İstanbul Barosu Hukukun Üstünlüğünü Savunmayı Sürdürecektir
11.02.2009 günlü bazı basın organlarında Şener Eruygur’un tahliyesi ile ilgili olarak Ankara, İzmir ve İstanbul Barosu’nun da, aralarında olduğu Baroların, Eruygur’un eşiyle görüşerek “bu konuda yardıma hazırız” dedikleri yönünde haberlere yer verilmiştir.

11.02.2009 günlü bazı basın organlarında Şener Eruygur’un tahliyesi ile ilgili olarak Ankara, İzmir ve İstanbul Barosu’nun da, aralarında olduğu Baroların, Eruygur’un eşiyle görüşerek “bu konuda yardıma hazırız” dedikleri yönünde haberlere yer verilmiştir.
Bu haberin içeriği tümüyle gerçek dışıdır. İstanbul Barosu hiçbir şekilde açıklamada belirtildiği gibi kimseyle görüşme ve dayanışma içinde olmamış ve özelde de kimseye destek olacağına dair söz vermemiştir. Kaldı ki genelde Baroların özelde İstanbul Barosu’nun, hiçbir kişi ya da kurumun avukatlığına soyunması da düşünülemez. 130 yılı aşkın süredir Hukukun üstünlüğü ve Yargı Bağımsızlığı’nı savunan saygın bir hukuk kurumunun “Avukatlık Bürosu” olmadığına dikkat çekmek istiyoruz.
Diğer yandan doğruluğu tartışmalı olan, ortam dinlemesi ile ele geçirildiği söylenen bilgilerin özel hayatın gizliliğini ihlal etmesi bir yana, hukuka aykırı olarak elde edildiği de izahtan varestedir. Bu anlamda soruşturmalardaki yöntemlerle toplumda yaratılan korku ve yılgınlık yanında oluşturulan her konudaki kafa karışıklığına yenilerini eklemek ve baroları yıpratmaya yönelik haber ve benzeri girişimler; hukukun üstünlüğüne inanan yargının tam bağımsızlığını savunan baroları susturmaya yetmeyecektir. Her türlü hukuksuzluğa karşı duran ve güncel soruşturmalardaki hukuka aykırılıkları, insan hakları ihlallerini hukuki gerekçeler ve yasalar çerçevesinde cesaretle dile getiren, yargısız infazlara karşı duran Barolara gözdağı vermeye kimsenin gücünün yetmeyeceğini düşünüyoruz.
Baromuz daha önce bu soruşturma kapsamında tutuklu bulunan ve sağlık durumları nedeniyle yaşam hakları tehdit altında olan ve cezaevinde kalmalarının yaşamsal tehdit içereceği belirlenen kişilerin sağlık hakkı kapsamındaki anayasal taleplerini seslendirmiş ve bu kişiler ile müdafilerinin ilgili mahkemelere yaptıkları tahliye istemlerinin bu bağlamda yeniden gözden geçirilmesini insan hakları boyutu ile seslendirmiş, gerçekleştirmiş ve bu duruma kamuoyunun dikkatini çekmiştir.
Anayasamızın 17. maddesinde herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu, 56. maddesi ile de devletin; herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlama yükümlülüğünde olduğu belirtilmiştir. İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin 5. maddesinde herkesin kişi güvenliği hakkı olduğu düzenlenmiştir. Ceza Muhakemesi Hukukunun temel ilkelerinden birisi, insan haklarına saygıdır. Bu kavram içerisinde şüphelilerin sağlık ve yaşama hakkı da bulunur.
Nitekim 1136 sayılı Avukatlık Yasası'nın 4667 sayılı yasa ile değişik 76. maddesinde; Baroların; hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumakla görevli olduğu, yine Avukatlık Yasası’nın Yönetim Kurulunun görevlerini saydığı 95. maddesinin 21. bendinde de Yönetim Kurulunun hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve daha da önemlisi bu kavramlara işlerlik kazandırmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Bu yasal çerçeve içerisinde yaptığımız ve kamuoyuyla paylaştığımız hukuki ve insani amaçlı kurumsal sorumluluğumuzdan kaynaklı duyarlılığımızın ve çalışmalarımızın, başka yönlere çekilmek istenmesi hiçbir etik kavram ile açıklanamaz.
İstanbul Barosu, yasaların kendisine verdiği yetkiler doğrultusunda, Yargı Bağımsızlığı, Adil Yargılanma Hakkı ve Hukukun Üstünlüğü yönündeki çaba ve çalışmalarını sürdürmeye devam edecektir.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.


