İstanbul Barosu, Öğrenci Olaylarında Orantısız Güç Kullanan Polis İçin Suç Duyurusunda Bulundu

İstanbul Barosu Başkanı Av. Doç. Dr. Ümit Kocasakal, 06 Ocak 2011 Perşembe günü saat 11.00’da Sultanahmet’te İstanbul Adliyesi Önünde yaptığı basın açıklamasında, son günlerde sıkça tekrarlanan öğrenci olaylarında orantısız güç kullanan kolluk kuvvetleri için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduklarını bildirdi.
İstanbul Barosu Başkanı Kocasakal, daha sonra beraberinde Başkan Yardımcısı Av. Mehmet Durakoğlu, Genel Sekreter Av. Hüseyin Özbek, Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Ufuk Özkap, Yönetim Kurulu Üyeleri Av. Aydeniz Alisbah Tuskan, Av. Başar Yaltı, Av. Turgay Demirci, Av. Hasan Kılıç, Denetleme Kurulu Üyesi Av. Burhan Öğütçü olduğu halde İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’i ziyaret ederek bir süre görüştü.
Başkan Kocasakal, basın mensuplarına hitaben yaptığı konuşmada, kendilerine suç duyurusunda bulunma yetkisini Avukatlık Yasası’nın 76. ve 95. Maddelerinden aldıklarını, Baronun bu yasal görevi yerine getirdiğini bildirdi.
Son zamanlarda demokrasiye karşı büyük bir tahammülsüzlüğün ortaya çıktığını belirten Kocasakal, sanatçıları, sporcuları, rektörleri toplayıp demokrasi vaatlerinde bulunmanın tek başına bir anlam ifade etmediğini, siyasi iktidarın demokratik bir takım testlerde sınıfta kaldığını kaydetti.
İfade özgürlüğünün en önemli yansımalarından birinin toplanma, gösteri yürüyüşü yapma ve protesto özgürlüğü olduğunu hatırlatan Kocasakal, özellikle gençlerin, öğrencilerin ülkedeki bir takım gelişmeleri değerlendirerek protesto etmeleri son derece demokratik bir hak iken siyasal iktidarın polis vasıtasıyla bu hakkın kullanımına büyük bir tahammülsüzlük gösterdiğini söyledi.
Yakın zamanda gençlerin sadece pankart açtıkları için 15 ay hapis cezasına çarptırıldığını, ayrıca geçenlerde birtakım eylemlerde bulunacakları öngörüsüyle gençlerin çevre yolu gişelerinde durdurulduklarını, bir benzin istasyonuna zorla götürüldüklerini, Dolmabahçe konutu önünde protesto gösterileri yapan gençler üzerine göz yaşartıcı gazlar sıkıldığını, orantısız güç kullanılarak coplandıklarını ve bir genç kızımızın çocuğunu düşürdüğünü belirten Kocasakal, “Bunların hiçbirinin hukuki temeli yoktur ve ‘hürriyeti tahdit’ suçunu oluşturmaktadır. Bunların hiç birini demokratik bir ülkede göremezsiniz, bunlar ancak polis devletinde ve sivil dikta yönetimlerinde görülecek şeylerdir” dedi.
Polisin bu davranışına siyasi iktidar tarafından destek verilmesini demokrasi adına çok üzücü bulduklarını, bu tavırla ileriye dönük olarak da polisin orantısız güç kullanmasına onay verilmiş olduğunu ifade eden Kocasakal, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bununla da yetinilmedi, bu öğrencilerin ‘örgüt mensubu’ oldukları nitelemeleri yetmiyormuş gibi bu öğrencileri vekâleten savunan meslektaşımız avukatlar da ‘örgüt mensubu’ olarak nitelendi. Bu tavrı şiddetle kınıyoruz. Bir avukatın ‘bu savunma görevini yapıyor’ diye örgüt mensubu olarak nitelenmesi son derece faşizan bir yaklaşım ve tespittir. Baro olarak buna sessiz kalamayız. Bundan böyle polisin ve siyasal iktidarın bu yöndeki tavır ve eylemleri titizlikle izlenecek ve gerektiğinde beklenen tepki gösterilecektir”.
· BASIN AÇIKLAMASININ TAM METNİ İÇİN TIKLAYINIZ.
· SUÇ DUYURUSUNUN TAM METNİ İÇİN TIKLAYINIZ.


