İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Kadın Kuruluşları Bu Yıl 11 Sığınma Evi Daha Açılması İçin Çağrıda Bulundu

İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi

Kadın Kuruluşları Bu Yıl 11 Sığınma Evi Daha Açılması İçin Çağrıda Bulundu

İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi ile İstanbul Kadın Kuruluşları Merkezince düzenlenen panelde ‘Aile İçi Şiddet ve Çözüm Yolları’ konusu ele alındı. Panel, 18 Ocak 2011 Salı günü saat 10.30’da Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.

İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesi Av. Hale Akgün, sunuş konuşmasında Anayasamızın devlete aileyi koruma görevi verdiğini, aile içi şiddeti cezalandırma yönteminden çok, şiddeti önleyici önlemler almanın daha doğru olduğunu söyledi.

Paneli yöneten İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği (İKKB) Koordinatörü Av. Nazan Moroğlu, toplumun her alanında şiddeti görmenin mümkün olduğunu, ailede şiddeti önlemenin tek yolu olmadığını, şiddeti önlemenin yollarının bu panelde ele alınacağını bildirdi.

Aile içi şiddetin mağdurunun genellikle kadınlar olduğunu vurgulayan Moroğlu, her on kadından ikisinin okuma yazma bilmediği, her on kadından ikisinin bir işte çalıştığı ve erkek egemen zihniyetin bulunduğu bir ailede yaşadığı dikkate alındığında şiddetin önlenmesinin ancak devlet politikasıyla gerçekleştirilebileceğinin altını çizdi.

Moroğlu’nun verdiği bilgiye göre şiddete uğrayan kadınların başlıca yaşadıkları sorunlar şunlar:

-         Şikâyette bulunan mağdur korunamıyor, sığınma evlerinin sayısı az ve donanımı yetersiz.

-         4320 sayılı yasanın yetersiz olması, korumanın kimleri kapsayacağının belli olmaması.

-         Aile Mahkemelerinin hemen karar verememesi, koruma karının yerine getirilmesinde karşılaşılan aksaklıklar.

-         Nafakaya karar verilmesi halinde ödemenin nereden yapılacağının belli olmaması.

-         İlk şikâyet makamından başlayarak Aile Mahkemesinin koruma kararını vermesini izleyen kararının uygulamasında sürecin tamamını koordine edecek bir birimin olmaması.

Panelin ilk konuşmacısı Küçükçekmece Belediyesi Kadın Sığınmaevi Sorumlusu İlmiye Gezer, Sığınmaevi’nin çalışmaları hakkında bilgi verdi. Sığınmaevi’nin 1996 yılında hizmet vermeye başladığını belirten Gezer, 2009 yılına kadar Sığınmaevinden 654 kardın ve 683 çocuğun yararlandığını ve yaş ortalamasının 30 olduğunu bildirdi. Gezen, sığınma öncesi, sığınma süreci ve sığınma sonrası yaptıkları çalışmalar ve sığınmaevi tesisi hakkında istatistikî ve görsel bilgiler sundu. 

Aile Mahkemesi Emekli Hâkimi İzzet Doğan, aile içi şiddetin resmi makamlara ulaşanlardan çok fazla olduğunu, şiddet gören kadının daha fazla şiddet görme korkusuyla şikâyetten çekindiğini söyledi.

Aile Mahkemelerinin çalışmaları ve aldıkları karalar hakkında ayrıntılı bilgi veren Doğan, “Ülkemizde kadın, potansiyel şiddet gören bir meta haline getirilmiştir. Türkiye’de kadının sosyal yaşamdan arındırılmasını istemiyoruz” dedi.

Emniyet Amiri Aydın Başaran da Emniyet Müdürlüğünde oluşturulan birimin ailenin korunması ve aile içi şiddetin önlenmesi bakımından yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.

İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Aydeniz Alisbah Tuskan, İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak Kadıköy, Kartal, Bakırköy ve Merkez’deki Adli Yardım Bürolarında şiddete maruz kalan kadınlara hukuk yardımı yapıldığını söyledi. Adli Yardım Yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına yönelik çalışmaların sürdürüldüğünü belirten Tuskan, İstanbul’un büyük bir metropol olduğunu ve Adli yardım Bürolarının sayısının da arttırılmasını beklediklerini bildirdi.

Kadın sığınma evlerinin sayısının da yetersiz bulunduğuna dikkat çeken Tuskan, 2011 yılında en az 11 sığınmaevi yapılması çağrısında bulunduklarını ve etkili çözüm için sığınmaevlerinin devlet eliyle kurulması ve yönetilmesi gerektiğini vurguladı.

Erkeklerin farkındalığını artırmak için eğitim çalışmaları yapılması gerektiğinin de belirten Tuskan, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsünce yapılan ve TBMM Kadın-Erkek Eşitliği Komisyonuna sunulan rapor hakkında bilgi verdi.

Tuskan, araştırmaya göre, Türkiye’de 186.782 kadının kumasının bulunduğunu, 5 milyon 439 bin 367 kadının çocuk yaşta evlendirildiğini, 2 milyon kadın için başlık parası istendiğini, ‘Erkek çocuk itibar kazandırır’ iddiasıyla da kumalığın tetiklendiğinin tespit edildiğini kaydetti.

Galeri

Kategori:Haberler
Kadın Kuruluşları Bu Yıl 11 Sığınma Evi Daha Açılması İçin Çağrıda Bulundu | İstanbul Barosu