doğursun, devlet bunlara bakar’ dememeliler. “Anası tecavüze uğruyorsa neden çocuk ölsün, anası da ölsün’ dememeliler. ‘Dekolte giyinen kadınlar tecavüzü göze alsın’ dememeliler. ‘Kızlı erkekli eğitime karşıyız’ dememeliler. ‘Kadın ahlaklı olsun, kürtaj yaptırmak zorunda kalmasın’ dememeliler. ‘Kadın iffetli olacak, herkesin içinde kahkaha atmayacak’ dememeliler”.
Açılış konuşmasından sonra panele geçildi. Panelin ilk oturumunu Prof. Dr. Nur Centel yönetti. Aile içinde ve dışında binlerce kadının şiddete maruz kaldığını belirten Centel şunları söyledi: “Şiddete uğrayan kadınların %89’u güvensizlik duygusu yaşadığı için resmi kurumlara başvurmuyor. Çünkü başvurduğunda gereken ilgiyi görmüyor kadın, yani kadın şiddete karşı yapayalnız. Kadın uğradığı şiddeti saklıyor, toplum da görmezden geliyor. Şiddeti önlemede yasalar, uluslararası sözleşmeler kuşkusuz mucize yaratamaz. Önemli olan insan unsurudur ve insanın eğitilmesidir. Toplumsal cinsiyet, namusun kadınlara ait olduğu, evli kadının kocasının malı olduğu anlayışlarını değiştirmeliyiz. Bunun içinde öncelikle biz kadınlara görev düşmektedir. Özellikle annelere”.
Panelde ilk sözü alan Prof. Dr. Özlem Yenerer Çakmut, ‘Kadına karşı cinsel şiddet ve TCK’nın yaklaşımı’ konulu bir bildiri sundu. Aynı oturumda konuşan Prof. Dr. Türkan Sancar, ‘Haksız Tahrik’ konusunu anlattı.
İkinci oturumu Prof. Dr. Ayşe Nuhoğlu yönetti. Bu oturumda bildiri sunan Yrd. Doç. Dr. Asuman Aytekin İnceoğlu, ‘Töre saikıyla insan öldürme’ konusunu ele aldı. Aynı oturumda konuşan Yrd. Doç. Dr. Asiye Selcen Ataç, ‘Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda rıza’ konulu bir sunum gerçekleştirdi.
Öğleden sonra gerçekleştirilen ilk oturumu İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Av. Hale Akgün yönetti. Bu oturumda iki bilim insanı sunum yaptı. Yrd. Doç. Dr. M. Buket Soygut Aslan ‘Ensest İlişkiler’, Yrd. Doç. Dr. Gülşah Kurt, ‘Seks İşçileri’ konusunu ele aldılar.
Panelin son oturumunu ise İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi ve Kadın Hakları Merkezi Koordinatörü Av. Aydeniz Alisbah Tuskan yönetti. Kadınlara yönelik şiddet olaylarının her gün yaşanmasının iç acıtıcı bir olay olduğunun altını çizen Tuskan, erkek egemen bakış açısı değişmedikçe, yasalar ve uluslararası sözleşmeler hayata geçirilmedikçe sonunun çözümünün zor göründüğünü söyledi. Bu konuda devletin bir politikası olmadığını belirten Tuskan, kadına yönelik şiddetle mücadelenin içkiyle, sigarayla mücadele gibi devlet politikasına ihtiyaç bulunduğunu anlattı.
Bu oturumda üç bilim insanı söz aldı. Doç. Dr. Pınar Memiş Kartal, kadına yönelik şiddeti önleme amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen ve ilk imzayı Türkiye’nin attığı ‘İstanbul Sözleşmesi’ hakkında bilgi verdi. Doç. Dr. Vesile Sonay Evik, ‘Ceza Muhakemesinde mağdur kadın hakları’ üzerinde durdu. Doç. Dr. Emine Eylem Aksoy Retornaz, ‘’Zorla Evlilik’ konusunu ceza hukuku açısından değerlendirdi.


