İstanbul Barosu Fransa’Yı Bir Kez Daha Uyardı
İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri, sözde Ermeni soykırımını inkârını suç sayan yasayı görüşün Fransa Parlamentosunu bir kez daya uyararak sağduyulu davranmaya çağırdı.

İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri, sözde Ermeni soykırımını inkârını suç sayan yasayı görüşün Fransa Parlamentosunu bir kez daya uyararak sağduyulu davranmaya çağırdı.
Baro Başkanı ve Yönetim Kurulu üyeleri 12 Ekim Perşembe günü saat 10.00’da Fransa’nın İstanbul Başkonsolosluğu önünde bir basın açıklaması yaptılar. İstanbul Barosu Başkanı
Av. Kazım Kolcuoğlu, yaptığı konuşmada, Fransız Parlamentosunun bugün görüşmeye başladığı yasanın 2001 yılında kabul ettiği Ermeni Soykırımı yasasının bir devamı olduğunu söyledi.
Başkan Kolcuoğlu, daha sonra basın açıklamasını kamuoyunun bilgisine sundu. Açıklama şöyle:
“Bilindiği gibi, Fransız Parlamentosu 18 Ocak 2001'de, "Fransa, 1915 soykırımını açıkça tanır" şeklinde tek maddelik bir yasa kabul etmişti. Yakın bir zamanda ise Fransa'da, Ermeni soykırımı savlarını ret etmenin suç sayılmasına ilişkin yasa tasarısını yeniden gündeme getirdi.
Tasarının yasalaşması, çok ciddi sorunlara yol açacak; ayrıca Türk-Fransız ilişkilerine ağır ve onarılması güç zararlar verecektir.
Fransa'nın düşünce özgürlüğünün savunulmasında oynadığı öncü rolü ile bağdaşmayan bu girişim, Fransa'da yaşayan veya Fransa'yı ziyaret edecek nesnel tarihçilerin ve Türklerin düşüncelerini rahatça açıklamalarını engelleyecektir. Bu durum da en başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin <ı>İfade Özgürlüğü’nü düzenleyen 10. maddesiı>ni ihlal edecektir. Bildiğiniz üzere madde <ı>“Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir almak ve vermek özgürlüğünü de içerir,”ı> hükmünü öngörmektedir. Bu durumda tasarının yasalaşması en temel hukuk normuna aykırı düşmekle, hukuk sistemine de büyük zararlar verecektir.
Fransız tarihçi Azema’nın da belirttiği üzere, hafızalarla oynamak, hafızalar üzerinde araştırma yapmak ve söz söylemek parlamentoların görevi değil, tarihçilerin görevidir. Esasen “yasalar gerçeği dile getiremeyeceği gibi, “tarihi gerçek” kavramı, devlet otoritesi tarafından kabul edilebilecek ve tanınabilecek bir gerçeklik türü de değildir. Tarih sadece ve sadece tarihçilere ait bir alandır. Bu alanın, cezai yaptırım korkusu ile araştırma ve tartışma konusu dışına çıkarılması ise her şeyden önce tarihe ve tarihçilere yapılmış büyük bir haksızlıktır.
Fransa'da bu konuda araştırma yapmak isteyen tarafsız akademisyen ve bilim adamlarının çalışmaları da yine bu yasayla engellenecektir. Fransız tarihçilerin çağrılarını dikkate almayan "Ermeni trajedisinin soykırım olmadığı ifade etmeyi" suç sayan bu tasarıyla, tarih, siyasetin güdümüne girecektir.
Yasalarla resmi tarih yazma girişimlerinin, tarihçinin bağımsızlığı ilkesini ve fikir özgürlüğünün yanında akademik ve bilimsel özgürlükleri de yok etme sonucunu doğuracağı açıktır.
Yasa ve yasaklamalarla tarihteki olayların belirlenemeyeceğini düşünüyoruz. Geçmişte yaşanan sıkıntıların bu yasaklamayla, geleceğe taşınarak barışa hizmet etmeyeceği ortadadır.
Bu konudaki hassasiyet ve endişelerimizi kamuoyuyla paylaşırken, tasarının yasalaşmaması için Fransız Parlamenterleri bir kez daha düşünmeye davet ediyoruz.
Saygılarımızla.”


