İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Kadın Haklarında Olumlu Ayrımcılık Mutlaka Desteklenmelidir

İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezince düzenlenen ”Kadın Haklarında Olumlu Ayrımcılık” konulu panel, 5 Mart 2010 Cuma günü saat 11.00 – 15.00 arasında Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.

Kadın Haklarında Olumlu Ayrımcılık
Mutlaka Desteklenmelidir

İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezince düzenlenen ”Kadın Haklarında Olumlu Ayrımcılık” konulu panel, 5 Mart 2010 Cuma günü saat 11.00 – 15.00 arasında Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.

İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Sekreteri Av. Afet Gülen Köse’nin sunumunu yaptığı panelin açılışında konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın, “Olumlu ayrımcılık, toplumdaki genel haklardan yararlanamayan gruplara, herkesin rahatça kullanabildiği bazı hakları çeşitli sebeplerden dolayı kullanamayabileceği için; onlar ancak bazı özel birtakım haklara sahip olurlarsa çoğunlukla gerçekten eşit olma şansını yakalayabilecekleri düşüncesiyle yapılır. Olumlu ayrımcılık fazladan bir hak değildir. Sadece herkesle gerçek anlamda eşit olunabilmesinin garanti altına alınmasıdır” dedi.

Cinsiyet bağlamında olumlu ayrımcılığının tarihsel gelişimi hakkında bilgiler veren Aydın, kadının iş hayatına girmesi, eşit eğitim olanakları sayesinde kız çocuklarının okutulması, kadının ihtiyaçları doğrultusunda, mesaiye kalmamaları, daha az seyahat etmeleri, daha hafif işlerde çalışmaları, çocuk ve aile ile ilgili durumlarda daha kolay izin alabilmeleri, çok riskli görevlerin kadın çalışanlara verilmemesi, uzun doğum izinleri ve erken emeklilik hakkı gibi bazı düzenlemelerin yapıldığını bildirdi.

Sadece bir teoriden ibaret olan olumlu ayrımcılığın pratik düzenlemelerle desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Muammer Aydın, ülkemizde kız çocuklarının okula gönderilmemesi, kadınların istihdama katılamaması, sosyal ve ekonomik özgürlüklerinin kısıtlı olması dolayısıyla kendilerini geliştirme olanaklarının az olması kadınlar konusunda olumlu ayrımcılık uygulamalarını Türkiye'de de zorunlu kıldığının altını çizdi.

Paneli yöneten İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Av. Aydeniz Alisbah Tuskan, Türkiye’de kadın haklarının iç hukuk olmaktan çıkarak uluslararası boyut kazandığını, kadın haklarını koruyamayan Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından cezalandırıldığını, kadın istihdamı açısından da son 10 yılda gerileme yaşandığını bildirdi.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Kürsüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Saibe Oktay Özdemir, Türkiye’nin CEDAW sözleşmesini imzalamasıyla kadınlar için olumlu ayrımcılığı resmen tanıdığını söyledi.

Eşitliğin eşit durumda olanlar için söz konusu olduğunu, eşit durumda olmayanları önce eşit duruma getirip ondan sonra eşitlikten söz edilmesi gerektiğini vurgulayan Özdemir, eşitlik için işe yasalardan başlanması, eğitim ve mesleki alanlarda, istihdamda olumlu ayrımcılıkların belirlenmesi, bundan sonra da toplumsal algının bu anlayışa getirilmesi gerektiğini bildirdi.

Karar mekanizmalarında Avrupa ülkelerinde bile eşitliğin tam olarak sağlanamadığını hatırlatan Özdemir, Avrupa Birliğinin yayınladığı pek çok yönergede bunun örneklerini gördüklerini ve AB yönergelerle üye devletlere çeşitli tavsiyelerde bulunduğunu söyledi.

2002’ye kadar kadın – erkek eşitliği konusunda hiçbir hak verilmediğinin altını çizen Özdemir, 2002’den sonra AB’ye üyelik sürecinde AB’nin zoruyla bazı hak düzenlemeleri yapıldığını sözlerine ekledi.

İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kadriye Bakırcı da istihdamda olumlu ayrımcılık ve eşitlik kavramı üzerinde durdu. Eşitliği, biçimsel eşitlik, maddi eşitlik ve fırsat eşitliği olarak sınıflandıran Bakırcı, Olumlu Eylem kavramının kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasında daha üst düzeyde bir kavram olduğunu, Olumlu Eylem’in alt kavramı olan olumlu ayrımcılığın ise aradaki farklılıkları ortadan kaldırmak için tanınan bir hak olduğunu söyledi.

İstihdam ve çalışma haklarının güvence altına alındığın uluslararası sözleşmeler ve İLO kararlarıyla ayrımcılığı ortadan kaldırmanın mümkün olmadığını vurgulayan Bakırcı, AB kararlarının Türkçe çevirilerinde çok büyük yanlışlıklar yapıldığını, kararları orijinalinden görmek gerektiğini bildirdi.

AB’nin anayasası yerine geçen Lizbon anlaşmasının bu yıl yürürlüğe gireceğini, AB’ye üye ülkelerde çalışan kadınlar için %60 istihdamın öngörüldüğünü belirten Bakırcı, anayasamızın 90. maddesiyle uluslar arası hukukun tanındığını, anayasaya aykırılığın ileri sürülemeyeceğini, bu nedenle de 90. maddeyi olumlu eyle planı olarak değerlendirdiğini anlattı.

Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Şükran Soner, dünyadaki kadın hareketlerinin emek kazanımlı olarak geliştiğini, zayıfın korunması gerçeği ile eşitlik mücadelesinin başladığını, kadın haklarında örgütlülük temelinde yapılan mücadelelerle kazanımlar elde edildiğini söyledi.

Cumhuriyetin getirdiği kazanımlarla Türkiye’de kadın hakları konusunda ciddi bir yıl alındığını, kadın – erkek eşitliğinin bulunmadığı alanlarda olumlu ayrımcılıkla ilgili düzenlemeler yapıldığını belirten Soner, örneğin kadınlara uygulanan şiddet karşısında kadın sığınma evlerinin geliştirildiğini, anca bunun yeterli olmadığını, daha da geliştirilmesi gerektiğini bildirdi.

Şükran Soner, medya çağında kadın kimliğinin siyasi çıkar aracı olarak kullanıldığını, ABD, İngiltere, İran, Lübnan gibi ülkelerde bununu örneklerinin görüldüğünü, bu ikiyüzlü çirkin politikalar yüzünden dünyada yaşananların insan haklarına aykırı geliştiğinin altını çizdi.  Soner sözlerini şöyle tamamladı: “Kadın haklarında olumlu ayrımcılığı mutlaka ideolojik bir temele oturtmalıyız. Bir ülkede sigortalıların ve sendikalıların oranı çok düşükse, örgütlülük zayıfsa orada olumlu ayrımcılık taleplerinin fazla bir anlamı yoktur. O nedenle travmayı kırmanın çok ciddi çalışmalarını yapmalıyız”.

Soru ve cevap bölümünden sonra İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı

Av. Aydeniz Alisbah Tuskan tarafından panelin konuşmacılarına birer Teşekkür Belgesi verildi.

Galeri

Kategori:Haberler
Kadın Haklarında Olumlu Ayrımcılık Mutlaka Desteklenmelidir | İstanbul Barosu