İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

İstanbul Barosu Lozan’Daydı…

24 Temmuz 2005 tarihinde Lozan’da yapılan ve İstanbul Barosu, adına Yönetim Kurulu Üyesi Zeki Yıldan’ın katıldığı Lozan Antlaşmasının yıldönümü etkinliklerinde yaklaşık 200 aydının; “ Ermeni Soykırımı Uluslararası Bir Yalandır” , “Soykırım Yapmadık Vatanımızı Savunduk” sözleri nedeniyle haklarında soruşturma açılmıştı. Soruşturma sonucunda, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek hakkında da dava açılması kararlaştırılmıştı.

İstanbul Barosu Lozan’Daydı…

24 Temmuz 2005 tarihinde Lozan’da yapılan ve İstanbul Barosu, adına  Yönetim Kurulu Üyesi Zeki Yıldan’ın katıldığı Lozan Antlaşmasının yıldönümü etkinliklerinde  yaklaşık 200 aydının;  “ Ermeni Soykırımı Uluslararası Bir Yalandır” , “Soykırım Yapmadık Vatanımızı Savunduk” sözleri nedeniyle  haklarında soruşturma açılmıştı. Soruşturma sonucunda,  İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek hakkında da dava açılması kararlaştırılmıştı.

İstanbul Barosu, 06 Mart 2007 tarihinde yapılan duruşmada da Baromuzu temsilen Yönetim Kurulu Üyesi Zeki Yıldan’ı görevlendirerek, ulusal  sorunumuza ilişkin dayanışma örneği gösterdi. Doğu Perinçek şahsındaki yargılamanın esas itibariyle Cumhuriyet Tarihimize ilişkin bir yargılama olacağı kanısından hareketle, olayın iç siyaset boyutunu aşan bir duyarlılık ile değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koydu.

Bu davanın ve kararın analizini aşağıdaki Basın Bildirisi vasıtasıyla  kamuoyu ile paylaştık. Basın Bildirimiz aynen şöyledir:

İSTANBUL BAROSU BASIN BİLDİRİSİ

İstanbul Barosu 6 Mart 2007 tarihinde İsviçre’nin Lozan kentinde yapılan ve İsviçre Yasaları gereğince “yargılama” olarak nitelendirilen Lozan Kent Mahkemesindeki “duruşmadan” bir hukuk kurumu olarak utanç duymuştur.

Bir ulusun “onurlu bir bireyi” sıfatını taşıyan her yurttaşının, tarihsel bilinç ile ifade etmeyi görev sayacağı düşüncelerinden dolayı yargılanması ve mahkum olması, uygar dünyanın  “evrensel hukuk normları” iddiasını tümüyle etkisizleştirmektedir. Bu iddiaların tarih boyunca savunusunu yapanların, “düşünce özgürlüğü” kavramını sadece kendileri için geçerli bir kalıp olarak görmeleri, tek kelimeyle “ibret vericidir”.

Yargılamanın şeklinden, usulüne ve özellikle de tanıklara sorulan sorulardan, kararın referans noktalarına kadar tümüyle  “tarafgir” bir nitelik taşıması, “batı” kavramına yüklenen “adalet” inancının da köreldiğinin göstergesidir. Bu yargılama, sadece Türkler için değil, bütün dünya için özellikle de hukuk açısından çok önemli  bir derstir. İnsan onurunun, temel hukuk normlarına aykırı yasaları asla kabul etmeyeceğinin sergilenebilmiş olması bakımından, bu “özgün yargılama”,  hukuksal açıdan geriye dönüştür.

Bu “özgün yargılama”, kendi egemenlik alanları içinde önyargılarla oluşturulmuş yasal düzenlemelere rağmen “gerçek bir yargılama” yapılamayacağının göstergesi olmuştur. Bu sayede kanıtlanmıştır ki, tarihsel gerçekleri Mahkeme Salonlarında değiştirmeye kalkışanlar, sürekli “delinen” yasaları ile asla dünyaya örnek olamayacaklardır.

İstanbul Barosu düşünce özgürlüğüne olan inancını bir kez daha pekiştirirken, ülkemizin özgürlükler dünyasının onurlu bir üyesi olma iddiasına katkı vermeye devam edecektir.
Kategori:Haberler