İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi 25 Kasım Kadına Karşı Şiddeti Önleme Günü Basın Bildirisi

"Kadını özgürleştirmek önemli ancak ona özgürlüğü öğretmek ve her iki cinside eğitmek gerek"
Ülkemizde kadına şiddet önlenemediği gibi artarak devam etmektedir. Kadınların insan haklarının temeli olan yaşam hakkı başta olmak üzere ekonomik, sosyal, kişisel yaşamında özgürlüğü ihlal edilmektedir. Haklarının bilincinde olmayan kadın da onu ikinci sınıf insan konumuna düşüren zihniyetleri kadına özgürlük olarak algılamaktadır.
“SORUN YASALARDA DEĞİL UYGULAMADA, TOPLUMDA KADININ İNSAN HAKLARI KONUSUNDAKİ BİLİNÇ EKSİKLİĞİNDE" söylemini ise sürekli tekrar ediyoruz. Etmeye de devam edecek görünüyoruz. Ayrıca konu ile ilgili erkek farkındalığı da gittikçe önem kazanıyor.
Gerek tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerde gerekse iç hukuk mevzuatımızda kadına yönelik şiddet: Kadınlara, yalnızca kadın oldukları için uygulanan veya kadınları etkileyen cinsiyete dayalı bir ayrımcılık ile kadının insan hakları ihlaline yol açan ve şiddet olarak tanımlanan her türlü tutum ve davranış" olarak, Şiddet ise: Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfi engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranış" tanımlanmıştır.
Devlet siyaseti ve politikası, hükümetlerin değişimi ile değişebilecektir ancak değişmez olan, tüm devletler için ortak hedef ve yüküm olarak insan hakları yönünde ileri gitmektir. Bunun da en temel yolu imzalanan uluslararası sözleşmelerin iç hukuka aktarılabilmesidir.
Devletler bu yükümlülükleri sadece kağıt üzerinde yerine getirmekle değil, aynı zamanda bunları hayata geçirmekle de yükümlüdür. Bu durumda yasalar yapılırken "samimi" olunması, uluslararası sözleşme hükümlerinin hayata geçirileceği teşviklerin yasalarda ve uygulamada yer alması zorunludur. Ki Anayasamızın 90/5 maddesinde "uluslararası sözleşme hükümleri ile iç hukuk kurallarının çelişmesi durumunda uluslararası sözleşme hükümlerinin uygulanacağını" açıkça belirtmiştir.
Bu kapsamda Devlet kurumlarının, hükümetlerin kadını ötekileştiren uygulamaları, söz ve davranışları, mağdur eden düzenlemeleri de uluslararası hukuk ve iç hukuka aykırıdır, "Kadının insan haklan ihlalidir", kadına şiddettir. Kadına şiddeti, uygulamada ki sorunlar, dolayısı ile de zihniyette bağlarken öncelikle kadının insan haklarının korunması yönündeki zihniyet değişimini sağlayacak olan devletin katkısını sorgulamak gerekmektedir.
BM insan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa insan Hakları Sözleşmesi, CEDAW
(Kadınlara Karşı Her türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi), BM bildirgeleri ve özelikle İstanbul Sözleşmesi’nin (Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile içi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi) aşağıdaki maddeleri kapsamında devlete yüklediği sorumluluklar şunlardır:
Madde 5/1 - Devlet yükümlülükleri ve gereken özeni gösterme sorumluluğu: Taraf Devletler kadına yönelik herhangi bir şiddet eylemiyle ilişkilenmekten kaçınır ve devlet adına hareket eden devlet yetkililerinin, görevlilerinin, organlarının, kurumlarının ve diğer aktörlerin bu yükümlülüğe uygun davranmalarını sağlar.
Madde 12/I Taraf Devletler, kadınların aşağı bir cins olduğu veya erkekler ile kadınlar için alışılagelmiş rollerin bulunduğu düşüncesine dayanan önyargıları, örf ve adetleri, gelenekleri ve her türlü uygulamaları yok etmek amacıyla kadınların ve erkeklerin sosyal ve kültürel davranış kalıplarının değiştirilmesi için gerekli tedbirleri alır.
Madde 12/4. Taraf Devletler, tüm toplumu, özellikle erkekleri ve erkek çocukları bu Sözleşme kapsamına giren bütün şiddet biçimlerinin önlenmesine aktif bir şekilde katkıda bulunmaları için teşvik etmek amacıyla gerekli tedbirleri alır.
Madde 12/5. Taraf Devletler, kültür, örf ve adet, din, gelenek veya sözde "namus"un bu Sözleşme kapsamında yer alan şiddet eylemlerinin bir gerekçesi olarak kabul edilmemesini güvence altına alır.
Madde 12/6. Taraf Devletler, kadınların güçlenmesi için program ve faaliyetleri arttırmak amacıyla gerekli tedbirleri alır.
Madde 14/1 Eğitim, Taraf Devletler, kadın erkek eşitliği, kalıplaştırılmayan toplumsal cinsiyet rollerini, karşılıklı saygıyı, kişiler arası ilişkilerde şiddetten kaçınma temelinde çatışma çözümünü, kadına yönelik cinsiyete dayalı şiddet ve kişisel bütünlük hakkı meselelerinin resmi müfredat içerisinde ve eğitim sürecinin her düzeyinde öğrencilerin gelişim kapasitelerine uygun olarak öğretim materyallerinin içerisine dâhil edilmesi için uygun olan durumlarda gerekli adımları atar.
DEVLETLERE BU YÜKÜMLERİ YÜKLEMEKTE İKEN UYGULAMADA BUNLARIN AKSİNİ HALEN VE ARTARAK NİYE GÖRMEKTEYİZ....!!!???
BUNUN CEVABINI 25 KASIM CUMA GÜNÜ YİNE KONUŞACAK, TARTIŞACAK ve ÇÖZÜMLERİN NASIL HAYATA GEÇİRİLECEĞİNİ DÜŞÜNECEĞİZ...
TÜM DÜNYA KADINLARI İÇİN ŞİDDETSİZ GÜNLER DİLEYEREK TÜM DEVLETLERİN, KADINA YÖNELİK ŞİDDET KONUSUNDA, ÖNLEMLERİNİ ACİLLEŞTİRMESİNİ İSTİYORUZ...


