İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi Pazarkule Sınır Kapısı Ziyareti Raporu

1 Mart 2020 tarihinde İnsan Hakları Merkezi Mülteci Hakları Alt Çalışma Grubu'nu temsilen bir heyet sınır kapısındaki son durumu incelemek ve hak ihlallerini tespit etmek üzere Edirne Yunanistan arasındaki Pazarkule sınır kapısına gitmiştir.
Pazarkule sınır kapısı ve civar arazide farklı uyruklardan kadınların, çocukların ve yaşlıların da bulunduğu 2000 civarında kişiden oluşan grup Yunanistan'a geçmek üzere üç gündür beklemektedir. Bekleyenierin çoğunluğunun Afganistan, İran ve Pakistan vatandaşı olduğu ama grupta Suriye, Nijerya, Kamerun'dan gelen kişilerin de olduğu ve bu kişilerin Türkiye'nin her yerinden gelen kayıtlı ve kayıtsız sığınmacılardan oluştuğu tespit edilmiştir. Sınır kapısı Yunanistan tarafından kapalıdır ve Yunanistan tarafında bekleyen polisler yoğun bir şekilde biber gazı, ses bombası atarak ve tazyikli su sıkarak bekleyen gruba saldırmaktadır.
Aralarında kadın, çocuk ve yaşlıların da olduğu insanların üzerlerini kapatacak bir şey olmadan nemli ve soğuk zeminde oturdukları, uyudukları ve ısınmak için etraftan topladıkları odunlar ile ateş yaktıkları gözlemlenmiştir. Sivil toplum kuruluşları yiyecek dağıtımı yapmaktadır fakat alanda yeterli gıdanın olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca alan hijyen açısından kötü durumdadır ve güvenlik riskleri taşımaktadır. Alana mobil tuvalet getirilmiştir fakat bu tuvalet yetersizdir ve önünde uzun kuyruklar oluşmaktadır. Alanda iki ambulans beklemektedir ve yaralananlara destek sağlamaktadır. İhtiyaç durumunda alana dışarıdan da ambulans desteği sağlanmaktadır.
Görüşülen yaklaşık 40 kişi sınırı geçecekleri yönünde beklentileri olduğunu ve alanda beklemeye devam edeceklerini belirtmiştir. Konuştuğumuz kişilerin asıl amacının Yunanisan'dan ziyade Almanya ya da Fransa'ya gitmek olduğu tespit edilmiştir. Halihazırda Türkiye'de kayıtlı olan sığınmacılar özellikle Türkiye'de çalışma iznine erişimde yaşadıkları sorunlar sebebiyle ülkeden gitmek istediklerini ifade etmişlerdir. Yunanistan tarafından yapılan saldırılarda özellikle çocukların ezilme tehlikesi geçirdiği ve birçok kişinin gaz fişekieri ile yaralandığı aktarılmıştır. Ayrıca kara sınırından geçiş yapmayı başaran ve Yunan polisi tarafından yakalanan 200-250 civarında kişinin sopalarla dövülerek, paraları, telefonları ve ayakkabı bağcıklarını alınarak araçlarla Türkiye tarafına geri itildiği kaydedilmiştir. r.
Alanda özellikle gıda, hijyen malzemesi, tıbbi maske, mobil tuvalet, battaniye, kıyafet, çocuk maması ve çocuk bezinin acil ihtiyaçlar arasında olduğu tespit edilmiştir.
Sınır Kapılarının Açılması Hakkında
Suriye'nin İdlip bölgesinde yaşanan son gelişınelerin ardından ülkemizin batısındaki sınır kapılarının Avrupa'ya ulaşmak isteyen sığmınacıların geçişine açıldığı, takiben kısa sürede yüzlerce sığınmacının batı sınırlarımıza doğru hareketlendiği gözlemlelenmektedir.
İstanbul Barosu İnsan Haklara Merkezi olarak, öncelikle, yaşam hakkı ve kötü muamele yasağı çerçevesinde, kamu makamlarının sığınmacıların güvenli geçişlerinin sağlanması ve genel olarak düzensiz göçün teşvik edilmemesi noktasındaki sorumluluklarını hatırlatırız.
Özellikle, deniz yolu üzerinden yaşamsal tehlike arz eden yöntemler ile geçiş yapmakta olan sığınmacıların risk altında olan yaşam haklarının pozitif yükümlülük kapsamında devlet tarafından mutlak bir şekilde korunması gerektiğini önemle vurgularız.
Kamu makamlarının sığınmacıların insan ticareti ve göçmen kaçakçılığı suçlarından mağdur olmamaları ve zarar görmemeleri adına ivedi olarak gerekli tedbirleri almaları beklenmektedir.
Öte yandan, Türkiye'nin sınır kapılarını açmasına karşılık sınır komşumuz olan Avrupa Birliği devletlerinin sınır güvenliği görevlilerinin şiddet uygulayarak sığınmacıları reddettiği de görülmektedir. Avrupa Birliği üyesi devletler gerek 2016 yılında yürürlüğe giren Geri Kabul Anlaşması ve sınır politikaları ile gerekse yetersiz yeniden yerleştirme kotaları ile uluslararası iş birliği ve sorumluluk paylaşımına aykırı hareket etmektedir. Bu durum halihazırda milyonlarca sığınmacının sorumluluğunu üstlenmiş olan Türkiye'nin bu alandaki yükümlülüklerini kaçınılmaz olarak artırmaktadır.
İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi olarak, sığınmacıların temel haklarına ve sınır güvenliğine ilişkin Anayasa ve kanun hükümleri ile İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi başta olmak üzere uluslararası sözleşmelerin geçerliliğini ve bağlayıcılığını vurgularız.
İSTANBUL BAROSU İNSAN HAKLARI MERKEZİ


