İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Basın Açıklaması

Kadınlara karşı kadın olmalarından kaynaklanan cinsiyetçi söylem,

İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Basın Açıklaması

Kadınlara karşı kadın olmalarından kaynaklanan cinsiyetçi söylem, eylem ve davranışlar tüm ulusal ve uluslararası hukuk normlarına aykırıdır.  Siyasal,  ekonomik,  sosyal, kültürel,  kişisel veya diğer alanlardaki hakların ve temel özgürlüklerin kadınlara tanınmasını, kadınların bu haklardan yararlanmalarını veya kullanmalarını engelleme veya hükümsüz kılma amacını taşıyan veya bu sonucu doğuran cinsiyete dayalı her hangi bir ayrım, dışlama veya kısıtlama kadınlara karşı yapılan ayrımcılıktır. (CEDAW 5.MD.) .

Ki; Bir Belediye Başkanının; “belediye başkan yardımcılığı ve belediye başkan vekilliğine kadınları getirmeyi düşünmediğini, toplumun bunu hazmetmeyeceğini, bunun dinen ve örfen de uygun olmadığının” söylendiği iddiası bulunmaktadır. Şu an için sadece bir iddia olarak kabul edilse bile, kadına karşı cinsiyete dayalı ayrımcılık olarak toplumda yarattığı infial nedeni ile kadınlara karşı kadın olmalarından kaynaklanan cinsiyetçi söylem, eylem ve davranışlar konusunda son zamanlarda sıkça yapmak durumunda kaldığımız açıklamalarımızı tekrar etme gereğini duymaktayız.

Devlet tüm organları ile siyasal ve kamusal yaşamında kadınlara karşı ayrımcılığı tasfiye etmek için gerekli her türlü tedbiri almakla yükümlüdür. Kültür, örf ve adet, din, gelenek gerekçeleri ile kadına karşı cinsiyete dayalı ayrımcılık yapmak aynı zamanda  ulusal ve uluslararası mevzuatımızda kadına karşı şiddettir. Kadınların erkeklerle eşit şekilde kamusal olarak seçim yapılan bütün organlara seçilebilmek hakkı, kamu görevlerine atanma ve idarenin her düzeyinde kamusal görevleri yerine getirme hakkını sağlamakta da yükümleri arasındadır ( AY. CEDAW, İstanbul Sözleşmesi ) .

 Bu kapsamda, Kadının İnsan Hakları Ulusal ve Uluslararası Mevzuatla korunmaktadır. “Kadınlara  Karşı Her Türlü Ayrımcılığın  Kaldırılması Sözleşmesi”  hükümleri başta olmak üzere kadınlara karşı ayrımcılığı yasaklayan Anayasanın da üstünde sayılan  uluslararası sözleşme hükümlerini bu tür her eylem ve söylemde olduğu gibi tekrar tekrar hatırlatarak;

“Kadınlara  Karşı Her Türlü Ayrımcılığın  Kaldırılması Sözleşmesi” gereği taraf devlet olarak;

·         Her iki cinsten birinin aşağı veya üstün olduğu veya erkekler ile kadınların basma kalıp rollere sahip oldukları düşüncesine dayanan bütün önyargılar ve gelenekler ile her türlü uygulamayı tasfiye etmek amacıyla erkeklerin ve kadınların sosyal ve kültürel davranış tarzlarını değiştirilmesi için gerekli tedbirleri almakla, Gerçek ve tüzel bütün ilgili kişi, kurum ve kuruluşların kadınlara karşı ayrımcılık yapılmasını önlemekle ve Sözleşme ile ilgili bilgiyi yaygınlaştırmakla, Kadınlara karşı ayrımcılık niteliğindeki bir eylem veya uygulamadan kaçınmak ve kamu kurum ve kuruluşların bu yükümlülüğe uygun davranmalarını sağlamakla, kadınların tam olarak gelişmelerini ve ilerlemelerini sağlamak üzere, erkeklerle eşitlik temeline dayanan insan haklarını ve temel özgürlüklerini güvence altına almak ve kullanmalarını sağlamak amacıyla, mevzuat çıkarmak da dahil her alanda ve özellikle siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel alanlarda gerekli her türlü tedbiri almakla yükümlü olduğumuzu,

·       VE YİNE Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin  ( İstanbul Sözleşmesi ):“Toplumsal cinsiyet bakış açısından kaynaklanan kadına karşı ayrımcılık bir kadına karşı şiddettir” ibaresini hatırlatarak,  sözleşme gereği;

Taraf devlet olarak ülkenin siyasal ve kamusal yaşamında kadınlara karşı ayrımcılığı tasfiye etmek için gerekli her türlü tedbiri almak ve, özellikle kadınların erkeklerle eşit şekilde,  kamusal  olarak  seçim  yapılan  bütün organlara seçilebilmek, kamu görevlerine atanma ve idarenin her düzeyinde kamusal görevleri yerine getirme haklarını güvence altına almak, kadın erkek eşitliği ve kadınları güçlendiren politikalarını teşvik etmek ve etkili bir şekilde uygulamak,  kadınlara karşı her türlü ayrımcılığı kınamak ve kadınlara karşı her türlü ayrımcılığı önlemek üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri gecikmeksizin almak, şiddetin Önlenmesinde, kültür, örf ve adet, din, gelenek veya ”namus”un şiddet eylemlerinin bir gerekçesi olarak kabul edilmemesini güvence altına almak, kadınlara  karşı  ayrımcılık  oluşturan  mevcut  yasaları,  hukuki  düzenlemeleri,  gelenekleri  ve uygulamaları değiştirmek veya kaldırmak için gerekli siyasal, ekonomik ve kültürel alanlarda her türlü tedbiri almakla yükümlü olduğumuzu da hatırlatırız.

Kategori:Haberler
İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Basın Açıklaması | İstanbul Barosu